SON DAKİKA
Hava Durumu

BİR GÖNÜL TARİHİ: AZİMKAR

Yazının Giriş Tarihi: 17.11.2025 16:42
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.11.2025 16:43

Haziran ayı ortalarıydı. Ülkemiz yaz mevsimini iliklerine kadar hissetmeye başladığı zamanlardı.
Önce Turhal’da belli süre bazı gözlemlerde bulunup Zile ilçesine doğru yol aldım. Tabii Turhal ilçesinde önemli hatıralarım oldu. Onlara zamanla tekrar döneceğim.
Turhal’dan yola çıktıktan kısa bir sonra karayolu ve tabiatla baş başa kaldım. Yer yeşil, gök maviydi. Ve alabildiğine bir düzlük... Arazilerin çoğu boş duruyordu. Gökyüzü ile yeryüzünün buluştuğu yerlerde bulunan dağlar bir portakal kadar ancak görünüyordu.
Yeşillikler kaybolup yerini taştan duvarlar ve sokaklar almaya başlayınca başka bir yerde olduğumu anladım. Zile’deydim.
Önce Zile Kalesini ziyaret etmek istedim. Kaleye çıkınca şehrin büyük bir kısmını kuşbakışına yakın görmek mümkündü. Kaleye ait olan mücavir alanda biraz dolaştıktan sonra Zile Kalesinde bulunan müzeye uğradım.
Müze şehri hatırlatan çok şeyi barındırıyordu. Bu sevindirici bir durumdu. Müze demek o şehrin hafızası demekti. Hatıraların yaşatılması demekti. Ülkem ve Zile adına;düşünen, planlayan, tatbik eden herkese teşekkür ederim.
Müzeye girdiğimde bir görevli giriş kapısına yakın bir yerde duruyordu. Kendimi tanıttım. Ordu’nun Ünye ilçesinden geldiğimi, Zile’yi de görmek istediğimi söyledim. Görevli çok mutlu oldu. Çünkü zile ile ilgili kendi çapımda bazı yazılar yazacağımı söylemiştim. Kaç kişi işi gücü bırakıp Zile’ye gelip buraların tanıtımı için bir seyahat eder ki? Varsa yoksa bilindik tatil beldeleri dururken Anadolu’nun bağrına yolculuğu kim yapar? Ülke sevgisi böyle bir şey işte. Nereye gitsem kendimi oralı sanıyorum. Artık ben bir Zileliydim, Zile’den ayrılana kadar.
Müzeyi gezmeye başladım. Müzede en ilgi çeken şey Sezar’ın at üstünde temsili anıtı. Malum Sezar ile Pontus Kralı VI. Mitridat’ın oğlu II. Farnekes ile burada savaşmış. Sezar’n “Veni, Vidi, Vici” dediği yerin adı Zile.
Biz müzemize geçelim. Müzede Zile’de bir zamanlar kullanılmış eşyalar, eski Zile evleri ve Zile’ye ait bulabildikleri her şeyi bir tertip halinde mekâna göre yerleştirmişler. Bütün bunları incelerken her gelen Sezar anıtı önünde duruyordu.
Ve arabamaketi… Üzerinde AZİMKAR yazıyor. Biraz inceledikten sonra AZİMKAR hakkında bilgi almak için isminin Osman Büyükşahin olan görevlinin yanına gittim. Ona AZİMKAR’ı sordum. O da bana; “Eski bir otobüs firmasının adı.AZİMKAR ile uzak yerlere yolcu taşınırdı” dedi. Sonradan öğrendiğime göre karayolu ile Hacca gidildiği zamanlarda, bu firma ile de hacca gidilmiş.
İçimden AZİMKAR bu müzenin tek başına %40’ı diye geçti. Diğerleri geri kalan sayıyı yüze tamamlıyordu. Tabii bana göre. Sonra tekrar maketin yanına gittim. Gittim gitmesine de bir hayal âleminde tarihe döndüm.
Öyle ya; bu AZİMKAR adını taşıyan bu firma sıradan yolcu taşımıyordu. Yolcular arasında askere giden vardı, gurbete işçi olarak giden vardı. Yine aynı firma ile başka yerlere şifa bulmak için hasta taşınmıştı. Aynı firma ile uzaklardan gelin getirip, uzaklara gelin götürmüştü…
Gurbete gidenlerin geri dönmesi beklenmişti. İşçi getirip, işçi götürmüştü. Çok çocuk baba yolu gözlemişti. Çok gelin koca, çok ana oğul yolu gözlemişti.
AZİMKAR, umuttu, hasretti… Yarındı… Yarınlardı… AZİMKAR, gönüldü…
Sonra düşündüm de AZİMKAR müzenin yüzde kırkı değil, yüzde sekseniydi. AZİMKAR, sessiz konuşan Zile’ydi… Bütün mesele sessizliğin dilinden anlamak. Beni anlıyorsun değil mi AZİMKAR? Ben de seni anlamaya çalışıyorum ama bu kadar oluyor işte…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.