
Şanlıtürk, yapı güvenliği, deprem gerçeği, site aidatları ve belediyelerdeki denetim eksikliklerine dikkat çekerek kapsamlı değerlendirmelerde bulundu. Deprem kuşağında yer alan Türkiye’de yalnızca yeni yapılacak yapıların değil, mevcut yapı stokunun da güvenli hale getirilmesinin zorunluluk olduğunu vurgulayan Şanlıtürk, yaşanan acı tecrübelerin ihmallerin bedelini ağır şekilde ortaya koyduğunu ifade etti. Zemin etütlerinin bilimsel esaslara göre yapılmasının hayati önem taşıdığını belirten Şanlıtürk, yangın ve yapı güvenliği konusunda hiçbir taviz verilmemesi gerektiğini söyledi. Site yönetimleri ve fahiş aidat uygulamalarına yönelik daha etkin bir denetim sisteminin kurulmasının zorunlu olduğunu da dile getirdi. Beton üretimi ve uygulama süreçlerine ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Şanlıtürk, beton firmalarının yalnızca tedarikçi konumunda olduğunu, sahadaki uygulama ve denetim sorumluluğunun ise müteahhitler, şantiye şefleri, yapı denetim firmaları ve uygulayıcı ekiplerde bulunduğunu ifade etti. Belediyelerde gündeme gelen yolsuzluk ve usulsüzlük iddialarına da değinen Şanlıtürk, belediyelerin hiçbir çıkar grubunun değil, doğrudan milletin hizmet makamı olduğunu vurguladı. Tüm belediyelerin iktidar-muhalefet ayrımı yapılmaksızın şeffaf bir şekilde denetlenmesi gerektiğini belirtti. Şanlıtürk, güvenli yapılaşma, adil yönetim ve kamu kaynaklarının doğru kullanımı için mücadelenin kararlılıkla sürdürüleceğini kaydetti.