SON DAKİKA
Hava Durumu

BİR SEYAHATİN ARDINDAN

Yazının Giriş Tarihi: 14.06.2026 17:22
Yazının Güncellenme Tarihi: 14.06.2026 17:23

Tarihte birçok seyyah ülkeler aşan seyahatler yapmıştır. Gittikleri yerleri; tarihi, coğrafi, iktisadi, ananevi ve sosyolojik olarak araştırp kaleme almışlar ve birçok bilgileri günümüze kadar ulaşmasını sağlamışlardır.
Bu seyyahlardan ikisi İbn Batuda ve Evliya Çelebi’dir. Elbette dünyada birçok seyyah vardır. Ancak bu ikisi kültürel olarak da yakınlığı olan kişilerdir.
Şimdi size İbn Batuda ve Evliya Çelebi hakkında bilgi vermiyeceğim. Ele almak itediğim konu bu kişilerin yaptıkları işin ne kadar meşakkatli olduğuna dair olacaktır.
İbn Batuda 1304 doğumlu, Evliya Çelebi 1604 doğumlu olan iki ünlü seyyahtır. İbn Batuda Faslı, Evliya Çelebi ise Osmanlı vatandaşıdır. Ömürleri yolllarda geçmiş bu iki insanı hatırladım iki gün önce. Hatırlamamak mümkün mü? Ünyeden kendi taşıtım ile Ankara’ya doğru hareket ederken çağın bütün imkanları elimde olmasına rağmen; bir yerden başka bir yere gitmeniğn zorluğunu düşündüm. Yola, 11 Haziran 2026 günü çıktım. Yol boyu gördüklerimi not almaya çalıştım. Bazen vatandaşlar ile de görüştüm. Şunu anladım ki bu işi yapmak öyle göründüğü kadar basit değilmiş.
Seyahat etmek sadece bir yerden başka bir yere gitmek değildir. Sadece bir yerden başka bir yere gitmeye seyahat değil ziyaret denir. Ziyaret ise şahsi bir husustur ve başka kimseye faydası olmaz.
Evliya Çelebi seyahat ederken motorlu bir bineği yoktu. Çağın en bait otomobili bile develerden daha konforludur. Ayrıca daha süratlidir.
Evliya Çelebi gittiği yerrlerdeki bilgileri almak için acaba ne zorluklara katlandı? Bunu ne için yaptı? Biz altımızda motorlu bir taşıt ile istediğimiz yerde durup mola verirken bazı bilgileri telefondan yani internet denilen nevzuhur haberleşme sisteminden öğrenebiliyoruz.
Evliya Çelebi bu konfora sahip değildi. Buna rağmen onlarca cilt eseri kaleme almış, bugüne kadar gelmiş, biz ise okuyup anlamaktan uzak haldeyiz.
Ben yola çıktığımdan itibaren her durduğum yerde bazı kişilerle görüşmüş olmama rağmen buluduğu yeri bile tam tanımlayamayan kişilere rastladım. Onlarca tabela gördüm. Onlarca mahalle ve köyleri uzaktan seyrettim. Her birinde hayatlar vardı. Birinde olup bitenleri diğeri bilmiyordu. İşin hazin atarfı bu yerler için gördüklerimi anlatmaya başlamadan sorulan soru “En meşhur yiyecekleri nelerdi?” sorusu oluyordu. Bu soruyu soran kişilere “gönlü” nasıl anlatabilirdim. Veya bu kişilere “Bilgi” hakkında nasıl bir izahat yapılmalıydı? Sahi biginin ne işe yaradığını bilen var mıydı? Tabii bu bilgileri teminetmenin zorluğu hariç.
Tabiri caizse dura kalka Ankara’nın yolunu tuttuk. Normal bir kişinin gideceği vaktin üç katı sürede Ankara’ya ulaştık. Peki zorumuz neydi? İşte onu açıklayamam. Tarihe kayıt düşmek desem, bana o da ne diyecek birçok kişi olacaktır.
Olsun! Bizim yaptılarımızı bir kişi dahi takip etse o bir kişi için yeni bilgilerin peşine düşeriz. Biz bilginin yolunda gidsderken başkaları nasıl bir “yoladan” gider bizi alakadar etmez. Nasılsa herkes bir şekilde kendine has “yolunu” buluyor…
Ünye ile Ankara arası seyahat sonucu ulaşabildiğimiz notları kaydettik. Elbette zamanı gelince kullanılacak. Çünkü bazılarının teyide, bazılarının tevile ihtiyacı var. Bazılarının da vesikalara…
Gün geçmiyor ki yeni bir bilgiye ulaşılmasın! Bütün mesele bunları en münasip bir şekilde bir araya getirip, bundan sonraya miras olarak bırakmaktır. Nasıl olsa bir kişi daha çıkp ne yazılmış acaba diye merak etmiş olabilir.
Bu yolculuktan biz de ders çıkarcağaız elbet. Bütün mesele sağ salim tekrar geldiğimiz yere dönüp notlarımızı gözden geçirip, bir sonraki adımlarımızın ne olacağına karar vermek.
Kısaca “Bilgi güçtür, temini de güçtür…”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.