Her insanın kendi kendine kaldığı zamanlarda müzik dinlediği olur. Ben de yorulduğumda veya başka bir işe başlarken kendi anlayışıma göre müzik dinlerim
Yaşım gereği ya Türk Sanat Musikisi ya da Türk Halk Müziği yani “türkü” dinlediğim oluyor. Tabii pop müziği çocukluktan kulağımıza girmediği için alışamadım. Ancak nasıl ben Türk Sanat Musikisi ve Türk Halk Müziği dinliyorsam pop şarkılar dinleyenler de olacaktır. Bu bir tercihtir.
Geçenlerde Selahattin Alpay “Ahlat’ın başındayım” diye başlayan bir Bitlis türküsü söylerken sözleri dikkatimi çekti. Bu arada Bitlis’te üç sene öğretmenlik yapmış olmam benim o yöreye ait nağmelere aşina olduğum anlamına da gelir.
Türkünün bir yerinde; “Öksüzem özüm gülmez/ Derdimden kimse bilmez/ İçerim Haldurhalaz/ Öldürtür kimse bilmez” şeklindeydi.
Selahattin Alpay Malatyalı bir sanatçıdır ve gırtlak olarak bazı türküleri icra etmesi; ülkenin batı bölgeleri eserlerine göre daha başarılı olmaktadır. Burada coğrafi yapı aynı zamanda kültürel olarak da bazı benzerlik gösterir. Aynı durum Türk Sanat Musiki eserlerinde yoktur. Adı üstünde “sanat” da işin içine girmektedir.
Biz gelelim türküden alıntı yaptığım yere. Burada “İçerim Haldurhalaz” sözü bana başka şey hatırlattı. Biz Ordu’da “Haldır ayaz” diye bir terim kullanırız. Bu ifade “Sağlam olmayan, her tarafı dökülen, eğreti bir yapıya sahip olan ve aslından uzak” gibi anlamlarda kullanılır. Yani olumsuz bir vaziyeti izah şeklidir.
Selahattin Alpay söylediği türküde “İçerim haldurhalaz/ Öldürtür kimse bilmez” derken ruh haliyle ilgili olumsuz bir vaziyeti izhar etmekte. Aslında bu sözün ne demek olduğunu ancak Bitlisliler daha iyi bilir. Ancak söylenişe bakılırsa bizim orada yani Ordu’da bilinen şekline çok yakın olduğundan ister istemez bir benzetmeye gittim.
Tabii sözleri hakikaten iç burkan bir türkü. Türkünün “Öksüzem yüzüm gülmez” derken bir sosyal hadiseyi dile getirmiş oluyor. “Öksüzlük en büyük köksüzlük” derdi Yahya Kemal Beyatlı.
Ardından “Derdimden kimse bilmez” derken; ne yaşadığımı veya ne çektiğimi ancak ben bilebilirim diyor.
Daha sonra benim benzettiğim yere geliyoruz. Orada “İçerim haldurhalaz/ Öldürtür kimse bilmez” ifadeleri tam bir hüzün yağmuru. Burada “öldürtür” kelimesi her şeyi anlatıyor. Kelimenin “öldürür” değil de “öldürtür” olarak söylenmesi çok faklı bir derinlik kazandırıyor mısraa ve esere.
Türküler sıradan nağmeler değildir. Onlar; bölgenin tarihi, coğrafyası, sosyolojik yapıları, töreleri, ekonomik durumları hakkında da bilgi verir.
Ahmet Hamdi Tanpınar “Türküler bizim romanlarımızdır” diye boşuna dememiş.
Günümüzde “Haldır ayaz” tabirini bilen olmaz. Biz yani Ordu’nun Okçulu köyünde ahşap yapılı evimizin tamamen kapanmayan kısımları için söylenirdi. Zaman içinde duvarlarda olan deliklerden soğuk gelirdi. Tabii kışın böyle bir evi ısıtmak zordu. Her ne kadar “İçimiz yansa” da dışımız üşürdü.
Şimdi “Haldır ayaz” binalar yok. Çünkü betondan yapılan binalarda yaşıyoruz. Bu sefer de dışımız üşümüyor ama içimiz üşümeye başladı. Kim bilir binalarımız ile gönüllerimiz de betonlaştı. Kim bilebilir ki…
Kimimizin içi “Haldır halaz” kimin dışı “Haldır ayaz.” Neresinden tutarsanız tutun bir tarafı elinizde kalıyor.
Neyse biz türkü dinlemeye devam edelim diyeceğim de kelimeler rahat bırakmıyor.
Ne demiş şair Leylâ Hanım: “Zalım söyletme beni derunumda neler ver?” Yani iç tarafımı kimse bilmez diyor.
Desin bakalım…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
HALDIR AYAZ
Her insanın kendi kendine kaldığı zamanlarda müzik dinlediği olur. Ben de yorulduğumda veya başka bir işe başlarken kendi anlayışıma göre müzik dinlerim
Yaşım gereği ya Türk Sanat Musikisi ya da Türk Halk Müziği yani “türkü” dinlediğim oluyor. Tabii pop müziği çocukluktan kulağımıza girmediği için alışamadım. Ancak nasıl ben Türk Sanat Musikisi ve Türk Halk Müziği dinliyorsam pop şarkılar dinleyenler de olacaktır. Bu bir tercihtir.
Geçenlerde Selahattin Alpay “Ahlat’ın başındayım” diye başlayan bir Bitlis türküsü söylerken sözleri dikkatimi çekti. Bu arada Bitlis’te üç sene öğretmenlik yapmış olmam benim o yöreye ait nağmelere aşina olduğum anlamına da gelir.
Türkünün bir yerinde; “Öksüzem özüm gülmez/ Derdimden kimse bilmez/ İçerim Haldurhalaz/ Öldürtür kimse bilmez” şeklindeydi.
Selahattin Alpay Malatyalı bir sanatçıdır ve gırtlak olarak bazı türküleri icra etmesi; ülkenin batı bölgeleri eserlerine göre daha başarılı olmaktadır. Burada coğrafi yapı aynı zamanda kültürel olarak da bazı benzerlik gösterir. Aynı durum Türk Sanat Musiki eserlerinde yoktur. Adı üstünde “sanat” da işin içine girmektedir.
Biz gelelim türküden alıntı yaptığım yere. Burada “İçerim Haldurhalaz” sözü bana başka şey hatırlattı. Biz Ordu’da “Haldır ayaz” diye bir terim kullanırız. Bu ifade “Sağlam olmayan, her tarafı dökülen, eğreti bir yapıya sahip olan ve aslından uzak” gibi anlamlarda kullanılır. Yani olumsuz bir vaziyeti izah şeklidir.
Selahattin Alpay söylediği türküde “İçerim haldurhalaz/ Öldürtür kimse bilmez” derken ruh haliyle ilgili olumsuz bir vaziyeti izhar etmekte. Aslında bu sözün ne demek olduğunu ancak Bitlisliler daha iyi bilir. Ancak söylenişe bakılırsa bizim orada yani Ordu’da bilinen şekline çok yakın olduğundan ister istemez bir benzetmeye gittim.
Tabii sözleri hakikaten iç burkan bir türkü. Türkünün “Öksüzem yüzüm gülmez” derken bir sosyal hadiseyi dile getirmiş oluyor. “Öksüzlük en büyük köksüzlük” derdi Yahya Kemal Beyatlı.
Ardından “Derdimden kimse bilmez” derken; ne yaşadığımı veya ne çektiğimi ancak ben bilebilirim diyor.
Daha sonra benim benzettiğim yere geliyoruz. Orada “İçerim haldurhalaz/ Öldürtür kimse bilmez” ifadeleri tam bir hüzün yağmuru. Burada “öldürtür” kelimesi her şeyi anlatıyor. Kelimenin “öldürür” değil de “öldürtür” olarak söylenmesi çok faklı bir derinlik kazandırıyor mısraa ve esere.
Türküler sıradan nağmeler değildir. Onlar; bölgenin tarihi, coğrafyası, sosyolojik yapıları, töreleri, ekonomik durumları hakkında da bilgi verir.
Ahmet Hamdi Tanpınar “Türküler bizim romanlarımızdır” diye boşuna dememiş.
Günümüzde “Haldır ayaz” tabirini bilen olmaz. Biz yani Ordu’nun Okçulu köyünde ahşap yapılı evimizin tamamen kapanmayan kısımları için söylenirdi. Zaman içinde duvarlarda olan deliklerden soğuk gelirdi. Tabii kışın böyle bir evi ısıtmak zordu. Her ne kadar “İçimiz yansa” da dışımız üşürdü.
Şimdi “Haldır ayaz” binalar yok. Çünkü betondan yapılan binalarda yaşıyoruz. Bu sefer de dışımız üşümüyor ama içimiz üşümeye başladı. Kim bilir binalarımız ile gönüllerimiz de betonlaştı. Kim bilebilir ki…
Kimimizin içi “Haldır halaz” kimin dışı “Haldır ayaz.” Neresinden tutarsanız tutun bir tarafı elinizde kalıyor.
Neyse biz türkü dinlemeye devam edelim diyeceğim de kelimeler rahat bırakmıyor.
Ne demiş şair Leylâ Hanım: “Zalım söyletme beni derunumda neler ver?” Yani iç tarafımı kimse bilmez diyor.
Desin bakalım…