SON DAKİKA
Hava Durumu

ARABALARA EL SALLAMAK

Yazının Giriş Tarihi: 23.03.2026 16:29
Yazının Güncellenme Tarihi: 23.03.2026 16:29

Mutlu çocuklardık.
Üzerinden altmış sene geçmesine rağmen dün gibi hatırladığımız hatıralarımız var hafızamızda.
Ülkenin üçte birinde elektrik olduğu zamanlardı. Biz ise değil elektriğin varlığından haberdar olmak o kelimeyi duymamıştık bile.
Perşembe ve Fatsa’ya yaklaşık 20 km uzakta bir sahil köyünde dünyaya gelmiştik. Daha yürümeye ve konuşmaya başladığımız zamanda kış haricinde yer yeşil, gök ve deniz maviydi. Bir de karayolu vardı siyah renkli olan.
O zamanlar siyahın adı “kara” idi.
Samsun- Ordu karayolu üzerinden toplam on araba ancak geçerdi. Onların da çoğu kamyondu.
Biz sahilde yaşadığımız için geçen o arabaların bazılarını hareket halinde görürdük. Geceleri nadiren araba geçerdi.
Zaman ilerledikçe mahallede çocuk sayısı arttı. Bir de okul yapılınca mahallemize başka kişilerle de tanışmış olduk.
Günlerden bir gün yoldan geçen bir araba camdan bir şeyler attı. Üzerinde yazı bulunan kâğıttı. Biz daha önce gazete görmediğimiz için bu fotoğraflı ve yazılı kâğıtların ne olduğunu bilmiyorduk.
Atılan bu kâğıtları bir arkadaşımız alıp bir gün sonra öğretmene gösterdi. Her ne kadar yazılanları okuyor olsak da küçük dünyamızda bir yere oturtamıyorduk.
Arkadaşımız minicik ve titrek elleriyle öğretmene uzattı üzerinde yazılar ve fotoğraflar olan kâğıtları. Öğretmenimiz bunu nasıl temin ettiğimizi soruca; kâğıtları atılış anını bilen kişiler hep birlikte “Kamyoncu attı” dedik.
Öğretmen elindeki kâğıtları bir öte bir beri çevirdi. Sonra dikkatli dikkatli baktı. Sonra sınıfa döndü ve elindeki kâğıtları sınıfa doğru sallayarak “Bunun adı gazete” dedi.
Gazete…
O da ne demek?
Öğretmen “gazete” diye adlandırdığı yazılı ve fotoğraflı kâğıtları bize doğru tutarak “Bunun adı gazete. Her gün İstanbul’da basılır. Tarihinden anlaşıldığına göre bu gazete bir haftalık. Bu gazetenin içinde haberler var, spor var, bazı sağlık bilgileri var” dedi. Her gün basılır ve ülkenin her yerine ulaştırılır. İşte biz okullarda okuma yazma öğrenerek burada yazılanları okuyabiliyor, ülkemizde ne olup bittiğini öğreniyoruz” diye devam etti.
Son cümle olarak da “Gazete mühim bir şeydir” dedi.
Mühim bir şey…
Öğretmenimizin bu açıklamasından sonra uzun süre karayolu üzerinden ayrılmadık. Belki biri taşıttan yine gazete atılır diye.
Biraz da böyle zaman geçti.
Sonra kendimizce bir usûl geliştirdik. Yolun dakikalarca bekliyor, ne zaman bir araba görünse yolun kenarına kadar ilerleyip, ellerimizi havaya kaldırarak “Gaste! Gaste! (gazete)” diye bağırıyorduk. Yani geçen arabalardan gazete istiyorduk.
Bunlardan bazıları camdan gazete fırlattığında hep birlikte koşuyor kim kaparsa gazete onun oluyordu.
Çocukken atılan gazeteye hiç ulaşamadım. Zaten gazeteye ulaşan da gazeteyi okumak için değil, ona nasıl ulaştığını anlatıyordu böbürlenerek.
Onlar halâ okumuyor…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.