Şadırvan kelimesini duymayanımız yoktur. Ne işe yaradığını bilir, izahını yapmakta güçlük çekebiliriz.
Önce şadırvanı lügatler nasıl açıklamış onu yazalım.
Şadırvan, genellikle câmi avlularında bulunan, ortasındaki fıskiyeden ve kenarlarındaki musluklardan su akan, üzeri açık veya bir kubbe ile örtülü, daire şeklinde, dört köşe veya çok köşeli havuz şeklinde açıklanır.
Bir de bunun uygulamada karşılığı var. Kısaca abdest alınan yere denir.
Hemen hemen her caminin şadırvanı vardır. Yani şadırvan adıyla bilinen bir abdesthanesi bulunur. Namaz kılmak isteyen kişiler bu şadırvanlarda yani abdesthanelerde taharetlerini yapar, sonra ibadetlerini yapmak için camiye giderler.
Buraya kadar herkesin bildiği şeyler.
Peki,“Durup dururken bu konuya girmek nereden çıktı?” sorusu sorulabilir.
İbadeler kendine göre kaideleri olan vecibelerdir. Müslümanlar, namaz kılmak için önce abdest alırlar. Zaten abdest alma kuralları ve abdest alınan suların hususiyetleri kitaplarda yazıyor. Şimdi okurlara ilmihal dersi verecek değiliz.
Günümüz camilerinde bulunan şadırvanlarda, suyun kişilerle buluşması o kadar kolay olmuyor. Abdest alınan yerleri yapan ustaların ilk hedefi su ile kişileri buluşturmayı düşünmeleri. Musluktan su akıyor mu ona bakıyorlar. Ancak insan vücudunda bulunan uzuvların belli bir oranı var. Çok şadırvanlar insan vücudu düşünülmeden yapılmış. Çünkü yapan usta esas itibariyle suyun akmasını sağlamayı düşünmüş.
İnsanlar abdest alırken yıkadıkları suyun tekrar üzerlerine sıçraması abdeste nasıl bir zarar verir onları din adamları bilir. Ancak kullanılan bu suyun, akar yeri ile temasından sonra sıçrama mesafesinde olması pek hoş değil. Ayrıca ayakları koydukları demir yerin tam musluğun akarına gelmesi de cabası. İnsanlar abdest alırken her yerlerini ıslatıyor. Bunda da asıl sebep şadırvanların düşünülmeden yapılmasından kaynaklanıyor.
Şadırvanlara; oturma yeri yapılması, abdest alırken ayakların konulacağı yerin olması, suyun akması yeterli değildir.
Her ne surette olursa olsun abdest alan kişinin üzerine su sıçramaması lazım. Bazı camilerde düzgün yapılmış şadırvanlar var. Ancak çoklarında da bir şekilde insanlara su sıçrıyor. Tabii bunu bilerek yapmıyorlar. Sadece itina göstermiyorlar. Ayrıca özellikle şadırvan ustalarına vecibelerine uygun abdest nasıl alınır öğretmeleri lazım. Bu iş oldubittiye getirilmeyecek kadar ciddi bir durumdur.
Bu tür hatalar özellikle yarım asırdan bu yana yapılan şadırvanlarda oluyor. Her ne kadar cumhuriyetin ilanından önce yapılmış şadırvanlar günümüze pak ulaşmamışsa da ulaşanlarında böyle bir problem yok.
Eskiden ev yaptıracak kişilere bile ustalar; “Kaç kişisiniz, ev halkının cinsiyet ve yaşları ne?” diye sorup evleri öyle yaparlarmış. Şimdi ise ibadet etmek için düzgün abdest alacakları yeri yapamayan ustalar veya usta olarak bilinen kişiler var.
Zaman ilerledikçe böyle arazların çıkmasının sebebi nedir bilinmez. Ancak son zamanlarda yaptığı işe ehemmiyet vermeyenlerin sayısı arttı. İşin tuhaf yanı aynı kişiler kendilerinin işini yapan başka ustalar için “Doğru dürüst iş yapmıyorlar” diye serzenişte bulunuyorlar. Yani kendisi yaparken mubah, başkası yaparsa kusur.
İçi temizlemeden dışı temizlemek zor…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
ŞADIRVANLARI KİMLER YAPMALI?
Şadırvan kelimesini duymayanımız yoktur. Ne işe yaradığını bilir, izahını yapmakta güçlük çekebiliriz.
Önce şadırvanı lügatler nasıl açıklamış onu yazalım.
Şadırvan, genellikle câmi avlularında bulunan, ortasındaki fıskiyeden ve kenarlarındaki musluklardan su akan, üzeri açık veya bir kubbe ile örtülü, daire şeklinde, dört köşe veya çok köşeli havuz şeklinde açıklanır.
Bir de bunun uygulamada karşılığı var. Kısaca abdest alınan yere denir.
Hemen hemen her caminin şadırvanı vardır. Yani şadırvan adıyla bilinen bir abdesthanesi bulunur. Namaz kılmak isteyen kişiler bu şadırvanlarda yani abdesthanelerde taharetlerini yapar, sonra ibadetlerini yapmak için camiye giderler.
Buraya kadar herkesin bildiği şeyler.
Peki,“Durup dururken bu konuya girmek nereden çıktı?” sorusu sorulabilir.
İbadeler kendine göre kaideleri olan vecibelerdir. Müslümanlar, namaz kılmak için önce abdest alırlar. Zaten abdest alma kuralları ve abdest alınan suların hususiyetleri kitaplarda yazıyor. Şimdi okurlara ilmihal dersi verecek değiliz.
Günümüz camilerinde bulunan şadırvanlarda, suyun kişilerle buluşması o kadar kolay olmuyor. Abdest alınan yerleri yapan ustaların ilk hedefi su ile kişileri buluşturmayı düşünmeleri. Musluktan su akıyor mu ona bakıyorlar. Ancak insan vücudunda bulunan uzuvların belli bir oranı var. Çok şadırvanlar insan vücudu düşünülmeden yapılmış. Çünkü yapan usta esas itibariyle suyun akmasını sağlamayı düşünmüş.
İnsanlar abdest alırken yıkadıkları suyun tekrar üzerlerine sıçraması abdeste nasıl bir zarar verir onları din adamları bilir. Ancak kullanılan bu suyun, akar yeri ile temasından sonra sıçrama mesafesinde olması pek hoş değil. Ayrıca ayakları koydukları demir yerin tam musluğun akarına gelmesi de cabası. İnsanlar abdest alırken her yerlerini ıslatıyor. Bunda da asıl sebep şadırvanların düşünülmeden yapılmasından kaynaklanıyor.
Şadırvanlara; oturma yeri yapılması, abdest alırken ayakların konulacağı yerin olması, suyun akması yeterli değildir.
Her ne surette olursa olsun abdest alan kişinin üzerine su sıçramaması lazım. Bazı camilerde düzgün yapılmış şadırvanlar var. Ancak çoklarında da bir şekilde insanlara su sıçrıyor. Tabii bunu bilerek yapmıyorlar. Sadece itina göstermiyorlar. Ayrıca özellikle şadırvan ustalarına vecibelerine uygun abdest nasıl alınır öğretmeleri lazım. Bu iş oldubittiye getirilmeyecek kadar ciddi bir durumdur.
Bu tür hatalar özellikle yarım asırdan bu yana yapılan şadırvanlarda oluyor. Her ne kadar cumhuriyetin ilanından önce yapılmış şadırvanlar günümüze pak ulaşmamışsa da ulaşanlarında böyle bir problem yok.
Eskiden ev yaptıracak kişilere bile ustalar; “Kaç kişisiniz, ev halkının cinsiyet ve yaşları ne?” diye sorup evleri öyle yaparlarmış. Şimdi ise ibadet etmek için düzgün abdest alacakları yeri yapamayan ustalar veya usta olarak bilinen kişiler var.
Zaman ilerledikçe böyle arazların çıkmasının sebebi nedir bilinmez. Ancak son zamanlarda yaptığı işe ehemmiyet vermeyenlerin sayısı arttı. İşin tuhaf yanı aynı kişiler kendilerinin işini yapan başka ustalar için “Doğru dürüst iş yapmıyorlar” diye serzenişte bulunuyorlar. Yani kendisi yaparken mubah, başkası yaparsa kusur.
İçi temizlemeden dışı temizlemek zor…