Es'selâmü Aleyküm Sevgili babacığım: Sen hayâttayken olduğu gibi şimdi bizlerde de bir koşuşturmadır gidiyor. Dolayısıyla, dertleşmeyeli epey zaman oldu. Hep günlük konular giriyor araya. Ne özelde, ne genelde, ne de küreselde gündemler bitiyor. Öyleki; olaylar çok daha giriftleşti. Çünkü dünyâ çok daha hızlandı. Haberler ve haberleşme sınır tanımıyor. Hele siyâset akıl almaz bir tarzda sâniyede renk ve yön değiştiren, sürprizleri bol bir atari oyununa dönüştü. ERBAKAN'DAN ERDOĞAN'A
Ama; ülkemiz ve gönül coğrafyamız açısından çok güzel gelişmeler var tüm karmaşasına rağmen. Karanlığın en zifiri noktası yaşanırken sabâhın yakınlığının oldukça çok alâmetleri tebellür etmeye başladı çok şükür. Hani derler ya; karanlığın en koyu olduğu yer ışığa en yakın olduğu yerdir diye. İnşâllâh öyle olacak. KİRLİ YÜZ, İBLİS RÛH, İĞRENÇ KEYFİYET
Kısaca ifâde etmek gerekirse, Gazze direnişi batının kirli yüzünü, iğrenç, ahlâksız keyfiyetini, yahûdînin tüm dünyâyı kemiren ve sömüren iblis ruhunu açığa çıkardı. Senin çok sevineceğin, hocan Erbakan'ın, çok sevdiğin ve siyâsetini hayranlık ve de ümitle izlediğin talebesi Erdoğan'ın önderliğinde ülkemiz gerek içte gerekse dışta çok güzel noktalara geldi. HAYÂL ÖTESİ, GERÇEK BERİSİ
Şu an, o zamanlar hayâl bile edilemeyecek yerlere doğru emîn adımlarla yürüyoruz çok şükür. Ülkemiz hocamızın YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE ideâli yolunda sessiz ve derinden yürüyor Allâh'ın izniyle. Niyâzımız, gerek bölgemiz, gerekse insanlığın esenliği adına tamâmına erdirsin Rabbimiz inşâllâh; Âmîn. NOT DEFTERİ, ÇINAR KİTABI
Neyse babacııım; bu bapta fazla açılmadan, ilerde bu mevzûlarda daha geniş dertleşmek ümîdiyle bugün paylaşacağımız konumuza dönelim inşâllâh. Bir söz var; ana-baba ya da çınar kitabı diyebileceğimiz not defterimize kaydetmişiz. Anonim olmalı; şöyle diyor:
"Babalar çınar ağacı gibidir. Meyvesi olmasa da gölgesi yeter!"
Ve bir atasözümüz; "Ağaç devrilmeyince yeri belli olmazmış." DİLLER LÂL, GÖNÜLLER MELÂL
Aynen de öyle babacığım. Bunları açıklamaya, duygularımızı ifâdeye sayfalar yetmez. Nitekim; kim anne-babanın değerini yeterince anlayabilir ve de anlatabilir ki? Ya da, onlar affetmeseler, hayâtta olduğu gibi şefkâtle bakmasalar, hangi evlât ana-baba hakkını lâyıkıyla yerine getirenler listesine girebilir ki? GEÇEN YILLAR, KALAN İZLER
Her neyse babacığım; konuya şöyle gireyim: Seneler geçiyor. Kimse onu durduramıyor. Nitekim, sen gideli de koskoca 13 yıl oldu. Annem de şu an, -öyle çok ağrısı-sızısı yok ama- son 4-5 aydan beri eve, hattâ yatağa bağımlı pozisyonunda. Ancak koluna girilerek yürüyebiliyor. HARMANA ÇIKACAK KADAR!
Geçen hafta hastâneye giderken doktora şöyle diyeceğim diyordu;
- Doktor Bey; yazın köyde harmana çıkıp şöyle etrafa bakacak kadar yürüyebileyim hiç olmazsa!
Doktorlarsa; çâre ameliyat ama bu mümkün değil diyorlar. Öyle idâre edip gidiyoruz. Allâh CC yardımcısı olsun. Âmîn... ÂİLE, SÜLÂLE; DÂVET MECLİSİ
Asıl konuya gelirsek; hem seni anmak, hem annemin etrafında çocuklar ve akraba olarak bir araya gelerek sıla bağlarını tâzelemek, böylelikle hem dünyevî hem uhrevî bereketlere kapı aralamak adına bir Kur'an Meclisi tertip ettik. Çocuklar, torunlar, hısım-akrabâ bir araya geldik. İBRÂHİM YÜKSEL, ABDÜLKADİR DEMİR
Tilâvetleri İbrâhim Dayımız başta olmak üzere Yalçın Bey ve Yusuf Kerem torunun olarak biz yaptık. Misâfir hocamız olarak ta, senin mescidden tanıdığın, daha sonra, şimdi mevcut olmayan TESK Mescidi'ne geçen Abdülkadir DEMİR Bey aramızdaydı ve iyi ki de vardı. Çok güzel katkılarda bulundu.
Önceden konuşma ve duâyı o yaptı. Giriş konuşmasında Besmele ve Hamdden sonra özetle şöyle dedi: HAYIRSEVER, CÖMERT, GÜZEL İNSAN
"Rahmetli Sâlim Amca'yı tanıyorum. Buradaki mescidde görev yaptım. Dükkânı çok işlekti. Çok canlıydı bu sokak o zamanlarda. Görüyordum, şâhidim; cömert, yardımsever, güzel bir insandı. Hayırla yaşayıp, hayırla bu dünyâdan göç etti. Ama, gidenlerin ardından bütün mesele hayır çizgisinin devâm etmesi. Evlâd ü ıyâlin onu hayırla anması, anılmasına vesîle olması, dünyâda-âhirette hayırla andıracak işler yapması. ÜÇ AMEL, ÇOK TEMEL; HEP YÖNEL
Nitekim; Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre bir Hadîs-i Şerîf'inde Efendimiz SAV şöyle buyurdu:
“İnsan ölünce, üçü dışında bütün amellerinin sevâbı kesilir:
- Sadaka-i câriye,
- kendisinden istifade edilen ilim,
- arkasından duâ eden hayırlı evlât.” (Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî) YÜKSEK DERECE, DEĞİL GÖRECE
Bu meyânda, bir başka müjdeli Hadîs-i Şerîf de şöyle:
"Kişinin Cennette derecesi yükseltilir, sebebini sorar, "Ya Rabbi! Bu lütuf nereden?", Ona şöyle cevap verilir: "Çocuğunun senin için yaptığı istiğfar ve duâlardan."
(İbn Mâce, Edeb 1, Müsned, 2:509) EN AZ BİZE OLDUĞU KADAR
İşte muhterem müslümanlar; bizim, büyüklerimizin ardından işleyeceğimiz her türlü hayırlı amelin, hayr u hasenât duâ ve istiğfarın, işte böyle Kur'ân Dâveti gibi duâya, hayırla yâda sebep olacak her türlü hasenâtın bizlere olduğu kadarından çok fazlasıyla onlara faydası var. Öyle ki bu; ebedî hayâtta âile efrâdı başta olmak üzere tüm sevdiklerimizle bir araya gelebilmemizi de sağlayabilecektir. Âyet gâyet açık: BURDA SEVENLER, ORDA KAVUŞUR
[İman edenler ve nesillerinden bu iman (ve istikamet) üzere kendilerini izleyenler (var ya); Biz onları da (iman ve itaat ehlinin mü’min zürriyetlerini de, aynı nimet ve faziletlere ulaştıracağız, cennete onları da kavuşturup) kendilerine katacağız. (Ama Biz) Onların amellerinden de hiçbir şey eksiltmiş olmayacağız. Herkes kendi (ahiret) kazancı karşılığı (kurtulmak üzere, ipotekli kefil misali) rehin (alınmış) konumundadır.] [TÛR (52) 21.Âyet] EVLÂT, ANA-BABA; BÜTÜN ÂİLE
Yâni; İman edip salih amel işleyenler varya biz onları evlatlarıyla, zürriyetleriyle beraber birbirlerine katıp onları cennete koyacağız.
Ben evladımı istiyorum diyen babanın evlatlarını yanına alacağız. Ve o babanın amelinden de bir şey eksiltmeyeceğiz." SADRE ŞİFÂ, GÖNÜLLERE DEVÂ
Abdülkadir Hocamız programın sonunda da bu minvâl üzere güzel, duygulara tercüman, gönüllere şifâ niteliğinde kapsamlı bir duâ yaptı. Kendisine teşekkür ediyoruz. İyi ki aramızdaydı. Okuduğu ara dörtlükler ve kıraatıyle de ayrıca renk kattı. DÜNYÂDAN UKBÂYA, DUÂDAN NİYÂZA
Biz de şimdi, not defterine kayıt düştüğümüz ama nereden aldığımızı, kime âit olduğunu altına yazmamış olduğumuz bir duâ örneği ile, tam da buraya uygunluğu bağlamında ve de bizim muhtevâ olarak tüm duâlarımıza kattığımız kısa, özlü niyâz kelimeleriyle sözümüzü bitiriyoruz: BÜYÜKLER-KÜÇÜKLER; HEP BERÂBER
"Yâ Rabbi bizlere,
Anne ve babamıza hayırlı evlâtlar olmayı nasîp eyle.
Çocuklarımızın da bizlere böyle duâ etmesini lûtfeyle..."
Âmîn, Âmîn, Âmîn wes'selâm...
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
Nuri KAHRAMAN
GÖNÜLLER ÇINAR, DUYGULAR PINAR SEVGİLİ BABACIĞIM...
Es'selâmü Aleyküm Sevgili babacığım: Sen hayâttayken olduğu gibi şimdi bizlerde de bir koşuşturmadır gidiyor. Dolayısıyla, dertleşmeyeli epey zaman oldu. Hep günlük konular giriyor araya. Ne özelde, ne genelde, ne de küreselde gündemler bitiyor. Öyleki; olaylar çok daha giriftleşti. Çünkü dünyâ çok daha hızlandı. Haberler ve haberleşme sınır tanımıyor. Hele siyâset akıl almaz bir tarzda sâniyede renk ve yön değiştiren, sürprizleri bol bir atari oyununa dönüştü.
ERBAKAN'DAN ERDOĞAN'A
Ama; ülkemiz ve gönül coğrafyamız açısından çok güzel gelişmeler var tüm karmaşasına rağmen. Karanlığın en zifiri noktası yaşanırken sabâhın yakınlığının oldukça çok alâmetleri tebellür etmeye başladı çok şükür. Hani derler ya; karanlığın en koyu olduğu yer ışığa en yakın olduğu yerdir diye. İnşâllâh öyle olacak.
KİRLİ YÜZ, İBLİS RÛH, İĞRENÇ KEYFİYET
Kısaca ifâde etmek gerekirse, Gazze direnişi batının kirli yüzünü, iğrenç, ahlâksız keyfiyetini, yahûdînin tüm dünyâyı kemiren ve sömüren iblis ruhunu açığa çıkardı. Senin çok sevineceğin, hocan Erbakan'ın, çok sevdiğin ve siyâsetini hayranlık ve de ümitle izlediğin talebesi Erdoğan'ın önderliğinde ülkemiz gerek içte gerekse dışta çok güzel noktalara geldi.
HAYÂL ÖTESİ, GERÇEK BERİSİ
Şu an, o zamanlar hayâl bile edilemeyecek yerlere doğru emîn adımlarla yürüyoruz çok şükür. Ülkemiz hocamızın YENİDEN BÜYÜK TÜRKİYE ideâli yolunda sessiz ve derinden yürüyor Allâh'ın izniyle. Niyâzımız, gerek bölgemiz, gerekse insanlığın esenliği adına tamâmına erdirsin Rabbimiz inşâllâh; Âmîn.
NOT DEFTERİ, ÇINAR KİTABI
Neyse babacııım; bu bapta fazla açılmadan, ilerde bu mevzûlarda daha geniş dertleşmek ümîdiyle bugün paylaşacağımız konumuza dönelim inşâllâh. Bir söz var; ana-baba ya da çınar kitabı diyebileceğimiz not defterimize kaydetmişiz. Anonim olmalı; şöyle diyor:
"Babalar çınar ağacı gibidir. Meyvesi olmasa da gölgesi yeter!"
Ve bir atasözümüz; "Ağaç devrilmeyince yeri belli olmazmış."
DİLLER LÂL, GÖNÜLLER MELÂL
Aynen de öyle babacığım. Bunları açıklamaya, duygularımızı ifâdeye sayfalar yetmez. Nitekim; kim anne-babanın değerini yeterince anlayabilir ve de anlatabilir ki? Ya da, onlar affetmeseler, hayâtta olduğu gibi şefkâtle bakmasalar, hangi evlât ana-baba hakkını lâyıkıyla yerine getirenler listesine girebilir ki?
GEÇEN YILLAR, KALAN İZLER
Her neyse babacığım; konuya şöyle gireyim: Seneler geçiyor. Kimse onu durduramıyor. Nitekim, sen gideli de koskoca 13 yıl oldu. Annem de şu an, -öyle çok ağrısı-sızısı yok ama- son 4-5 aydan beri eve, hattâ yatağa bağımlı pozisyonunda. Ancak koluna girilerek yürüyebiliyor.
HARMANA ÇIKACAK KADAR!
Geçen hafta hastâneye giderken doktora şöyle diyeceğim diyordu;
- Doktor Bey; yazın köyde harmana çıkıp şöyle etrafa bakacak kadar yürüyebileyim hiç olmazsa!
Doktorlarsa; çâre ameliyat ama bu mümkün değil diyorlar. Öyle idâre edip gidiyoruz. Allâh CC yardımcısı olsun. Âmîn...
ÂİLE, SÜLÂLE; DÂVET MECLİSİ
Asıl konuya gelirsek; hem seni anmak, hem annemin etrafında çocuklar ve akraba olarak bir araya gelerek sıla bağlarını tâzelemek, böylelikle hem dünyevî hem uhrevî bereketlere kapı aralamak adına bir Kur'an Meclisi tertip ettik. Çocuklar, torunlar, hısım-akrabâ bir araya geldik.
İBRÂHİM YÜKSEL, ABDÜLKADİR DEMİR
Tilâvetleri İbrâhim Dayımız başta olmak üzere Yalçın Bey ve Yusuf Kerem torunun olarak biz yaptık. Misâfir hocamız olarak ta, senin mescidden tanıdığın, daha sonra, şimdi mevcut olmayan TESK Mescidi'ne geçen Abdülkadir DEMİR Bey aramızdaydı ve iyi ki de vardı. Çok güzel katkılarda bulundu.
Önceden konuşma ve duâyı o yaptı. Giriş konuşmasında Besmele ve Hamdden sonra özetle şöyle dedi:
HAYIRSEVER, CÖMERT, GÜZEL İNSAN
"Rahmetli Sâlim Amca'yı tanıyorum. Buradaki mescidde görev yaptım. Dükkânı çok işlekti. Çok canlıydı bu sokak o zamanlarda. Görüyordum, şâhidim; cömert, yardımsever, güzel bir insandı. Hayırla yaşayıp, hayırla bu dünyâdan göç etti. Ama, gidenlerin ardından bütün mesele hayır çizgisinin devâm etmesi. Evlâd ü ıyâlin onu hayırla anması, anılmasına vesîle olması, dünyâda-âhirette hayırla andıracak işler yapması.
ÜÇ AMEL, ÇOK TEMEL; HEP YÖNEL
Nitekim; Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre bir Hadîs-i Şerîf'inde Efendimiz SAV şöyle buyurdu:
“İnsan ölünce, üçü dışında bütün amellerinin sevâbı kesilir:
- Sadaka-i câriye,
- kendisinden istifade edilen ilim,
- arkasından duâ eden hayırlı evlât.” (Müslim, Ebû Dâvûd, Tirmizî, Nesâî)
YÜKSEK DERECE, DEĞİL GÖRECE
Bu meyânda, bir başka müjdeli Hadîs-i Şerîf de şöyle:
"Kişinin Cennette derecesi yükseltilir, sebebini sorar, "Ya Rabbi! Bu lütuf nereden?", Ona şöyle cevap verilir: "Çocuğunun senin için yaptığı istiğfar ve duâlardan."
(İbn Mâce, Edeb 1, Müsned, 2:509)
EN AZ BİZE OLDUĞU KADAR
İşte muhterem müslümanlar; bizim, büyüklerimizin ardından işleyeceğimiz her türlü hayırlı amelin, hayr u hasenât duâ ve istiğfarın, işte böyle Kur'ân Dâveti gibi duâya, hayırla yâda sebep olacak her türlü hasenâtın bizlere olduğu kadarından çok fazlasıyla onlara faydası var. Öyle ki bu; ebedî hayâtta âile efrâdı başta olmak üzere tüm sevdiklerimizle bir araya gelebilmemizi de sağlayabilecektir. Âyet gâyet açık:
BURDA SEVENLER, ORDA KAVUŞUR
[İman edenler ve nesillerinden bu iman (ve istikamet) üzere kendilerini izleyenler (var ya); Biz onları da (iman ve itaat ehlinin mü’min zürriyetlerini de, aynı nimet ve faziletlere ulaştıracağız, cennete onları da kavuşturup) kendilerine katacağız. (Ama Biz) Onların amellerinden de hiçbir şey eksiltmiş olmayacağız. Herkes kendi (ahiret) kazancı karşılığı (kurtulmak üzere, ipotekli kefil misali) rehin (alınmış) konumundadır.] [TÛR (52) 21.Âyet]
EVLÂT, ANA-BABA; BÜTÜN ÂİLE
Yâni; İman edip salih amel işleyenler varya biz onları evlatlarıyla, zürriyetleriyle beraber birbirlerine katıp onları cennete koyacağız.
Ben evladımı istiyorum diyen babanın evlatlarını yanına alacağız. Ve o babanın amelinden de bir şey eksiltmeyeceğiz."
SADRE ŞİFÂ, GÖNÜLLERE DEVÂ
Abdülkadir Hocamız programın sonunda da bu minvâl üzere güzel, duygulara tercüman, gönüllere şifâ niteliğinde kapsamlı bir duâ yaptı. Kendisine teşekkür ediyoruz. İyi ki aramızdaydı. Okuduğu ara dörtlükler ve kıraatıyle de ayrıca renk kattı.
DÜNYÂDAN UKBÂYA, DUÂDAN NİYÂZA
Biz de şimdi, not defterine kayıt düştüğümüz ama nereden aldığımızı, kime âit olduğunu altına yazmamış olduğumuz bir duâ örneği ile, tam da buraya uygunluğu bağlamında ve de bizim muhtevâ olarak tüm duâlarımıza kattığımız kısa, özlü niyâz kelimeleriyle sözümüzü bitiriyoruz:
BÜYÜKLER-KÜÇÜKLER; HEP BERÂBER
"Yâ Rabbi bizlere,
Anne ve babamıza hayırlı evlâtlar olmayı nasîp eyle.
Çocuklarımızın da bizlere böyle duâ etmesini lûtfeyle..."
Âmîn, Âmîn, Âmîn wes'selâm...