Bir Fen Bilimleri öğretmeni olarak bitkilerde fotosentez ve solunum hakkında kısaca bir şeyler yazıp konuya geçeceğim.
Fotosentez Nedir?
Fotosentez; bitkiler, algler ve bazı bakterilerin güneş ışığındaki enerjiyi kimyasal enerjiye dönüştürdüğü biyokimyasal bir süreçtir.
Solunum ise çoğumuzun bildiği gibi; canlıların oksijen alıp karbondioksit vermesidir.
Bitkilerde; solunum da fotosentez de yapraklarda olur. Tabii istisnalar hariç
Kısaca bitkinin yaprakları hem beslenme hem de solunumun yapıldığı yerdir. Kısaca her yeşillik bitkiye yaradığı gibi, bitki harici diğer canlılar için de önemlidir.
Şu ana kadar konu bir Fen Bilgisi dersi gibi olsa da bundan sonra başka tarafından bakacağım konuya.
Bizim, yani insanlar olarak, bütün şartlarda yeşili korumamız lazım. Çünkü bitkiler hem kendilerinin canlılığını sağlıyor hem de kendinden başka canlılara katkıda bulunuyor.
Bizim zamanımızda ilkokula gittiğimiz zaman mevsim şeritleri vardı. Orada dört mevsim temsili olarak gösterilirdi. İlkbahar tabiatın yeşermesini, yaz denizi ve tatili, sonbahar ise sararmış yaprakları hafızalarda kalmıştı. Kış demek kar demekti. Herkes bu tablonun anlattığını anlardı.
Ancak zaman ilerledikçe bu tablonun pek geçerliliği olmadı. Yaprak dökmeyen ağaçlar kışın da yeşilliğini koruduğu oluyordu. Bazı bitkiler yaz ortasında yaprak döküyordu. Ne zaman olduğunu bilmediğim bir tarihte mevsim şeridi okullardan kaldırıldı.
Belli yaşın üzerinde bulunan kişiler mevsim şeridi denilen matbuatı hâlâ hafızasında tutar.
Ocak ayının başında bölgemize kar yağdı. Yaprak döken bitkiler sınıfından olan bazı bitkilerin dökülmeyen yaprakları kar altında kalmıştı. Kar eridiğinde dökülmeyen yaprakların çoğu sararmış olsa da yeşil yerleri vardı. Hatta nadirattan tamamen yeşil kalmış yapraklar da vardı.
Bitkilerde yeşil demek; fotosentez ve solunum demekti. Ancak insanlar ağaçlarda kalmış bu yaprakların farkında bile değildi. İnsanların beklediği şey bahar gelip yine dalların yeşillenip ardından çiçek açmasıydı. Çünkü göz hep güzeli arıyordu.
Özellikle şehirlerde yaprak dökmüş ağaçlar daha yalnız duruyordu.
Bu zamanlardainsanlar kaldırımları süsleyen ağaçların yanından onlara bakmadan geçiyordu. Hâlbuki bahar gelince bu ağaçların önünde fotoğraf çektiren o çok kişi oluyordu ki. Peki, bu ağaçları gözden düşüren neydi?Yapraksız oluşu mu?
İşte burada “vefa” hissi kendisini gösteriyor. Günümüzde işimize yaramayan hiçbir şeyi mühim olarak kabul etmiyoruz. Ferdiyetçilik yerini egoizme bıraktı. Faydası yoksa ihtiyaç da yok mantığı aldı başını yürüdü. Meyvesiz olan ağaç faydasız sınıfından addedildi. Bir ağacın yaprağının fotosentez ile kendini beslediğini, kendisi canlı kaldığı müddetçe de havayı temizleyerek insanlara faydalı olacağını hiç düşünmedik.
Bugün üniversitede eğitim görenler arasında “Biz bu bilgileri nerede kullanacağız” diyenlerin de olduğu ülkemizde değil vefadan, ilimden bile bahsedemeyiz.
Yeni neslin “faydacılık” anlayışı; ileride “yardımlaşma” anlayışına da zarar vereceği aşikârdır.
Bir ağacın yaprağından buralara geldik. İnsan bu, herkes birbirine benzemiyor işte.
Yeşili koruyunuz efendim.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
MEVSİMİN SON YAPRAKLARI
Bir Fen Bilimleri öğretmeni olarak bitkilerde fotosentez ve solunum hakkında kısaca bir şeyler yazıp konuya geçeceğim.
Fotosentez Nedir?
Fotosentez; bitkiler, algler ve bazı bakterilerin güneş ışığındaki enerjiyi kimyasal enerjiye dönüştürdüğü biyokimyasal bir süreçtir.
Solunum ise çoğumuzun bildiği gibi; canlıların oksijen alıp karbondioksit vermesidir.
Bitkilerde; solunum da fotosentez de yapraklarda olur. Tabii istisnalar hariç
Kısaca bitkinin yaprakları hem beslenme hem de solunumun yapıldığı yerdir. Kısaca her yeşillik bitkiye yaradığı gibi, bitki harici diğer canlılar için de önemlidir.
Şu ana kadar konu bir Fen Bilgisi dersi gibi olsa da bundan sonra başka tarafından bakacağım konuya.
Bizim, yani insanlar olarak, bütün şartlarda yeşili korumamız lazım. Çünkü bitkiler hem kendilerinin canlılığını sağlıyor hem de kendinden başka canlılara katkıda bulunuyor.
Bizim zamanımızda ilkokula gittiğimiz zaman mevsim şeritleri vardı. Orada dört mevsim temsili olarak gösterilirdi. İlkbahar tabiatın yeşermesini, yaz denizi ve tatili, sonbahar ise sararmış yaprakları hafızalarda kalmıştı. Kış demek kar demekti. Herkes bu tablonun anlattığını anlardı.
Ancak zaman ilerledikçe bu tablonun pek geçerliliği olmadı. Yaprak dökmeyen ağaçlar kışın da yeşilliğini koruduğu oluyordu. Bazı bitkiler yaz ortasında yaprak döküyordu. Ne zaman olduğunu bilmediğim bir tarihte mevsim şeridi okullardan kaldırıldı.
Belli yaşın üzerinde bulunan kişiler mevsim şeridi denilen matbuatı hâlâ hafızasında tutar.
Ocak ayının başında bölgemize kar yağdı. Yaprak döken bitkiler sınıfından olan bazı bitkilerin dökülmeyen yaprakları kar altında kalmıştı. Kar eridiğinde dökülmeyen yaprakların çoğu sararmış olsa da yeşil yerleri vardı. Hatta nadirattan tamamen yeşil kalmış yapraklar da vardı.
Bitkilerde yeşil demek; fotosentez ve solunum demekti. Ancak insanlar ağaçlarda kalmış bu yaprakların farkında bile değildi. İnsanların beklediği şey bahar gelip yine dalların yeşillenip ardından çiçek açmasıydı. Çünkü göz hep güzeli arıyordu.
Özellikle şehirlerde yaprak dökmüş ağaçlar daha yalnız duruyordu.
Bu zamanlardainsanlar kaldırımları süsleyen ağaçların yanından onlara bakmadan geçiyordu. Hâlbuki bahar gelince bu ağaçların önünde fotoğraf çektiren o çok kişi oluyordu ki. Peki, bu ağaçları gözden düşüren neydi?Yapraksız oluşu mu?
İşte burada “vefa” hissi kendisini gösteriyor. Günümüzde işimize yaramayan hiçbir şeyi mühim olarak kabul etmiyoruz. Ferdiyetçilik yerini egoizme bıraktı. Faydası yoksa ihtiyaç da yok mantığı aldı başını yürüdü. Meyvesiz olan ağaç faydasız sınıfından addedildi. Bir ağacın yaprağının fotosentez ile kendini beslediğini, kendisi canlı kaldığı müddetçe de havayı temizleyerek insanlara faydalı olacağını hiç düşünmedik.
Bugün üniversitede eğitim görenler arasında “Biz bu bilgileri nerede kullanacağız” diyenlerin de olduğu ülkemizde değil vefadan, ilimden bile bahsedemeyiz.
Yeni neslin “faydacılık” anlayışı; ileride “yardımlaşma” anlayışına da zarar vereceği aşikârdır.
Bir ağacın yaprağından buralara geldik. İnsan bu, herkes birbirine benzemiyor işte.
Yeşili koruyunuz efendim.