Günümüz şartlarında seyahat etmeyen yoktur. Mutlaka bir yerden başka bir yere gitmişliğimiz olur. Bu seyahatler ister şahsi aracımızla, ister toplu taşıma araçlarıyla olsun; ilk defa gördüğümüz yerler bize farklı gelir. Gördüklerimize bazen tebessüm ederken, bazen de hüzün duyabiliriz. Hatta hiç anlam veremediğimiz şeyler de olabilir.
Yolculuk esnasında vakit gündüz ve bir de aracı siz kullanmıyorsanız etrafı daha dikkatle takip etme şansınız vardır.
Şayet yolculuklar uzun mesafeli ise, yani bir-iki saatten daha uzun sürüyorsa muhtemelen hiç geçmediğiniz veya çok az geçtiğiniz yerlerden geçiyor olabilirsiniz. Bir de o yerlerden uzun süre sonra geçiyorsanız yollar ve tabelanın dışında kalan çok şey ilk gördüğünüz zamandaki gibi olamaz.
Kısaca zaman coğrafyayı da değiştir.
Bir bakmışsınız bir düzlüğün ortasında bir yapı. Yanında da iki tane ağaç. O, oraya ne zaman yapılmış, o ağaçlar o seviyeye nasıl gelmiş bilemezsiniz.
Yola devam ederken, bazen uçsuz bucaksız gibi görünen yerlerden geçersiniz. Kâh bir çölün ortasındaki kuş, kâh bir vahada kaybolmuş biri…
Şayet gittiğiniz yolun sağında ve solunda deniz veya göl yoksa her taraf ufuk çizgisi ile çevrili olan bir mekânda seyrüsefer halindesiniz demektir.
Ara sıra birkaç hane… Bazen yoldan epey uzaklarda kurulmuş bir köy. İnsan ister istemez düşünüyor bu tür yerleri görünce. O köyde yaşayanlar, gün boyu orada kalacaklar. Ekmeğini oradan alacak, suyu oradan gelecek. Bakkaliye ihtiyaçları oradan karşılanacak. İlkokula giden öğrenciler orada eğitim görecek. Muhtemel bir sağlık ocağı da vardır. Onca insanın sağlığı nasıl korunacak? Eczane, ilaç vs…
Böyle yerlerde güvenlik nasıl sağlanır bilmem. Görünüş itibariyle en fazla 400-500 nüfuslu bir yer olabilir. En yakın ilçe merkezine kilometrelerce yol var. Bu işin kışı var, yazı var…
Özellikle Samsun ile Ankara hattında az da olsa böyle toplu köyler var. Burada bulunan vatandaşlar günün tamamını birbirleriyle geçirmeleri gerekiyor. Aynı çay ocağını kullanıp, aynı camiye gitmeleri gerekiyor. Yürüme mesafesinde başka yerleşim yeri yok. Ancak ya hususi bir araç ya da toplu olarak bir ilçeye gitseler bile başka bir köye niye gitsinler. Çünkü aynı şartlarda bulunan iki yerde hayat tarzı da aynı olur.
İnsanlar köy olan yerden haftada bir ya alışveriş yapmak, ya da en azından haftanın bir günü farklı mekânlarda bulunmak için giderler. Kendine benzer yere gitmeleri için orada akrabaları olmalı.
Ben her seyahatimde böyle yerlerden geçerken zihnimden de bazı sorular resmigeçit yapıyor. Karadeniz’in sahil ilçelerinde bulunmak demek, yarım saat geçmeden bir diğer ilçeye gidebilmek demek. Ayrıca bir sahil ilçesindeki kişi en fazla bir buçuk saat içinde başka bir ilin merkezinde olabilir.
Şehirler; sosyal, kültürel ve ekonomik olarak köylere benzemez. Zaten Karadeniz’de köylere sınır komşusu olan başka köyler de olur. Bu yol boyu giderken gördüğümüz köylere benzemez.
Samsun ile Ankara arasında olan bu gibi yerleşim yerleri muhtemel ülkenin diğer bölgelerinde de vardır. Kendi başlarına ve sabit…
Böyle bir yere hapishane yapılsa ve orada ikamete mecbur tutulan mahkûmlar olsa bunlardan nasıl bir farkı olabilir. Sanki sicili olmayan mahkûmlar gibi. Acaba böyle yerlerde bulunan kişilerin birbirleriyle olan irtibatı nasıl? Günleri nasıl geçer? Çocuklar nasıl oyun oynar? Genç kızlar ne yaparlar?
Kısaca yakinen tanımak gerekiyor. Belki bir gün bu köylerden birine gidip sormak lazım. Ne hayatlar, ne hikâyeler vardır kim bilir…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
GÜNDÜZ SEYAHATLERİ
Günümüz şartlarında seyahat etmeyen yoktur. Mutlaka bir yerden başka bir yere gitmişliğimiz olur. Bu seyahatler ister şahsi aracımızla, ister toplu taşıma araçlarıyla olsun; ilk defa gördüğümüz yerler bize farklı gelir. Gördüklerimize bazen tebessüm ederken, bazen de hüzün duyabiliriz. Hatta hiç anlam veremediğimiz şeyler de olabilir.
Yolculuk esnasında vakit gündüz ve bir de aracı siz kullanmıyorsanız etrafı daha dikkatle takip etme şansınız vardır.
Şayet yolculuklar uzun mesafeli ise, yani bir-iki saatten daha uzun sürüyorsa muhtemelen hiç geçmediğiniz veya çok az geçtiğiniz yerlerden geçiyor olabilirsiniz. Bir de o yerlerden uzun süre sonra geçiyorsanız yollar ve tabelanın dışında kalan çok şey ilk gördüğünüz zamandaki gibi olamaz.
Kısaca zaman coğrafyayı da değiştir.
Bir bakmışsınız bir düzlüğün ortasında bir yapı. Yanında da iki tane ağaç. O, oraya ne zaman yapılmış, o ağaçlar o seviyeye nasıl gelmiş bilemezsiniz.
Yola devam ederken, bazen uçsuz bucaksız gibi görünen yerlerden geçersiniz. Kâh bir çölün ortasındaki kuş, kâh bir vahada kaybolmuş biri…
Şayet gittiğiniz yolun sağında ve solunda deniz veya göl yoksa her taraf ufuk çizgisi ile çevrili olan bir mekânda seyrüsefer halindesiniz demektir.
Ara sıra birkaç hane… Bazen yoldan epey uzaklarda kurulmuş bir köy. İnsan ister istemez düşünüyor bu tür yerleri görünce. O köyde yaşayanlar, gün boyu orada kalacaklar. Ekmeğini oradan alacak, suyu oradan gelecek. Bakkaliye ihtiyaçları oradan karşılanacak. İlkokula giden öğrenciler orada eğitim görecek. Muhtemel bir sağlık ocağı da vardır. Onca insanın sağlığı nasıl korunacak? Eczane, ilaç vs…
Böyle yerlerde güvenlik nasıl sağlanır bilmem. Görünüş itibariyle en fazla 400-500 nüfuslu bir yer olabilir. En yakın ilçe merkezine kilometrelerce yol var. Bu işin kışı var, yazı var…
Özellikle Samsun ile Ankara hattında az da olsa böyle toplu köyler var. Burada bulunan vatandaşlar günün tamamını birbirleriyle geçirmeleri gerekiyor. Aynı çay ocağını kullanıp, aynı camiye gitmeleri gerekiyor. Yürüme mesafesinde başka yerleşim yeri yok. Ancak ya hususi bir araç ya da toplu olarak bir ilçeye gitseler bile başka bir köye niye gitsinler. Çünkü aynı şartlarda bulunan iki yerde hayat tarzı da aynı olur.
İnsanlar köy olan yerden haftada bir ya alışveriş yapmak, ya da en azından haftanın bir günü farklı mekânlarda bulunmak için giderler. Kendine benzer yere gitmeleri için orada akrabaları olmalı.
Ben her seyahatimde böyle yerlerden geçerken zihnimden de bazı sorular resmigeçit yapıyor. Karadeniz’in sahil ilçelerinde bulunmak demek, yarım saat geçmeden bir diğer ilçeye gidebilmek demek. Ayrıca bir sahil ilçesindeki kişi en fazla bir buçuk saat içinde başka bir ilin merkezinde olabilir.
Şehirler; sosyal, kültürel ve ekonomik olarak köylere benzemez. Zaten Karadeniz’de köylere sınır komşusu olan başka köyler de olur. Bu yol boyu giderken gördüğümüz köylere benzemez.
Samsun ile Ankara arasında olan bu gibi yerleşim yerleri muhtemel ülkenin diğer bölgelerinde de vardır. Kendi başlarına ve sabit…
Böyle bir yere hapishane yapılsa ve orada ikamete mecbur tutulan mahkûmlar olsa bunlardan nasıl bir farkı olabilir. Sanki sicili olmayan mahkûmlar gibi. Acaba böyle yerlerde bulunan kişilerin birbirleriyle olan irtibatı nasıl? Günleri nasıl geçer? Çocuklar nasıl oyun oynar? Genç kızlar ne yaparlar?
Kısaca yakinen tanımak gerekiyor. Belki bir gün bu köylerden birine gidip sormak lazım. Ne hayatlar, ne hikâyeler vardır kim bilir…