“SATILIK TOPRAĞIMIZ YOK!”

Fatsa’da ve çevre ilçelerde yürütülen maden faaliyetlerine karşı Fatsa’da sivil toplum kuruluşları, muhtarlar ve vatandaşlar meydanlara indi. Geniş katılımın sağlandığı etkinlikte madene karşı ses yükseltilerek tepki gösterildi.

Haber Giriş Tarihi: 06.04.2026 17:50
Haber Güncellenme Tarihi: 06.04.2026 17:50

Etkinlikte konuşan Fatsa Çevre Derneği Başkanı Zeki Odabaş, yaklaşan maden ihalelerine tepki göstererek, bölge halkının çevre ve yaşam alanlarına sahip çıkma kararlılığını vurguladı. Odabaş, “Bir tanesini hukuksal mücadeleyle kapattık, o şirketin ruhsatını iptal ettirdik. Ancak şimdi 8-9 Nisan 2026 tarihlerinde, 18 mahalle ve köyümüzü kapsayan yeni maden sahalarının ihalesiyle yeniden karşı karşıyayız” dedi. Başkan Odabaş, son bir aydır köy köy, mahalle mahalle dolaşarak vatandaşları maden faaliyetlerinin çevreye, insan sağlığına ve yaşam alanlarına vereceği zararlar konusunda bilgilendirdiklerini ifade ederek, “Bugün ise memnuniyetle görüyorum ki; köylerimiz ve Fatsa halkı bu meseleye sahip çıkıyor. Artık herkes bu tehlikenin farkında” diyen Odabaş, bölge halkının duyarlılığına dikkat çekti. Odabaş, konuşması şu sözlerle tamamladı: “İşte bu yüzden buradayız. Bu meydanları doldurdunuz. Çünkü sizler yaşam alanlarınıza, geleceğinize ve bu topraklara sahip çıkmak için buraya geldiniz.” Fatsa Çevre Derneği’nin çağrısı, bölge halkını ve sivil toplum kuruluşlarını maden ihalelerine karşı daha güçlü ve organize bir şekilde mücadeleye davet ediyor.

Fatsa Çevre Derneği Başkan Yardımcısı Alaaddin Yılmazer, Ordu’daki maden ihalelerine karşı yaptığı açıklamada, bölgenin doğal ve tarımsal zenginliklerinin korunmasının önemine dikkat çekerek, “Bugün buraya, bizi ve bu toplumu görmezden gelenlere itiraz etmek, toprağımıza, vatanımıza sahip çıkmak için bir araya geldik. Üretiyoruz ve üretmeye, kültürümüz ve geleneğimizle üretmeye devam edeceğiz” şeklinde konuştu. “CİDDİ TEHDİT OLUŞTURUYOR” Yılmazer, 8-9 Nisan 2026 tarihlerinde Ankara’da Ordu ili için yapılacak maden ihalelerine tepki göstererek, köylerin, fındık bahçelerinin, ormanların ve doğal su kaynaklarının madencilik faaliyetlerine açılmasına karşı olduklarını belirtti. Açıklamasında, Ordu genelinde 18 ruhsat sahasında 85 mahalle ve 24.312 hektarlık alanın madencilik faaliyetleri için satışa çıkarıldığını ifade eden Yılmazer, bu alanların Ordu’nun yaklaşık %5’ine karşılık geldiğini aktardı. Yılmazer, TEMA Vakfı verilerine göre Ordu’nun %74’ünün maden ruhsatlı olduğunu ve bazı ilçelerde bu oranın %100’e yaklaştığını vurguladı. Fatsa, Çatalpınar, Çamaş, Gülyalı, Gürgentepe, Kabadüz, Karataş ve Ulubey gibi ilçelerdeki doğal alanların büyük kısmının madencilik sahası haline getirildiğini belirten Yılmazer, bunun tarımsal üretim ve bölge ekonomisi üzerinde ciddi tehdit oluşturduğunu söyledi.

“HALKIN GELECEĞİ İLE OYNUYORLAR” Ordu’nun yıllık 200.000 ton fındık üretimi ile Türkiye fındık ihracatına sağladığı milyarlarca dolarlık katkıya dikkat çeken Yılmazer, madencilik faaliyetlerinin ardından bölgede geriye toksik atıklar, kirlenmiş içme suları ve ekosistem yıkımı kalacağını ifade etti. “Tek seferlik kazanç uğruna köylerimiz, ormanlarımız, temiz sularımız, fındık bahçelerimiz ve kültürel mirasımız heba ediliyor” diyen Yılmazer, bölge halkının ve gelecek nesillerin haklarının korunması gerektiğini vurguladı. Açıklamasının sonunda Yılmazer, yetkililere çağrıda bulunarak tüm maden ihalelerinin iptal edilmesini ve Ordu ile Karadeniz’de sürdürülebilir, doğayla uyumlu bir kalkınma planının yasayla güvence altına alınmasını talep etti. Ayrıca hem bölge halkını hem de yurt içi ve dışındaki hemşerileri bu mücadeleye destek vermeye ve seslerini duyurmaya davet etti. “Bizi buralardan sürecek, toprağımızdan edecek güç yoktur. Toprağımızdan, suyumuzdan ve geleceğimizden vazgeçmiyoruz” diye konuştu. KARATAŞ: “ŞEHRE ZARAR VEREN SERMAYENİN KARŞISINDAYIZ” Fatsa Ticaret ve Sanayi Odası Başkanı Tayfun Karataş ise yaptığı konuşmada, “Devletimizle hiçbir sorunumuz yoktur. Aksine devlet, bizim başımızın tacıdır” ifadeleriyle sözlerine başladı. Bu toprakların kendilerine atalarından miras kaldığını belirten Karataş, bu emaneti korumanın herkesin sorumluluğu olduğunu dile getirdi. Yatırım konusundaki bakış açılarını da net bir şekilde ortaya koyan Karataş, doğru ve şehre katkı sağlayacak sermayeye destek verdiklerini, ancak şehre zarar verme ihtimali olan hiçbir girişime izin vermeyeceklerini vurguladı. “Adı altın da olsa, şehrimizi yok etme riski taşıyan her türlü girişime karşı dururuz” sözleriyle kararlılığını ifade etti.

“BU ŞEHİR PARADAN, ALTINDAN DAHA DEĞERLİDİR” Açıklamasında Fatsa’nın manevi değerine dikkat çeken Karataş, bu şehrin sadece bir yerleşim alanı değil, hatıralarla dolu bir yaşam alanı olduğunu belirtti. “Hepimizin bu topraklarda bir hatırası var. Bu yüzden bu şehir; parayla, altınla satın alınamayacak kadar değerlidir” diyen Karataş, maddi kazanç uğruna bu değerlerin göz ardı edilemeyeceğini söyledi. “Biz buraları üç beş kuruşa satacak insanlar değiliz” diyen Karataş, makamların geçici olduğunu ancak bu şehirde yaşayan insanların kalıcı olduğunu vurguladı. Açıklamasını ise, amaçlarının sadece atalarından miras kalan topraklara sahip çıkmak olduğunu belirterek tamamladı. GÜRSU: “GELİŞMELER ENDİŞE VERİCİ” Fatsa Ziraat Odası Başkanı Haydar Gürsu yaptığı açıklamada, tarım arazilerinin yalnızca bugünün değil, geleceğin de güvencesi olduğuna dikkat çekerek, bu alanların korunmasının hayati önem taşıdığını vurguladı. Gürsu, son dönemde tarım topraklarının maden sahası olarak kullanılmasına yönelik gelişmeleri “endişe verici” olarak nitelendirdi. “Toprağın altındakiler mi, yoksa üstündekiler mi daha değerlidir?” sorusunu yönelten Gürsu, üretimin, gıdanın ve yaşamın her şeyden daha kıymetli olduğunun altını çizdi. Toprağın işlendiğinde hayat verdiğini belirten Gürsu, bu alanların geri dönüşü olmayacak şekilde zarar görmesinin sadece bugünü değil, gelecek nesilleri de tehdit ettiğini ifade etti.

“GEÇ OLMADAN KARARDAN VAZGEÇİLMELİ” Dünya genelinde gıda güvenliğinin giderek daha kritik hale geldiğine dikkat çeken Gürsu, üretim alanlarının korunmasının bir tercih değil, zorunluluk olduğunu belirterek yetkililere çağrıda bulundu. Açıklamada, tarım arazilerinin korunması, üretimin desteklenmesi ve verimli toprakların gelecek nesillere aktarılması gerektiği vurgulandı. Gürsu açıklamasını dikkat çeken şu sözlerle tamamladı: “Son ağaç kesildiğinde, son nehir kuruduğunda, son balık öldüğünde; paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaksınız.” KESKİN: “TEK İSTEĞİMİZ; BU TOPRAKLARDA YAŞAMAK” Kabakdağı Mahallesi Muhtarı Meryem Meli Keskin yaptığı konuşmada ise; “Bizler; sağcı, solcu, Gürcü, Türk, Laz ayrımı yapmadan bu topraklarda büyümüş, burayı vatan bilmiş insanlarız. Tek isteğimiz; bu topraklarda yaşamak ve yine burada hayata veda etmektir. Bize yapılan bir haksızlıktır. Bizler Kabakdağı Mahallesi ve Fatsalılar olarak toprağımıza, suyumuza ve ormanlarımıza sahip çıkacağız. Hiçbir toprağımız satılık değildir. Bu topraklar bugün bizimse, yarın çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız en büyük mirastır. Bugün buraya gelerek bu kararlılığımıza destek oldunuz. Hepinize teşekkür ediyorum” açıklamasında bulundu.