Bundan dört buçuk sene önceydi. Kastamonu’nun Tosya ilçesinden yola çıkmış yine aynı ilin İhsangazi ilçesine gitmeye karar vermiştim. Bölgenin yabancısı olduğum için “kestirme” diye anılan yolları bilmiyordum.
Muhtelif hayaller içinde Tosya’dan yola çıktım. Ne kadar yol aldım, ne kadar süre geçti bilmiyorum. Yolarda bulunan ve gideceğin yere ne kadar kaldığını gösteren mavi tabelâlarda bulunan rakamlar bana biraz fikir veriyordu. Bu mavi tabelâlar önünde olan yerleri yazmasına rağmen geride kalanlar hakkında bilgi vermiyordu. Ardımızda neler bırakmadık ki…
Tuhaf hayaller içinde yol alırken gezi planlarım arasında olmamasına rağmen “Ilgaz şu kadar km” yazısını okuyunca çocukluğuma gittim bir an. Hani ülkede herkesin bildiği “Ilgaz Anadolu’nun/ Sen yüce bir dağısın” diye başlayan çocuk şarkısı. Hiç düşünmeden şehre doğru çevirdim rotamı.
Çok gitmeden kendimi bir lisenin önünde buldum. Güneşli bir gündü ve okula girer girmez etraf karardı. Az zaman sonra koridorun başında Yonca Kayılı Hanımefendi ile karşılaştım. Çok kısa bir tanışma faslından sonra en fazla beş-altı dakikalık bir görüşmemiz oldu. Yonca Hanım Milli Eğitim Müdürlüğüne ben de Ilgaz Belediye Başkanlığına gitmek üzere okuldan ayrıldık.
Aradan geçen seneler içinde Karadeniz Bölgesi vilayetlerini dolaştım durdum. Bir gün yolumun tekrar Ilgaz’dan geçeceğini tahmin ediyordum ama onun zamanı bilmiyordum. Çünkü seyahat planlarım arasında; Bolu, Karabük, Düzce, Bartın ve Zonguldak’ta vardı. Ünye’de ikamet eden biri için Tosya ve Ilgaz yol üstü bir yerdi.
…
Son olarak Ankara’dan Ünye’ye dönmek için yola çıktığımda yol güzergâhını değiştirip Gerede üzerinden dönmeye karar verdim. Böylece hem Ankara ile Gerede arasında, hem de Bolu’nun doğusunda kalan Dörtdivan, Gerede, Yeniçağa ve Mengen ilçelerini de görmüş olacaktım. Kararlaştırdığım gibi hareket ettim. En son ziyaret ettiğim Mengen’den yola çıkıp Ilgaz’a ulaşmaktı niyetim. Akşama çok az kala Ilgaz Öğretmenevi önünde buldum kendimi ve o gece orada konakladım.
Sabah olduğunda Ilgaz ilçesinde gezindim biraz. Yıllar öncesinde olduğu gibi çok güneşli bir gündü. Arada tek fark ilk geldiğimde aylardan mart ayının ilk haftasıydı, şimdi ise haziran sonlarıydı. Yazdı yani.
Şehri kendimce biraz dolaştıktan, yani şehir ile dilsiz konuştuktan sonra rotamı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne çevirdim. Çünkü yıllar önce tanıştığım Yonca Kayılı Hanımefendi okul müdürlüğünden Ilgaz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atanmıştı.
Dairde kapı üzerinde yazan isimleri inceleyerek koridorları adımlarken birden “Zeki Hoca gelmiş” diye bir ses duydum. Ve yıllar sonra tekrar görüşme fırsatım oldu.
Lütfedip makam odasına girdiğimde yanında beraber çalıştığı diğer İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olan Özgür Turan Hanımefendi ile de tanışmış oldum. Zaten Ilgaz’a ilk geldiğimde birçok kişi ile tanışmışlığım olmuştu. Bunlardan bazılarının telefon numaraları yoktu. Fırsat bulup onları da bulmaya karar vermiştim.
Özgür Turan Hanımefendi akademik eğitimi gereği sosyal konulara vakıf biri olduğunu daha ikinci cümlesinde fark ettirdi. Yonca Hanım ile aynı dersi okutmuş biri olarak zaten mesleki olarak anlaşmamız kolaydı.
Bu arada Ilgaz’dan ayrıldıktan sonra bazı değişiklikler olmuş. Daha önce uğradığım kahvehane kapanmış, belediye binası yerinde değildi. Başka yeni binalar eklenmiş bir şehir buldum. Tabii bunları içinde yaşayanların fark etmesi kolay olmazdı. Yabancı olmanın verdiği dikkat ile bu değişiklikleri görmem daha kolay oluyordu.
Bu yazı ikinci Ilgaz Ziyaretim için bir giriş yazısı olsun. Daha anlatılacak çok şey var. Şimdilik burada son veriyorum. Yakın ilgilerinden dolayı Yonca Kayılı, Özgür Turan ve personel İbrahim Kara’ya çok teşekkür ederim. Bir sonraki yazımızda buluşmak dileği ile adı geçenlere ve bütün Ilgazlılara en kalbi muhabbetlerimi sunarım.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
ILGAZ’DA BİR YAZ
Bundan dört buçuk sene önceydi. Kastamonu’nun Tosya ilçesinden yola çıkmış yine aynı ilin İhsangazi ilçesine gitmeye karar vermiştim. Bölgenin yabancısı olduğum için “kestirme” diye anılan yolları bilmiyordum.
Muhtelif hayaller içinde Tosya’dan yola çıktım. Ne kadar yol aldım, ne kadar süre geçti bilmiyorum. Yolarda bulunan ve gideceğin yere ne kadar kaldığını gösteren mavi tabelâlarda bulunan rakamlar bana biraz fikir veriyordu. Bu mavi tabelâlar önünde olan yerleri yazmasına rağmen geride kalanlar hakkında bilgi vermiyordu. Ardımızda neler bırakmadık ki…
Tuhaf hayaller içinde yol alırken gezi planlarım arasında olmamasına rağmen “Ilgaz şu kadar km” yazısını okuyunca çocukluğuma gittim bir an. Hani ülkede herkesin bildiği “Ilgaz Anadolu’nun/ Sen yüce bir dağısın” diye başlayan çocuk şarkısı. Hiç düşünmeden şehre doğru çevirdim rotamı.
Çok gitmeden kendimi bir lisenin önünde buldum. Güneşli bir gündü ve okula girer girmez etraf karardı. Az zaman sonra koridorun başında Yonca Kayılı Hanımefendi ile karşılaştım. Çok kısa bir tanışma faslından sonra en fazla beş-altı dakikalık bir görüşmemiz oldu. Yonca Hanım Milli Eğitim Müdürlüğüne ben de Ilgaz Belediye Başkanlığına gitmek üzere okuldan ayrıldık.
Aradan geçen seneler içinde Karadeniz Bölgesi vilayetlerini dolaştım durdum. Bir gün yolumun tekrar Ilgaz’dan geçeceğini tahmin ediyordum ama onun zamanı bilmiyordum. Çünkü seyahat planlarım arasında; Bolu, Karabük, Düzce, Bartın ve Zonguldak’ta vardı. Ünye’de ikamet eden biri için Tosya ve Ilgaz yol üstü bir yerdi.
…
Son olarak Ankara’dan Ünye’ye dönmek için yola çıktığımda yol güzergâhını değiştirip Gerede üzerinden dönmeye karar verdim. Böylece hem Ankara ile Gerede arasında, hem de Bolu’nun doğusunda kalan Dörtdivan, Gerede, Yeniçağa ve Mengen ilçelerini de görmüş olacaktım. Kararlaştırdığım gibi hareket ettim. En son ziyaret ettiğim Mengen’den yola çıkıp Ilgaz’a ulaşmaktı niyetim. Akşama çok az kala Ilgaz Öğretmenevi önünde buldum kendimi ve o gece orada konakladım.
Sabah olduğunda Ilgaz ilçesinde gezindim biraz. Yıllar öncesinde olduğu gibi çok güneşli bir gündü. Arada tek fark ilk geldiğimde aylardan mart ayının ilk haftasıydı, şimdi ise haziran sonlarıydı. Yazdı yani.
Şehri kendimce biraz dolaştıktan, yani şehir ile dilsiz konuştuktan sonra rotamı İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne çevirdim. Çünkü yıllar önce tanıştığım Yonca Kayılı Hanımefendi okul müdürlüğünden Ilgaz İlçe Milli Eğitim Müdürlüğüne atanmıştı.
Dairde kapı üzerinde yazan isimleri inceleyerek koridorları adımlarken birden “Zeki Hoca gelmiş” diye bir ses duydum. Ve yıllar sonra tekrar görüşme fırsatım oldu.
Lütfedip makam odasına girdiğimde yanında beraber çalıştığı diğer İlçe Milli Eğitim Şube Müdürü olan Özgür Turan Hanımefendi ile de tanışmış oldum. Zaten Ilgaz’a ilk geldiğimde birçok kişi ile tanışmışlığım olmuştu. Bunlardan bazılarının telefon numaraları yoktu. Fırsat bulup onları da bulmaya karar vermiştim.
Özgür Turan Hanımefendi akademik eğitimi gereği sosyal konulara vakıf biri olduğunu daha ikinci cümlesinde fark ettirdi. Yonca Hanım ile aynı dersi okutmuş biri olarak zaten mesleki olarak anlaşmamız kolaydı.
Bu arada Ilgaz’dan ayrıldıktan sonra bazı değişiklikler olmuş. Daha önce uğradığım kahvehane kapanmış, belediye binası yerinde değildi. Başka yeni binalar eklenmiş bir şehir buldum. Tabii bunları içinde yaşayanların fark etmesi kolay olmazdı. Yabancı olmanın verdiği dikkat ile bu değişiklikleri görmem daha kolay oluyordu.
Bu yazı ikinci Ilgaz Ziyaretim için bir giriş yazısı olsun. Daha anlatılacak çok şey var. Şimdilik burada son veriyorum. Yakın ilgilerinden dolayı Yonca Kayılı, Özgür Turan ve personel İbrahim Kara’ya çok teşekkür ederim. Bir sonraki yazımızda buluşmak dileği ile adı geçenlere ve bütün Ilgazlılara en kalbi muhabbetlerimi sunarım.