Bundan altmış- yetmiş sene önce bir erkek kıyafeti olan pantolon; günümüzde cinsiyet seçmeden herkes tarafından giyilen bir kıyafet oldu.
Muhtelif türleri var. Kadife, kumaş, keten ve kot gibi…
Yetmişli yıllarda erkekler takım elbise ve kızlar kendilerine has kıyafetlerle okula giderlerdi. Kızların kıyafetine “jile” denirdi. Lacivert bir süveter altına beyaz gömlek giyerlerdi. Kıyafetin alt tarafı etek şeklindeydi.
Etekler; kiminde pileli, kiminde çan etek dedikleri tarzda olurdu. Koyu renkli çorapları olurdu. Etek boyları en fazla diz kapağı hizasına kadardı.
Erkekler ise; kırmızı, beyaz, sarı, turuncu ve “cırlak” diye tabi edilen yeşil ve bunların tonlarında olmayan kumaşlardan yapılmış takım elbise giyerlerdi. Her erkek farklı renkli takım elbise giyebilirdi.
Zaman içinde kızlar eteklerinin altına pantolon giymeye başladı. Daha sonra tanınmış kişilerin televizyonda etek yerine pantolon giymesiyle kadınlar da bu kıyafeti giymeye başladı. Artık her cinsin giydiği bir kıyafetti.
Erkeklerin pantolonları kızlara göre daha bol kesimli olurdu. Bazı erkeklerin dar pantolon giydiği olsa da bu çok azınlıktaydı.
Zaman ilerledi ve “Kot pantolon” adıyla bilinen tür yaygınlaştı. Kumaşlardan dikilenleri ise resmi kıyafet hükmünde olup düğünde, bayramda ve memuriyette kullanılır oldu.
Kot pantolon hızla yayılmaya başladı. Artık ne cinsiyet seçiyordu ne sosyal konum. Ne zengin seçiyordu ne de fakir. Belki tarihte bütün insanların ortak olarak yaptıkları şey kot pantolon giymekti.
Yetmişli senelerin öncesinde 68 kuşağı denilen ve “Amerika ve burjuva karşıtı” olan bu sınıfa ait en önemli özellik haki renkli parke ile kot pantolon giymekti. İnşaat işçileri de dayanıklı diye kot pantolon giyiyordu.
Zaman sonra ülkücü camiada da kot giyenler olunca, bu tür pantolonlar tamamen “Sosyolojik meşruiyet” kazandı. Ve sırada muhafazakâr camia vardı. Onlardan da kot giyenler olunca tabiri caizse “Sap ile saman” birbirine karıştı.
Pantolon türlerinden en az kullanılanı kadife olmuştur. Kumaştan yapılanlar resmi kıyafetler, ketenden yapılanlar ise spor kıyafetlerden ibaretti. Kot ise giyen herkesin ortak tarafıydı.
Daha sonra kot etek, kot gömlek gibi kıyafetler de arzı endam etmeye başladı. Sokakta mini etekli biriyle başörtülü biri kottan yapılmış mont türü kıyafet giyince kimse şaşırmıyordu.
Kahrolsun faşizm diye nara atan biriyle, Vatan Millet Sakarya çağrısında bulunan başka biri meydanlarda karşı karşıya gelip; birbirlerine karşı yüksek sesle “nutuk”irad etmesini veya kot giymiş bir şahsiyeti mescitte vaaz verirken görünce şaşırmamak lazım. Kıyafet aynı “nutuklar” farklı…
Günümüzde ekonomik seviyesi ne olursa olsun bazı ortak yanlarımız oluyor. Bunlardan en benzer olanları “kot” giymek ve “nutuk” atmak. Kotlar birbirine benzerken nutukların konuları değişik olabiliyor.
Her ne kadar çok konuşmak gibi ortak özelliğimiz olsa da bu konuşmaların konuları farklı olup; sadece konuşma fiili aynı olmaktadır.
Kısaca “Neler yapmadık bu vatan için, kimimiz “kot” giydik kimimiz “nutuk” söyledik. Sadece susmasını öğrenemedik veya öğretemedik.
Ne demiş şair “Kemiği yok ki dilimin ondan ne kadar bizarım. Ama “Alt tarafımız birbirine benziyor.” Eh o kadar da benzer tarafımız olsun değil mi?
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
KOT
Bir pantolon türü.
Bundan altmış- yetmiş sene önce bir erkek kıyafeti olan pantolon; günümüzde cinsiyet seçmeden herkes tarafından giyilen bir kıyafet oldu.
Muhtelif türleri var. Kadife, kumaş, keten ve kot gibi…
Yetmişli yıllarda erkekler takım elbise ve kızlar kendilerine has kıyafetlerle okula giderlerdi. Kızların kıyafetine “jile” denirdi. Lacivert bir süveter altına beyaz gömlek giyerlerdi. Kıyafetin alt tarafı etek şeklindeydi.
Etekler; kiminde pileli, kiminde çan etek dedikleri tarzda olurdu. Koyu renkli çorapları olurdu. Etek boyları en fazla diz kapağı hizasına kadardı.
Erkekler ise; kırmızı, beyaz, sarı, turuncu ve “cırlak” diye tabi edilen yeşil ve bunların tonlarında olmayan kumaşlardan yapılmış takım elbise giyerlerdi. Her erkek farklı renkli takım elbise giyebilirdi.
Zaman içinde kızlar eteklerinin altına pantolon giymeye başladı. Daha sonra tanınmış kişilerin televizyonda etek yerine pantolon giymesiyle kadınlar da bu kıyafeti giymeye başladı. Artık her cinsin giydiği bir kıyafetti.
Erkeklerin pantolonları kızlara göre daha bol kesimli olurdu. Bazı erkeklerin dar pantolon giydiği olsa da bu çok azınlıktaydı.
Zaman ilerledi ve “Kot pantolon” adıyla bilinen tür yaygınlaştı. Kumaşlardan dikilenleri ise resmi kıyafet hükmünde olup düğünde, bayramda ve memuriyette kullanılır oldu.
Kot pantolon hızla yayılmaya başladı. Artık ne cinsiyet seçiyordu ne sosyal konum. Ne zengin seçiyordu ne de fakir. Belki tarihte bütün insanların ortak olarak yaptıkları şey kot pantolon giymekti.
Yetmişli senelerin öncesinde 68 kuşağı denilen ve “Amerika ve burjuva karşıtı” olan bu sınıfa ait en önemli özellik haki renkli parke ile kot pantolon giymekti. İnşaat işçileri de dayanıklı diye kot pantolon giyiyordu.
Zaman sonra ülkücü camiada da kot giyenler olunca, bu tür pantolonlar tamamen “Sosyolojik meşruiyet” kazandı. Ve sırada muhafazakâr camia vardı. Onlardan da kot giyenler olunca tabiri caizse “Sap ile saman” birbirine karıştı.
Pantolon türlerinden en az kullanılanı kadife olmuştur. Kumaştan yapılanlar resmi kıyafetler, ketenden yapılanlar ise spor kıyafetlerden ibaretti. Kot ise giyen herkesin ortak tarafıydı.
Daha sonra kot etek, kot gömlek gibi kıyafetler de arzı endam etmeye başladı. Sokakta mini etekli biriyle başörtülü biri kottan yapılmış mont türü kıyafet giyince kimse şaşırmıyordu.
Kahrolsun faşizm diye nara atan biriyle, Vatan Millet Sakarya çağrısında bulunan başka biri meydanlarda karşı karşıya gelip; birbirlerine karşı yüksek sesle “nutuk”irad etmesini veya kot giymiş bir şahsiyeti mescitte vaaz verirken görünce şaşırmamak lazım. Kıyafet aynı “nutuklar” farklı…
Günümüzde ekonomik seviyesi ne olursa olsun bazı ortak yanlarımız oluyor. Bunlardan en benzer olanları “kot” giymek ve “nutuk” atmak. Kotlar birbirine benzerken nutukların konuları değişik olabiliyor.
Her ne kadar çok konuşmak gibi ortak özelliğimiz olsa da bu konuşmaların konuları farklı olup; sadece konuşma fiili aynı olmaktadır.
Kısaca “Neler yapmadık bu vatan için, kimimiz “kot” giydik kimimiz “nutuk” söyledik. Sadece susmasını öğrenemedik veya öğretemedik.
Ne demiş şair “Kemiği yok ki dilimin ondan ne kadar bizarım. Ama “Alt tarafımız birbirine benziyor.” Eh o kadar da benzer tarafımız olsun değil mi?