SON DAKİKA
Hava Durumu

KARANLIĞI KİMLER BİLİYOR?

Yazının Giriş Tarihi: 21.01.2026 16:25
Yazının Güncellenme Tarihi: 21.01.2026 16:26

Sahi hiç karanlık gördünüz mü?
Şayet 50 yaşın altındaysanız mümkün değil.
Şimdi bana akşam olup, ışıklar yanınca hava kararıyor, geceler karanlık oluyor, elektrikler kesilince her taraf kapkara oluyor gibi cevap vermeyin. Çünkü günümüzde karanlık, karanlığa karıştı.
Bin dokuz yüz yetmişli yılların başında ülkenin üçte birinde elektrik vardı. Köylerde aydınlatıcı olarak gaz lambası, çıra gibi şeyler kullanılırdı. Akşama bir saat kala gaz lambalarının camları temizlenir, karanlığın basması beklenirdi. Her taraf kararmaya başlayınca da lambanın fitili yakılır, sonra lambanın camı yerine yerleştirilirdi.
Kış mevsiminde günler daha kısa olduğundan tez akşam olurdu. Sabaha kadar bir odada bulunan lamba ile idare ederdik. Maddi durumları iyi olan ailelerde birkaç odada lamba bulunurdu.
Şayet ev dışında bir yerde isek elimizde mutlaka bir el feneri olmalıydı. Aksi halde değil bir adım atmak, bir karış bile yürümeniz mümkün değildi.
Gözünüzü bağlayıp sizi bildiğiniz bir yer bile olsa, oraya bıraksalar ve gece olduğunda bağı çözseler nerede olduğunuzu ve evinize nasıl gideceğinizi bilemezsiniz. Çünkü her taraf kapkaranlık olurdu. Bildiğin katran karsı yani.
Yetmişli yılların başlarında ülkeye televizyon gelmiş ancak elektriğin bulunduğu yerlerde yayın yapılıyordu. Fakat küçük ekran televizyonlar araba aküsü ile çalışabildiği için ancak kahvelerde televizyon bulunurdu. Biz gençler televizyondan maç nakli olduğu zaman kahvelere gider, sonra evimize dönerdik. Dönerdik derken elimizde bir el feneri veya kibrit olan varsa. Aksi takdirde 500 metre ancak olan evimize gitmek ne mümkündü.
Mahallemizde bulunan kahveler, Devlet Karayolu üzerinde olduğu için, yoldan muhakkak bir araba geçerdi. Biz geçen arabanın far ışığının şavkı ile 10-15 metre kadar gider, sonra başka bir arabanın gelmesini beklerdik. Kısaca en fazla beş dakika tutacak yolu yarım saatte anca alırdık.
Şimdi bu anlattıklarımı 50 yaş altı muhtemel görmemiştir. Tesadüf bu ya gören varsa bile zemheri sineği hükmünde olup değil bir ilçede bir ilin tamamında bile 3-5 tana ancak vardır.
Altmış yaşın üzerinde ve köylü olanlar bu anlattıklarımla senelerce her gün yaşadı. Öyle ayda yılda bir tesadüfen değil. Romantik olsun diye elektriksiz bir yerde bilerek kalmak hiç değil.
Ben lise mezunu olana kadar evimde elektrik görmedim. Çünkü bizim köye elektrik 1976 senesinde gelmişti. Doğduktan liseyi bitirene kadar gaz lambası ile aydınlatılan bir evde yaşadım. Kısaca dört kardeşten iki büyük olanı elektriği evde görmedi.
Bu yazıyı tesadüfen okuyan olmuşsa yazılanlara inanır mı bilmem. Muhtemel benim ya masal anlattığımı ya da hayal gücümü kullanarak bir senaryo yazdığımı düşünebilir. Olsun. O isli camlı gaz lambası ile gençliği geçen birinin bu kadar da bir hatırası olsun.
Hani “Geçenler unutulur” diye bir söz vardır. Değil geçenlerin unutulması, geçmişi anlatıp kimseyi inandıramıyoruz. Bize “Onlar eskide kalmış, şimdi sen günümüze bak” diyorlar. Zaten bu “Günümüze bak” lafı her zaman söylenecek bir laf. Dün dedelerimize söyleniyordu, yarın da evlatlarımıza onların evladı söyleyecek. Bu fasit daire dönüp duracak.
Ne zaman kış gelse veya yağmurlu bir akşam olsa çocukluğuma gider, özellikle analarımız veya yetişkin bacılarımızın gaz lambasının camını kül ve bez ile temizlediğini hayal ederim.
Şimdi geceleri bile sokakta rahat yürünüyor. Hatta elektrikler kesilse bile. Değil mi ki ülkenin bir yerinde sokak lambası yanıyor veya evlerden sokaklara ışık huzmeleri sızıyor; karanlık diye bir şey kalmadı yani.
Karanlığı özleyeceğim hiç aklıma gelmezdi. Karanlığı da kararttılar sonunda. Yeter ki aydınlıklar kararmasın.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.