SON DAKİKA
Hava Durumu

SOĞAN

Yazının Giriş Tarihi: 20.05.2026 18:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 20.05.2026 18:14

Bir yazı yazılmadık soğan kalmıştı.
Konumuz soğan borsası değil. Soğanın biyolojik yapısı hakkında fikir yürütmek hiç değil.
Soğan ticareti yapan biri değilim. Yemeklerin dışında bir yerlerde kullanılıp kullanılmadığını da bilmiyorum.
E yazar efendi onu bilmiyorsun, bunu bilmiyorsun bildiğin bir şey varsa anlat!
Bir gün bir yerde biraz ukalaca bir ifade okumuştum. Cümlenin içinde soğan da vardı. Tamamen aşçıları hafife alan bir cümleydi. Bu ifadeye göre tencereye; “Soğan, salça ve yağ koy, üzerine ne koyarsan koy yemek olur” demişti.
Tabii o kadar değil.
Soğan “acılı” sınıfından bir bitki. Çiğ halde yenilince ağzı yakar. Hatta midesine dokunan kişiler de olabilir. Ancak pişirildiğinde yani sıcaklığa maruz kaldığında acılığı kaybolur.
Hâlbuki diğer acılı bitkiler öyle değildir. Acı biberi pişirseniz de yakar pişirmeseniz de. Yani yakma özelliğini kaybetmez. Soğan öyle değil. Çiğ yenilerse yakma özelliği varken pişmiş iken bu özelliğini yitirir.
Neyse benim anlatmak istediğim konu başka.
Meslek hayatım 38 sene sürdü ve ben zaman zarfında “fen” konulu birçok derse girdim. Biyoloji ve kimya da fennin dallarından biri.
Geçenlerde evde ortadan dikine ikiye ayrılmış soğan gördüm. Dikine ve enine kesilen her şeyin görüntüsü birbirine benzemez. Mesela bir ağacı enine keserseniz yaş halkaları dikine kesilmiş ağaca göre daha belirgin olur.
Bizim mutfaktaki soğan da dikine kesilmişti.
Başka yerde ne denir bilmem ama bizim oralarda soğanın en iç kısmında kalan yere “Soğanın cücüğü” derler. Soğanseverler, soğanın en çok burasını beğenir. Hatta bu hususta fıkra bile anlatılır. Soğansever iki arkadaştan biri diğerine sorar: “Soğanın en çok neresiniz seversin?” diye. Arkadaşı “Cücüğünü” der. Bu sefer diğeri sorar. “Sen neresini seversin?” diye. Karşılığında “Bana bir şey bırakmadın ki” der.
İşin latifesi bir yana 38 sene fen dersi işlemiş biri olarak “Dünyamızın Katmanları” başlıklı konu da işlerdik. Dünyamızın katmanları “Hava küre, Su küre, Taş küre, Ateş küre ve Ağır küre” diye beşe ayrılır. Tabii bu katmanlar kendi aralarında da başka isimler halinde farklı katmanlara ayrılırdı.
Mutfakta kesilmiş soğanı görünce bu aklıma geldi. En iç kısımda “Soğanın cücüğü” denilen yer, bir üstü zar ile çevrili. Daha sonra bir katman daha. O da zar ile çevrili. Gitgide büyüyen daire şeklindeki bu katmanları en dışta kabuk ile korunur. Şayet kabuk bir yerinden delinirse o delik yüzünden soğanın tamamı kısa zamanda çürür.
Bir an düşündüm. Her şey soğanın en orta kısmındaki “cücük” denilen yeri korumak için. Öyle ya en dış kabuk zedelenince önce en dışta bulunan katman zarar görüyor. O dışarıdan gelen zararlılara karşı biraz direnir, daha sonra ikinci katman zarar görür.
Böylece azar azar soğan çürümeye yüz tutar. En sonunda tahrip olma sırası cücüğüne gelir ki artık yapılacak bir şey yoktur.
“Bir soğan bile olsa mutlaka korunması gereken bir yeri varmış” diye geçirdim içimden. Atalarımız “Ehemmi mühime tercih etmek” diye bir söz söylemiş. Bunun misalini soğandan öğrenmiş oldum
Neyse, soğan hakkında yazımızın sonuna geldik. Laf aramızda mercimek çorbası ile çiğ soğan yemeyi severim. Kimse bu nasıl bir zevk demesin! Tercih meselesi…

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.