SON DAKİKA
Hava Durumu

“FİNANSAL RİSK ZİNCİRİ KIRILMA NOKTASINDA”

Ekonomist ve Finans Yöneticisi Anahtar Parti Ordu İl Başkanı Hüseyin Altaylı, Türkiye ekonomisinin içine sürüklendiği mevcut tablonun artık geçici dalgalanmalarla açıklanamayacağını, yapısal nitelik kazanmış ağır bir finansal

Haber Giriş Tarihi: 05.04.2026 15:14
Haber Güncellenme Tarihi: 05.04.2026 15:15
Kaynak: Haber Merkezi
“FİNANSAL RİSK ZİNCİRİ KIRILMA NOKTASINDA”

kırılganlık dönemine girildiğini belirtti. Altaylı, özel kesim tasarruflarındaki yetersizlik,
kamu maliyesindeki disiplinsizlik, ithalata bağımlı üretim yapısı ve yüksek bütçe açıklarının birleşerek Türkiye’yi çok katmanlı bir borç ve risk sarmalına sürüklediğini ifade etti.
İl Başkanı Altaylı, bugün gelinen noktada sadece kamu maliyesinin değil; hanehalkının geçim kapasitesinin, reel sektörün üretim ve yatırım gücünün, bankacılık sisteminin aktif kalitesinin ve ülkenin dış finansmana erişim kabiliyetinin aynı anda baskı altında olduğunu söyledi. Türkiye’nin mali alanının daraldığını belirten Hüseyin Altaylı, özellikle 2026 yılında küresel likidite koşullarında yaşanabilecek yeni bir şok karşısında ekonominin son derece savunmasız bırakıldığını vurguladı.
Türkiye’nin halen yatırım yapılabilir seviyenin altında, spekülatif kategoride yer aldığını hatırlatan İl Başkanı Hüseyin Altaylı, 300 baz puanın üzerine çıkan CDS priminin ülkeye yönelik risk algısının ağırlaştığını gösterdiğini kaydetti.
Altaylı, bu bozulmanın sadece dış finansman maliyetini artırmadığını; aynı zamanda kamunun, bankaların ve özel sektörün borçlanma koşullarını da zorlaştırdığını belirtti.
Dış borç cephesindeki görünümün daha da dikkatle ele alınması gerektiğini söyleyen İl Başkanı Altaylı, dış borç stokunun yüksek seviyesini koruduğunu, kısa vadeli dış borç oranının yeniden yükselişe geçtiğini ve vadeye kalan toplam borç yükünün rezervler üzerinde ciddi baskı yarattığını ifade etti.
Dış borç stokunun ihracata ve milli gelire oranında görülen kısmi gerilemenin tek başına yapısal bir iyileşme anlamına gelmediğini belirten Hüseyin Altaylı, bu düşüşün önemli ölçüde payda etkisinden, yani ihracat ve nominal milli gelir artışlarından kaynaklanabileceğini; bunun da kalıcı güçlenme olarak sunulamayacağını söyledi.
Rezervlerde yaşanan çözülmeye de dikkat çeken İl Başkanı Hüseyin Altaylı, Merkez Bankası rezervlerindeki düşüşün ve altın satışlarıyla swap işlemlerinin, ekonomi yönetiminin kur baskısını ve dış yükümlülükleri yönetmekte giderek daha kırılgan araçlara başvurduğunu gösterdiğini belirtti.
Altaylı, rezervlerin niteliği ve kısa vadeli borçları karşılama kapasitesinin, brüt rezerv rakamlarından daha önemli olduğunun altını çizdi.
Hanehalkı borçluluğunda yaşanan bozulmanın sosyal ve ekonomik açıdan alarm verici boyuta ulaştığını kaydeden İl Başkanı Altaylı, borçlanmanın konut gibi teminatlı ve görece uzun vadeli alanlardan uzaklaşarak kredi kartı, kredili mevduat hesabı ve ihtiyaç kredileri gibi kısa vadeli ve yüksek maliyetli kanallara yöneldiğini ifade etti.
Hüseyin Altaylı, bu dönüşümün vatandaşın artık geleceğini finanse etmek için değil, günlük yaşamını sürdürebilmek için borçlandığını gösterdiğini belirtti.
Kredi kartı ve KMH kullanımındaki sert artışın, geçim sıkışmasının en net göstergelerinden biri olduğunu vurgulayan Altaylı, bu sürecin aile yapısını, toplumsal dayanışmayı ve sosyal huzuru da aşındırdığını ifade etti.
Bankacılık sektöründe kredi hacmi büyürken takipteki alacakların da yükseldiğine dikkat çeken İl Başkanı Hüseyin Altaylı, özellikle bireysel tarafta kredi kartları ve ihtiyaç kredilerinde, ticari tarafta ise bazı sektörlerde risk yoğunlaşmasının arttığını belirtti. Altaylı, bankaların kısa süre öncesine kadar likidite fazlasını Merkez Bankası’nda değerlendirirken son dönemde yeniden TCMB’den fonlama ihtiyacı duymasının, piyasadaki likidite sıkışıklığının açık göstergesi olduğunu kaydetti.
Reel sektörün ise kur ve borç baskısı altında tarihsel olarak en hassas dönemlerinden birini yaşadığını belirten İl Başkanı Altaylı, finansal kesim dışındaki firmaların net döviz pozisyon açığının kritik seviyelere ulaştığını, özel sektörün kur riskini azaltmak yerine borçla ayakta kalmaya çalıştığını kaydetti. Hüseyin Altaylı, kamunun yüksek finansman ihtiyacı ile özel sektörün döviz ve kredi talebinin çakıştığı bu ortamda, dışlama etkisinin daha da güçleneceğini; özellikle KOBİ’lerin finansmana erişiminin zorlaşacağını vurguladı.
Kamu maliyesinde ise faiz sarmalının giderek belirginleştiğini söyleyen İl Başkanı Hüseyin Altaylı, bütçede faiz giderlerinin sert artış gösterdiğini, vergi gelirlerinin artan bölümünün kamusal hizmetlere değil borç faizine yöneldiğini ifade etti.
Altaylı, bütçe dışı yükümlülükler ve şeffaf olmayan risk alanlarının yatırımcı güvenini daha da aşındırdığını, bunun da ülke risk primini beslediğini belirtti.
Kur ve faiz riskinin bir arada ağırlaştığını kaydeden İl Başkanı Altaylı, dış borç stokunun yüksek döviz kompozisyonu nedeniyle kur artışlarının borç yükünü hızla
büyüttüğünü, kamu borçlanmasındaki yüksek faiz maliyetinin ise sürdürülebilirlik sorununu derinleştirdiğini söyledi.
Hüseyin Altaylı, bu tablonun sadece teknik bir maliye meselesi değil; üretim, yatırım, istihdam ve fiyat istikrarı üzerinde doğrudan etkisi olan çok boyutlu bir yönetim krizi olduğunu ifade etti.
Açıklamasında çözüm önerilerine de yer veren İl Başkanı Hüseyin Altaylı, öncelikle dış borç yönetiminde vade uzatımını esas alan, kur riskini azaltan ve TL cinsi finansmanı güçlendiren bir stratejiye geçilmesi gerektiğini belirtti.
Altaylı, rezervlerin yalnızca büyüklüğüyle değil kısa vadeli dış yükümlülükleri karşılama kapasitesiyle değerlendirilmesi gerektiğini, yüksek katma değerli ve döviz kazandırıcı sektörlerin seçici
biçimde desteklenmesinin zorunlu olduğunu açıkladı.
İl Başkanı Altaylı, Kamu-Özel İşbirliği projelerindeki döviz garantili yüklerin gözden geçirilmesi, bütçe dışı risklerin bütçe içine alınarak şeffaf biçimde raporlanması, verimsiz alanlara yönelen kaynakların üretken sanayi yatırımlarına kaydırılması ve ani likidite şoklarına karşı reel sektörü koruyacak mekanizmaların hazırlanması gerektiğini ifade etti.
Ayrıca sürdürülebilir finansman araçlarının devreye alınması, kayıt dışılıkla mücadelede geçici uygulamalar yerine kalıcı mali disiplin sağlayacak düzenlemelere yönelinmesi gerektiğini belirtti.
Son olarak İl Başkanı Hüseyin Altaylı, ekonomik krizin temelinde yalnızca rakamsal bozulmaların değil, güven ve yönetim kapasitesi kaybının da bulunduğunu vurgulayarak şu değerlendirmede bulundu; “Türkiye’nin ihtiyacı; günü kurtarmaya dönük pansuman tedbirler değil, güven veren, şeffaf, üretim odaklı ve kurumsal kapasitesi güçlü bir ekonomi yönetimidir.
Borçla büyüyen, faizle dönen, rezerv satarak ayakta kalmaya çalışan bu düzen sürdürülemez.
Türkiye ekonomisinin yeniden nefes alabilmesi için mali disiplinin, kurumsal güvenin, üretim odaklı kalkınmanın ve siyasi istikrarın birlikte yeniden tesis edilmesi şarttır.” açıklamasında bulundu.

Kaynak: Haber Merkezi

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.