SON DAKİKA
Hava Durumu

ÂSÛDE MEKÂNLARA HASRET KALMAK

Yazının Giriş Tarihi: 06.05.2026 17:03
Yazının Güncellenme Tarihi: 06.05.2026 17:04

Çok eskilerden beri insanların kendi tabirlerince ya “Kafa dağıtmak” için ya da “kalabalıklardan uzaklaşmak” için kendini dinlediği yerler vardır. Bu yerler ya gözlerden uzak bir yer olur, ya da bir çay ocağı, park bahçe gibi sadece kendinle beraber olduğun yerler olur.
Şayet kendinle kısa süre kaldığında yanında kimse yoksa bir deniz kenarı, bir koruluk, bir göl çevresi, bir ırmak yakını olabilir. Saatlerce kendinle başka bir ifade ile “içinle” konuşursun. Sen söyler sen dinlersin. Söylediklerinde yalan olmaz. Çünkü anlattığın da “sen” anlatılan da “sen” olmaktadır.
İnsanın içiyle konuşmasını bilmeyen yoktur. Şayet konuşmayı sesli yapıyorsanız el kol hareketleriyle destekliyorsunuzdur. Sesli konuşmalar daha çok asabi konularda olur. Ya bir haksızlığa uğramışsınızdır, ya seni bir kandıran olmuştur.
Tenhada içiyle konuşan insanın durumu farklıdır. Şayet bütün kelimeler zihninden geçiyorsa yani hiç ses çıkartmadan içinizle konuşuyorsanız, bir derdiniz var demektir.
Sessiz konuşmak “avaz avaz” bağırmaktır aslında…
Azmizade Haleti adlı şair buna “Bi-zeban konuşma” der. Zeban, dildir. Bi-zeban konuşma, “Dilsiz konuşma” demektir.
Bir mısraında şöyle der Azmizade Haleti: “Gel seninle ney gibi bi-zeban konuşalım” diyordu. Bu mısraın bulunduğu dörtlük ise harika. Buraya alırsak konu uzar. Okuyucular bunun tamamını bulursa müthiş ifadeler göreceklerdir.
Konumuza dönecek olursak tenhada bulunan kişi sureta yalnızdır. Aslında o kişiler kendi dünyalarındadır. Çok kişi de kalabalıklar arasında yalnızdır. Bu mevzuyu da geçelim.
Günümüzde insanlar tenha yerleri seçtikleri gibi bir çay ocağını, bir park ve bahçeyi de seçebilir dinlenmek için. Bazen de yanına bir arkadaşını alıp çay eşliğinde muhabbet ederler.
Masaya oturur oturmaz müessesenin içinden bir müzik sesi gelir. Gelir gelmesine de orada bulunan kişilerin tamamı aynı tür müzikten hoşlanır mı bakalım. Kimi Türk Halk Müziğini sever, kimi Türk Sanat Mûsikîsi sevendir. Kimi de ki özellikle günümüzde pop müziğini sever. Bu ne demek? Orada bulunanlardan bazıları bu sesten rahatsız olacak demektir.
Bu durumda bir çay bahçesinde bulunmanın ne kıymeti var. Zaten kafa dinlemek için; “Kendinden kendine kaçmaya çalışan” kişi, bir de gittiği yerde huzursuz olursa maksat hâsıl olmaz.
Âsûde mekânlara hasret kalınan bir mekânda yaşıyoruz. Birileri bizim adımıza tercihler yapıyor, kararlar alıyor; biz de bu tercih ve kararlara harfiyen uyuyoruz. Daha çok uyuyoruz. Uyumaya devam ediyoruz… Biri de çıkıp şu “gürültüyü” kesin demiyor veya “diyemiyor…”
Belki bedenen yorgun olarak girdiğimiz tesisten ruhen yorgun olarak çıkıyoruz. Çok kişi anlı, namlı, şanlı tesislerden çıkarken kendini ayrıcalıklı sanabilir. Çünkü o tesisin bir markası vardır. Konuşurken kendini “ayrıcalıklı” sanan çok kişi o tür tesislere gidince “sürüden” biri olduğunun farkında bile değildir.
Tesisin ne müziğine seçebilir, ne orada verilen hizmetlere müdahale edebilir, ne de şahsi tercihlerde bulunabilir. Mademki bilinen markadır öyleyse kendini “özel” hisseder. Tıpkı sürülerce “özel” hisseden kişiler gibi. Daha sonra da kendisin diğerlerinden “faklı” olduğunu anlatmaya çalışır. Zaten kimse de onu dinlemez. Çünkü anlattığı kişiler de kendilerini “özel” sanmaktadır.
Böylece; “özel” bilinen “sürüler” mekânı terk ederken oraya tesadüfen uğramış “genel” kişi de orayı yorgun olarak terk eder.
Kısaca âsûde mekânlara hasret kaldık. Sözümüzü bestesi ve güftesi Kadri Şençalar’a ait bir hicaz şarkıdan alınan mısra ile bitirelim: “Görmedim ömrümün âsâde geçen bir demini.”
Zaman, başka bir şey... Özel ve genel tanımıyor yeri gelince…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.