Bu da soru mu diyeceksiniz. Biliyorum çok kolay.
Madem öyle o kadar kolay da niye sordun demeyin bana. Bazı canlılar sevdi mi sevdiğinden kolay ayrılamıyor.
Mesela insanlar…
haydaa. Nasıl yani?
Bu sorunun cevabını vermek için önce etrafımıza bir bakmalıyız. Kendimize şu soruyu sormalıyız. Acaba belediye işçileri olmasa şehrimiz ne kadar temiz kalabilir?
Hadi cevap verin?
Bir saat, bir gün, bir hafta veya bir ay mı?
Şimdi biri çıkıp “İşçilerin işi ne?” demesin!
Siz hiç kendi kendine kirlenen bir yer gördünüz mü? Gördünüzse sebebi kim?
İnsanların yaşama ortamı dışında veya insanların ulaşamadığı yerlerde kirlilik olmaz!
Bırakın mesire alanlarını, bir korulukta, bir dağ başında, bir deniz kenarında çöpe rastladınız mı? Cevap evet ise oraya bir insan uğramış demektir.
Kısaca düzenin de düzensizliğin de kaynağı insan. Bitkiler hariç canlılar âleminin en mükemmeli de en basiti de insan.
Bitkiler kendi hallerinde canlılar. Kendi kendilerine etrafı kirletemez veya geçici bir kirlilik olur. Kalıcı kirliliklerin olduğu yerde insan vardır.
Tabii diğer canlılar kendi kendilerine nasıl anlaşıyor bilemeyiz. Yeryüzünde bir örneği yoktur ki hayvanları bir yeri kirlettiği görülsün. Yine yeryüzünde bir örneği yoktur ki hayvanların bir yeri çok güzel hale getirdiği görülsün.
Hayvanlar bir yeri kirletmedikleri gibi temizleme ihtiyacı da duymazlar. Şayet bir mesire alanında “Etrafa çöp atmayınız” yazısı okuduysanız, bu insanlar için bir ikazdır.
Şu insanoğlu hakikaten tuhaf bir canlı. Alimi de var, zalimi de. Temizi de var, kirlisi de. Sulhu seveni de var, kavga etmesini de. Kısaca insanoğluna değil bir dünya on dünya verseler bir yönüyle kavga ederler. Asırlarıdır yaşanan savaşlar bunun en bariz misali.
İnsan hem egoisttir, hem munis. Hem yardımseverdir, hem bencil. Hem sever, hem kin tutar. Yani insanoğlu tekdüze bir canlı sınıfı değildir. Eskilerin “Ne idüğü belli değil” sınıfından bir canlı türüdür.
İnsanoğlu sever…
İnsanoğlu savaşır…
İnsanoğlu iyilik yapar…
İnsanoğlu kötülük yapar…
İnsanoğlu eşref-i mahlûkat sınıfındadır…
İnsanoğlu esfel-i sâfilin sınıfındadır…
Hâsılı insanoğlu bir kararda değildir. Yani ekseriyeti sırat-ı müstakim üzerinde olamaz. İfrat ve tefrit dairesinde dönüp durur.
Bütün mesele itidal üzere olabilmektir. Diğer canlılar bunu başarıyor vesselam.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
KİMLER ÇÖPLE YAŞAMAYI SEVER?
Bu da soru mu diyeceksiniz. Biliyorum çok kolay.
Madem öyle o kadar kolay da niye sordun demeyin bana. Bazı canlılar sevdi mi sevdiğinden kolay ayrılamıyor.
Mesela insanlar…
haydaa. Nasıl yani?
Bu sorunun cevabını vermek için önce etrafımıza bir bakmalıyız. Kendimize şu soruyu sormalıyız. Acaba belediye işçileri olmasa şehrimiz ne kadar temiz kalabilir?
Hadi cevap verin?
Bir saat, bir gün, bir hafta veya bir ay mı?
Şimdi biri çıkıp “İşçilerin işi ne?” demesin!
Siz hiç kendi kendine kirlenen bir yer gördünüz mü? Gördünüzse sebebi kim?
İnsanların yaşama ortamı dışında veya insanların ulaşamadığı yerlerde kirlilik olmaz!
Bırakın mesire alanlarını, bir korulukta, bir dağ başında, bir deniz kenarında çöpe rastladınız mı? Cevap evet ise oraya bir insan uğramış demektir.
Kısaca düzenin de düzensizliğin de kaynağı insan. Bitkiler hariç canlılar âleminin en mükemmeli de en basiti de insan.
Bitkiler kendi hallerinde canlılar. Kendi kendilerine etrafı kirletemez veya geçici bir kirlilik olur. Kalıcı kirliliklerin olduğu yerde insan vardır.
Tabii diğer canlılar kendi kendilerine nasıl anlaşıyor bilemeyiz. Yeryüzünde bir örneği yoktur ki hayvanları bir yeri kirlettiği görülsün. Yine yeryüzünde bir örneği yoktur ki hayvanların bir yeri çok güzel hale getirdiği görülsün.
Hayvanlar bir yeri kirletmedikleri gibi temizleme ihtiyacı da duymazlar. Şayet bir mesire alanında “Etrafa çöp atmayınız” yazısı okuduysanız, bu insanlar için bir ikazdır.
Şu insanoğlu hakikaten tuhaf bir canlı. Alimi de var, zalimi de. Temizi de var, kirlisi de. Sulhu seveni de var, kavga etmesini de. Kısaca insanoğluna değil bir dünya on dünya verseler bir yönüyle kavga ederler. Asırlarıdır yaşanan savaşlar bunun en bariz misali.
İnsan hem egoisttir, hem munis. Hem yardımseverdir, hem bencil. Hem sever, hem kin tutar. Yani insanoğlu tekdüze bir canlı sınıfı değildir. Eskilerin “Ne idüğü belli değil” sınıfından bir canlı türüdür.
İnsanoğlu sever…
İnsanoğlu savaşır…
İnsanoğlu iyilik yapar…
İnsanoğlu kötülük yapar…
İnsanoğlu eşref-i mahlûkat sınıfındadır…
İnsanoğlu esfel-i sâfilin sınıfındadır…
Hâsılı insanoğlu bir kararda değildir. Yani ekseriyeti sırat-ı müstakim üzerinde olamaz. İfrat ve tefrit dairesinde dönüp durur.
Bütün mesele itidal üzere olabilmektir. Diğer canlılar bunu başarıyor vesselam.