Yetmiş yaşına merdiven dayamış bir eğitimci olarak, hayat boyu okumayı ve öğrenmeyi kendime şiar edindim. Bilginin bir “güç” olduğuna; teminin de “güç” olduğuna inanırım. Bilgi kolay elde edilmeyen ve kalıcı bir servet bana göre.
Bu giriş çok uzun bir yazının emaresi gibi görünse de yerimizin sınırlı oluşundan dolayı mümkün olduğu kadar az cümleler ile çok şey anlatmaya gayret edeceğim.
Bu yazımızın ana konusu Hicran Tercan Aktürk Hanımefendi.
Yaklaşık 15 yaşımdan beri takribi beş günde bir, kitap okumayı hedefleyen biri olarak; oldum olası okuyanlara gıpta ile bakarım. Bulunduğumuz döneme okumanın en iptidai metodu ile başladık. Yani yetmişe merdiven dayamış nesil harf sistemi ile okumayı öğrendi. A’da at ile başlayan alfabemiz; Z’de zeytin ile biter, sonra bu harfleri tek tek bir araya getirerek okumaya çalışırdık.
Yaklaşık 55 sene aksatmadan okuyan biri olarak hala her kelimeyi harf harf bir araya getirerek okumaya çalışırım. Ancak okuma hususunda bir yılgınlık, bir bezginlik olmadığı için bugünlere kadar geldik.
Hicran Hanım’ı ile Ordu Şairler ve Yazarlar Derneği toplantılarında gördüm. Tanıştım demiyorum, sadece gördüm. Çünkü çok kişi ile yapılan toplantılarda daha çok dernek çalışmaları konu ele alındığından kişilerin birbirleri ile tanışmasına fırsat kalmıyordu.
Daha sonra, “Sosyal medya” üzerinden Hicran Tercan Aktürk Hanımefendi, hızlı okuma ve okuduğunu anlama üzerinde bazı çalışmalar yaptığını öğrendim. Zaten “kitap” denildiğinde bütün dikkatimi bu mevzuya teksif ettiğimden bu tür çalışmaların nasıl bir sonuca varacağını merak ettim. Hatta “Bizim zamanımızda bu tür yöntemler olsaydı, ben beş günde bir kitap değil de iki günde bir kitabı anlayarak okuyabilir miyim?” diye düşündüğüm oldu.
Hicran Hanım, yaptığı paylaşımlar, derslerine katılan kişilerin kendilerine yazdığı olumlu mesajlar ile ne kadar mühim bir iş yaptığını önce “sezdim” sonra “idrak” etmeye başladım.
Okumak…
“Bilenle bilmeyenin bir olmadığı” bir âlemde;“bir harfin” dahi ne derece ehemmiyet kespettiğini idrak etmek hiç de zor olmasa gerek.
Hicran Hanım; bir kadın, bir anne, bir kardeş… Hicran Hanım, bir şair. Hicran Hanım bir eğitici. Yani; kadın, anne, şair ve eğitici… Bu dört vasfın bir bedende cem olması demek; gayret demek, azim demek, mücadele demek… Yarınlara yön vermeye çalışmak demek. Kadın zarafeti, şair naifliği, anne şefkati bir araya geldiğinde ortaya çıkacak eserin ne kadar muhteşem olacağını bilmeyen olur mu?
Omuzlarında büyük bir yük taşıyor Hicran hanımefendi. Zikredilen dört vasfı tekrar tekrar izaha lüzum yok.
Buraya sığmaz ama Hicran Tercan Aktürk Hanımefendi; İstanbul ve Ankara’da uzun soluklu eğitimler alarak, hocalarının da onayı ile “Kişisel Gelişim NPL Masteri” başarı ile tamamladıktan sonra “Kişisel Gelişim ve Anlayarak Hızlı Okuma” eğitmenliği yapmaya başlamış. Bu işi 15 yıldır başarıyla sürdürüyor.
Ayrıca Ankara’da “Koçluk eğitimini” tamamladıktan sonra 12 yıldır “Öğrenci ve Ebeveyn Koçluğu” yapmaya hem yüz yüze hem de “online” olarak devam etmekte.
Böyle bir müktesebata (altyapı) sahip birinin tanıtılması, güzeli teşvik olur ki eskilerin “Et-tekrarüahsen, velev kâne yüz seksen” yani güzeli tekrar güzeldir velev ki yüz seksen kere olsun. Hicran Hanım ve onun gibi başarılı eğitmenlerin tanıtılması her eli kalem tutanın bir vazifesidir. Biz de elimizden bu kadar geldiği için bir şeyler karaladık. Umarım düzgün bir şey yapmışızdır. Su-i kelâm ettikse af fola.
Hicran Tercan Aktürk Hanımefendiye bundan sonraki hayatında sağlıklı, huzurlu, başarılı bir hayat dilerim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
HEM OKURUM HEM ANLARIM
Yetmiş yaşına merdiven dayamış bir eğitimci olarak, hayat boyu okumayı ve öğrenmeyi kendime şiar edindim. Bilginin bir “güç” olduğuna; teminin de “güç” olduğuna inanırım. Bilgi kolay elde edilmeyen ve kalıcı bir servet bana göre.
Bu giriş çok uzun bir yazının emaresi gibi görünse de yerimizin sınırlı oluşundan dolayı mümkün olduğu kadar az cümleler ile çok şey anlatmaya gayret edeceğim.
Bu yazımızın ana konusu Hicran Tercan Aktürk Hanımefendi.
Yaklaşık 15 yaşımdan beri takribi beş günde bir, kitap okumayı hedefleyen biri olarak; oldum olası okuyanlara gıpta ile bakarım. Bulunduğumuz döneme okumanın en iptidai metodu ile başladık. Yani yetmişe merdiven dayamış nesil harf sistemi ile okumayı öğrendi. A’da at ile başlayan alfabemiz; Z’de zeytin ile biter, sonra bu harfleri tek tek bir araya getirerek okumaya çalışırdık.
Yaklaşık 55 sene aksatmadan okuyan biri olarak hala her kelimeyi harf harf bir araya getirerek okumaya çalışırım. Ancak okuma hususunda bir yılgınlık, bir bezginlik olmadığı için bugünlere kadar geldik.
Hicran Hanım’ı ile Ordu Şairler ve Yazarlar Derneği toplantılarında gördüm. Tanıştım demiyorum, sadece gördüm. Çünkü çok kişi ile yapılan toplantılarda daha çok dernek çalışmaları konu ele alındığından kişilerin birbirleri ile tanışmasına fırsat kalmıyordu.
Daha sonra, “Sosyal medya” üzerinden Hicran Tercan Aktürk Hanımefendi, hızlı okuma ve okuduğunu anlama üzerinde bazı çalışmalar yaptığını öğrendim. Zaten “kitap” denildiğinde bütün dikkatimi bu mevzuya teksif ettiğimden bu tür çalışmaların nasıl bir sonuca varacağını merak ettim. Hatta “Bizim zamanımızda bu tür yöntemler olsaydı, ben beş günde bir kitap değil de iki günde bir kitabı anlayarak okuyabilir miyim?” diye düşündüğüm oldu.
Hicran Hanım, yaptığı paylaşımlar, derslerine katılan kişilerin kendilerine yazdığı olumlu mesajlar ile ne kadar mühim bir iş yaptığını önce “sezdim” sonra “idrak” etmeye başladım.
Okumak…
“Bilenle bilmeyenin bir olmadığı” bir âlemde;“bir harfin” dahi ne derece ehemmiyet kespettiğini idrak etmek hiç de zor olmasa gerek.
Hicran Hanım; bir kadın, bir anne, bir kardeş… Hicran Hanım, bir şair. Hicran Hanım bir eğitici. Yani; kadın, anne, şair ve eğitici… Bu dört vasfın bir bedende cem olması demek; gayret demek, azim demek, mücadele demek… Yarınlara yön vermeye çalışmak demek. Kadın zarafeti, şair naifliği, anne şefkati bir araya geldiğinde ortaya çıkacak eserin ne kadar muhteşem olacağını bilmeyen olur mu?
Omuzlarında büyük bir yük taşıyor Hicran hanımefendi. Zikredilen dört vasfı tekrar tekrar izaha lüzum yok.
Buraya sığmaz ama Hicran Tercan Aktürk Hanımefendi; İstanbul ve Ankara’da uzun soluklu eğitimler alarak, hocalarının da onayı ile “Kişisel Gelişim NPL Masteri” başarı ile tamamladıktan sonra “Kişisel Gelişim ve Anlayarak Hızlı Okuma” eğitmenliği yapmaya başlamış. Bu işi 15 yıldır başarıyla sürdürüyor.
Ayrıca Ankara’da “Koçluk eğitimini” tamamladıktan sonra 12 yıldır “Öğrenci ve Ebeveyn Koçluğu” yapmaya hem yüz yüze hem de “online” olarak devam etmekte.
Böyle bir müktesebata (altyapı) sahip birinin tanıtılması, güzeli teşvik olur ki eskilerin “Et-tekrarüahsen, velev kâne yüz seksen” yani güzeli tekrar güzeldir velev ki yüz seksen kere olsun. Hicran Hanım ve onun gibi başarılı eğitmenlerin tanıtılması her eli kalem tutanın bir vazifesidir. Biz de elimizden bu kadar geldiği için bir şeyler karaladık. Umarım düzgün bir şey yapmışızdır. Su-i kelâm ettikse af fola.
Hicran Tercan Aktürk Hanımefendiye bundan sonraki hayatında sağlıklı, huzurlu, başarılı bir hayat dilerim.