SON DAKİKA
Hava Durumu

MASALLARLA DEĞİL MESELLERLE UYKUYA DALAN NESİLLER

Yazının Giriş Tarihi: 02.06.2026 17:41
Yazının Güncellenme Tarihi: 02.06.2026 17:41

Devir karanlığın bile beklendiği devirlerdi. Dünyanın yarısı güneşli yarı karanlık içinde olduğu zamanlardı. Önce şehirlerimizde başladı karanlığa çare aramak. Sonra ilçe ve köylere kadar ilerledi zamanla.
Karanlığın karanlık olduğu zamanlarda yaşayan bir nesildik biz. Hava kararır gün batar biz de evimizde toplanırdık. Belli zaman sonra küçükler uyumak için yataklarına yatırılacak, büyükler biraz daha sohbet edecekti.
Her gece islenen gaz lambası akşama yakın temizlenir, fitili düzenlenip, yağı takviye edilirdi. Daha sonra bir kibrit vasıtasıyla mevcut dünyamızı aydınlatırdı. Çocuk muhayyilemizde gaz lambasının ışığının neredeyse güneşe denk olduğunu bile düşünürdük.
Çileli analarımız bizi yatağımıza götürürdü kucağında. Sonra uykuya kolay dalsınlar diye bize bazı şeyler anlatılırdı. Bundan yarım asır önce anlatılan şeyler “masal” değil “mesel” olurdu. Biz masallarla değil mesellerle uykuya dalardık.
Neler mi vardı o mesellerde?
Neler yoktu ki…
Başta sevgi vardı, saygı vardı. Hak ve hukuk vardı. Yardımlaşmak vardı...
Helal kazanç vardı. Ar ve namus vardı…
Vatan sevgisi, din sevgisi vardı…
İlim ve irfan vardı…
Biz bütün bu kıssaları dinleyerek dalardık uykuya. Artık dersimiz rüyalarda devam ederdi. Mesellerle uyuyan ve hayaller ile uyanan nesillerdik.
Güne başlarken dersimizi almış olarak başlardık.
Şimdiki nesillere “Andersen Masalları” anlatılıyor. Gaye çocuğun uykuya dalmasının hızlanması. Faydası da olmuyor değil. Ancak çok masallar ders niteliği taşıyor. Her ne kadar güzel şeyler de olsa masalların içinde mesellerin yerini tutmuyor. Çünkü bu coğrafyanın insanıyız.
Rahmetli dedem “Denizin balığı dereye uymaz” derdi. Andersen kim bu millet kim? Keloğlan’ı kaç kişi bilir. Kavuklu’yu duyan var mı? Pişekâr’dan kaç kişi haberdar. Peki, Pinokyo’nun tahta burnu nasıl uzayıp kısalıyor?
Biz mesellerle yollandık uykuya. Sonra yeni nesilleri başka şeylerle “uyutmaya” çalıştılar. Evet, doğru duydunuz. Biz uykuya daldık, bazıları uyudu.
Sahi insanları niye uyuturlar ki?
İşin latifesi bir yana eğitim sadece “Eğitim kurumlarında” olmaz. Biz hayata dair bilgileri ve daha da mühimi görgüleri aileden aldık meseller sayesinde.
Acılarımız da bize aitti neşelerimiz de. Mesellerimiz de bize aitti rüyalarımız da. Büyüklerimizin verdiği eğitimin merkezi gönüldü. Yani insan…
Her şey insan merkezli bir hayatımız vardı bizim. Göz hakkı, komşuluk hakkı gibi haklar vardı. Yazılı değildi bu haklar. Dolu gelen kaplar boş gitmezdi geri. Bütün bunlar meseller sayesinde oluyordu.
Bizim mesellerimizde güçlüler kazanmazdı her zaman. Haklılar kazanırdı. Haklı olmayı da hak etmek lazımdı.
Hâsılı biz; masallarla uyutulan değil, mesellerle uyumaya hazırlanan nesillerdik. Bundan dolayı da hep “biz”e benzerdik. “Biz”e benzemek kadar “biz”i korumak da zordu. Çünkü dünya zordu. Yani “Hayat ağır bir imtihandı” bizim için.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.