Almus ismini çocukluğumda bir türküde duymuştum. O zamanlar hayatımızda daha televizyon da yoktu.
Evimizde bulunan ve altı adet büyük pil ile çalışan radyomuzda türküleri dinlerken sunucular türkülerin yörelerini de açıklardı. “Tokat’tan mı geliyon da yâr sen Almuslu musun” diye sözleri olan türküden dolayı Almus’un Tokat’a ait olduğunu öğrenmiştim.
Aradan tam yarım asır geçti ve ben bir gün kendimi Almus’ta buldum. Bulunduğum yerde uçsuz bucaksızmış gibi duran Karadeniz sahillerinde geçti çocukluğum. Sonra bazı yerlerin deniz sahilinde olmadığını haritadan öğrendik. Bize biraz farklı geldi.
Yüksekokulu Edirne’de okurken denizi olmayan bir şehrin varlığı ile birebir tanışmış oldum.
Niksar ile Tokat arası yaklaşık 57 km. Bu yolun bir yerinden saparak gidiliyor Almus’a. Gittikçe Niksar-Tokat arası ana yoldan uzaklaşıyorsunuz. Ana yol ile Almus arası ne kadar tam bilemiyorum ama tahmini 20 km civarında.
Almus’a giden yolun başından sonra her geçen saniye sizi farklı bir diyara götürdüğünü anlıyorsunuz. Yol sadece Almus ilçesine ulaştığı için oldukça sakin. Ben Almus’a varana kadar ne bir taşıt ile geçiştim, ne de bir taşıt beni geçti. Sanki bir bilinmeze doğru hareket ediyormuşsunuz gibi geliyor insana.
Ve Almus’a varıyorum. Mevsim yaz. Hava güneşli. Nem yok. Tabiri caizse mis gibi bir hava. Önce şehri yürüyorum yaya. Kısa zamanda bitiyor mesafe. Sonra ziyaret edeceğim yerlere uğruyorum. Almus Belediyesi ve Atatürk İlkokulu oluyor durağım.
Belediye Başkanı Sayın Bekir Özer Bey samimi olarak karşılıyor bizi. İlçeye ait halledilmesi gereken bir su meselesini hallediyor telefonla. Epey vakit harcıyor ama işi hallediyor. Kendisini hayranlıkla takip ediyorum. Sonunda çetrefilli bir mesele Almus’un lehine sonuçlanıyor.
Daha sonra kısa bir sohbet ediyoruz Bekir Özer Bey ile. Tabii işinin başında birini meşgul etmek doğru olmaz diye ayrılıyorum yanından. İçimden de makamının hakkını veriyor diye geçiriyorum.
Da sonra kendimiAtatürk İlkokulu önünde buluyorum. Okul paydos saatinde olduğu için idareciler dışında kimse yok. Ben Okul Müdürü Abdullah Ay Bey ile tanışıyorum. Kendisi ile iki eğitimci olarak sohbet ediyoruz. Okulu için yaptıklarını, yapacaklarını anlatıyor. Biraz da geçmiş zamanlarda olan eğitim sisteminden bahsediyoruz. Emekli olmama rağmen bir şeyler daha öğreniyorum kendisinden.
Akşam Tokat’ta konaklayacağım için fazla kalamıyorum yanında. Okul Müdürü Abdullah Ay Beyefendi ile geçen kısa zamanın ardından, sohbetin tadı kalıyor hafızamda. Sonra şehri tekrar yürüyorum. Her adımımda gördüğüm bu insanların, gün boyu bu mütevazı ilçede yaşadıklarını düşünüyorum. Binalara bakıyorum. Ayakta kalanı da var, yıkılanı da. En hüzün vereni terk edilmiş olanı geliyor bana.
Terk edilmiş bütün binalar bana maziyi hatırlatıyor. Bir zamanların şen şakrak haneleri şimdi yalnızlığını yaşıyor. Sonra ayaklarım Almus Baraj Gölü yakınlarına götürüyor beni. Hani bir bakarsın küçümen bir deniz, bir bakarsın orta halli bir göl. Etrafı karalarla çevrili. En hoş yanı da üzerinde bulunan kayalıklar. Coğrafi tanıma göre adalar.
Gölet içinde ne kadar kayalık yani adacık var bilmiyorum. Hele biri sahile o kadar yakın ki. Sanki karadan haberleri göle, gölden haberleri karaya veriyor gibi. Bir bakıma da iki tarafın gözcülüğünü yapıyor.
Suyun içinde öylece duruyor. Öyle zarif bir görüntüsü var ki baktıkça “Ben hep buradayım” diyor size sessizce.
Gölün çevresi düzenlenmiş. Bazı kişiler piknik yapıyor. Bence çok kişinin en az bir kere görmesi gerekli bir yer. İnsanları ile temas kuramadım ama yanlarından geçtikçe gönüllerinin sıcaklığını hissediyorum.
Özellikle ülkenin sahil kesiminde yaşayanların, en azından bir defa ziyaret etmesi lazım Almus’u. Kesinlikle daha sonra yine gelmek isteyecekler.
Gelenlerin, sosyal ve coğrafi yönden mukayese yapmaması lazım. Çünkü her yerin kendine has bir dokusu vardır. Bana sorarsanız Almus bir gönül şehridir.
Yazıma son verirken; Belediye Başkanı Sayın Bekir Özer Bey, Atatürk İlkokulu Müdürü Sayın Abdullah Ay Bey ve bütün Almuslulara en kalbi selamlarımı sunarım. Umarım yolum bir defa daha düşer.
Seni hiç unutmayacağım Almus. İçindekilerle birlikte. Onları tanımasam da. Seni de unutmayacağım Almus Gölü ve adası…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
BAŞINDAKİ YAZMAYI DA SARIYA MI BOYADIN?
Almus ismini çocukluğumda bir türküde duymuştum. O zamanlar hayatımızda daha televizyon da yoktu.
Evimizde bulunan ve altı adet büyük pil ile çalışan radyomuzda türküleri dinlerken sunucular türkülerin yörelerini de açıklardı. “Tokat’tan mı geliyon da yâr sen Almuslu musun” diye sözleri olan türküden dolayı Almus’un Tokat’a ait olduğunu öğrenmiştim.
Aradan tam yarım asır geçti ve ben bir gün kendimi Almus’ta buldum. Bulunduğum yerde uçsuz bucaksızmış gibi duran Karadeniz sahillerinde geçti çocukluğum. Sonra bazı yerlerin deniz sahilinde olmadığını haritadan öğrendik. Bize biraz farklı geldi.
Yüksekokulu Edirne’de okurken denizi olmayan bir şehrin varlığı ile birebir tanışmış oldum.
Niksar ile Tokat arası yaklaşık 57 km. Bu yolun bir yerinden saparak gidiliyor Almus’a. Gittikçe Niksar-Tokat arası ana yoldan uzaklaşıyorsunuz. Ana yol ile Almus arası ne kadar tam bilemiyorum ama tahmini 20 km civarında.
Almus’a giden yolun başından sonra her geçen saniye sizi farklı bir diyara götürdüğünü anlıyorsunuz. Yol sadece Almus ilçesine ulaştığı için oldukça sakin. Ben Almus’a varana kadar ne bir taşıt ile geçiştim, ne de bir taşıt beni geçti. Sanki bir bilinmeze doğru hareket ediyormuşsunuz gibi geliyor insana.
Ve Almus’a varıyorum. Mevsim yaz. Hava güneşli. Nem yok. Tabiri caizse mis gibi bir hava. Önce şehri yürüyorum yaya. Kısa zamanda bitiyor mesafe. Sonra ziyaret edeceğim yerlere uğruyorum. Almus Belediyesi ve Atatürk İlkokulu oluyor durağım.
Belediye Başkanı Sayın Bekir Özer Bey samimi olarak karşılıyor bizi. İlçeye ait halledilmesi gereken bir su meselesini hallediyor telefonla. Epey vakit harcıyor ama işi hallediyor. Kendisini hayranlıkla takip ediyorum. Sonunda çetrefilli bir mesele Almus’un lehine sonuçlanıyor.
Daha sonra kısa bir sohbet ediyoruz Bekir Özer Bey ile. Tabii işinin başında birini meşgul etmek doğru olmaz diye ayrılıyorum yanından. İçimden de makamının hakkını veriyor diye geçiriyorum.
Da sonra kendimiAtatürk İlkokulu önünde buluyorum. Okul paydos saatinde olduğu için idareciler dışında kimse yok. Ben Okul Müdürü Abdullah Ay Bey ile tanışıyorum. Kendisi ile iki eğitimci olarak sohbet ediyoruz. Okulu için yaptıklarını, yapacaklarını anlatıyor. Biraz da geçmiş zamanlarda olan eğitim sisteminden bahsediyoruz. Emekli olmama rağmen bir şeyler daha öğreniyorum kendisinden.
Akşam Tokat’ta konaklayacağım için fazla kalamıyorum yanında. Okul Müdürü Abdullah Ay Beyefendi ile geçen kısa zamanın ardından, sohbetin tadı kalıyor hafızamda. Sonra şehri tekrar yürüyorum. Her adımımda gördüğüm bu insanların, gün boyu bu mütevazı ilçede yaşadıklarını düşünüyorum. Binalara bakıyorum. Ayakta kalanı da var, yıkılanı da. En hüzün vereni terk edilmiş olanı geliyor bana.
Terk edilmiş bütün binalar bana maziyi hatırlatıyor. Bir zamanların şen şakrak haneleri şimdi yalnızlığını yaşıyor. Sonra ayaklarım Almus Baraj Gölü yakınlarına götürüyor beni. Hani bir bakarsın küçümen bir deniz, bir bakarsın orta halli bir göl. Etrafı karalarla çevrili. En hoş yanı da üzerinde bulunan kayalıklar. Coğrafi tanıma göre adalar.
Gölet içinde ne kadar kayalık yani adacık var bilmiyorum. Hele biri sahile o kadar yakın ki. Sanki karadan haberleri göle, gölden haberleri karaya veriyor gibi. Bir bakıma da iki tarafın gözcülüğünü yapıyor.
Suyun içinde öylece duruyor. Öyle zarif bir görüntüsü var ki baktıkça “Ben hep buradayım” diyor size sessizce.
Gölün çevresi düzenlenmiş. Bazı kişiler piknik yapıyor. Bence çok kişinin en az bir kere görmesi gerekli bir yer. İnsanları ile temas kuramadım ama yanlarından geçtikçe gönüllerinin sıcaklığını hissediyorum.
Özellikle ülkenin sahil kesiminde yaşayanların, en azından bir defa ziyaret etmesi lazım Almus’u. Kesinlikle daha sonra yine gelmek isteyecekler.
Gelenlerin, sosyal ve coğrafi yönden mukayese yapmaması lazım. Çünkü her yerin kendine has bir dokusu vardır. Bana sorarsanız Almus bir gönül şehridir.
Yazıma son verirken; Belediye Başkanı Sayın Bekir Özer Bey, Atatürk İlkokulu Müdürü Sayın Abdullah Ay Bey ve bütün Almuslulara en kalbi selamlarımı sunarım. Umarım yolum bir defa daha düşer.
Seni hiç unutmayacağım Almus. İçindekilerle birlikte. Onları tanımasam da. Seni de unutmayacağım Almus Gölü ve adası…