SON DAKİKA
Hava Durumu

KARADENİZ ADIM ADIM

Yazının Giriş Tarihi: 17.03.2026 17:00
Yazının Güncellenme Tarihi: 17.03.2026 17:10

Okullarda coğrafi bölgelerimizin sayısı yedi tanedir. Bu yedi bölge ülkede bulunan 81 vilayeti içine alır ve coğrafi bir tasniftir.
Karadeniz Bölgesi de bunlardan biridir. Resmiyette çok kullanılmasa da Doğu Karadeniz, Orta Karadeniz ve Batı Karadeniz olarak adlandırılsa bile “doğu” ve “batı” olarak adlandırılması daha çok olmuştur.
Okul kitaplarında Karadeniz bölgesi 18 vilayetten meydana gelir. Bunlardan 11 tanesi denize komşu, diğerlerinin denize sınırı yoktur.
Denize sınırı olan vilayetleri doğudan, batıya doğru şöyle sıralayabiliriz:Artvin, Rize, Trabzon, Giresun, Ordu, Samsun, Sinop, Kastamonu, Bartın, Zonguldak ve Düzce’dir. Bu vilayetlerin merkez dâhil toplam 140 ilçesi bulunur.
Bolu, Karabük, Çorum, Amasya, Tokat, Gümüşhane ve Bayburt bölgenin denizi görmeyen vilayetleridir. Bu illerin merkez dâhil 57 ilçesi vardır. Kısaca Karadeniz bölgesi 18 vilayet, 197 ilçeden ibarettir.
Şimdi bunları niye yazdım. Elbet 40 yıl Fen dersleri verip emekli olduktan sonra tam yürümek için bastona ihtiyaç duyduğum sırada ikinci bir üniversitede coğrafya okumakla bir alakası yok. Yaş 65 etmiş hala ne okuyorsun diyenler olsa bile Bir Karadenizli olarak yukarıda yazılmış ilçe ve illeri kitabi bilgiler dışında da görmek için plan yaptım. Ömrüm vefa ederse bu 18 il ve 197 ilçe farklı zamanlarda ziyaret edilecektir.
Eskilerin “Ehemmi mühime tercih etmek” (Çok önemliyi, önemliye tercih etmek) gibi bir sözü vardır. Biz de zoru kolaya tercih ederek önce sahil şehirlerinin ilçelerini bir ziyaret etmek istedik ve kuvveden fiile geçerek ( düşündüklerimizi planlayıp uygulama sahasına koyarak) çalışmalarımıza başladık.
Her vilayet tamamen bitince gözlem ve intibaları kaleme alıp yarınlara ulaştırmayı gaye edindik. Olur veya olmaz. Yine eskiler “Sefer bizden, zafer Hakk’tan” demişler. Yani elimizden geleni yapacağız. Ortaya nasıl bir sonuç çıkar bilinmez. Eskilerin dediği gibi: “Niyet hayır, akıbet hayır…”
Bu yazı neşredildiği zamanlarda ben hangi ilin, hangi ilçelerinin sokaklarında dolaşıyor olacağım bilemem. Elbette Batı’yı ziyaret edip, Eyfel Kulesi önünde fotoğraf çektirmeyi isterdik. Fotoğrafın altına da tercümesini internetten yapılmış Fransızca birkaç cümle yazıp memlekete geldiğimizde havamızdan geçilmediğine dair haberlerin doğruluk derecesinden şüphe edilmeyeceğinden eminiz. Ancak herkesin bir önceliği vardır. Bizim de önceliğimiz vatandır.
Ülkesini bilmeyen, kendisini de bilemez. Kendisine yabancı kalan ülkesine de yabancı kalır. Eskiler buna “Fasit daire” derdi.
Kim öğretti bilmem ama biri bana “Ülkeyi sevmeyi” öğretmiş. Ülke sevgisi olmayanların insan sevgisi de olmaz.
Asıl merak ettiğim şey; bir “Batılı” Asya veya Afrika’yı gezerek ülkesinde hava atar mı? Bu seyahatleri bir üstünlük olarak görür mü?
İşte bütün mesele bu!
Buradan kalkıp İtalya’da eğik bir kulenin önünde veya Paris’te demirden bir kulenin önünde poz vermeyi nasıl bir ruh haliyle “üstünlük” sayıyoruz.
Okumanın her zaman daha önde olduğunu kabul edenlerdenim. Çok gezmenin de öğrenmeye katkısı büyük. Hiçbir zaman çok gezenin çok okuyanın önünde olacağına inanmıyorum. Ancak gezmek okumayı taçlandırır ve bazı eksikliklerini tamamlar. Bu açıdan seyahatin ehemmiyeti göz ardı edilemez.
Seyahatlerim sırasında ünlü gezginleri daha iyi anlamaya başladım. Gördüm ki başlı başına bir iş. Öğrendiklerin sadece sana ait değil, kayıt edince başkalarına da faydalı olduğudur.
Gezilerin ardından yazılara devam edeceğiz.
Ne demişler: “Tebdili mekânda ferahlık vardır.”

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.