2025 yılının haziran ayıydı. Tokat’ın ilçelerini ziyaret için yola çıkmıştım. Kendime göre bir plan yapmış ve yaptığım plana uygun hareket ediyordum. İlin görmediğim iki ilçesi kalmıştı. Bunlardan biri Artova diğeri Pazar idi. Artova ilçesinde bazı çalışmalar yapıp; oradan Pazar ilçesine de geçip, tekrar Ordu’ya dönecektim.
Artova ile Pazar arası tenha sayılacak bir güzergâhtan geçtim. Mevsimin yaz olması yeşilin ve maviliğin hâkimiyetinde bir yolculuk oldu. Sadece bir cami önünde gerekli bir süre kaldım. Bazen durup fotoğraflar çektim. Pazar ilçesini de görünce Tokat’ın bütün ilçelerini görmüş olacaktım.
Ne yalan söyleyeyim Tokat ilini sevdim. Her yerinin kendine göre bir hikâyesi vardı. Tam bir Anadolu şehriydi. Yani Tokat bizden biriydi.
Nihayet şehre ulaştım. Âdetim gereği şehri önce aracımla daha sonra da yaya dolaştım biraz. Şehri yaya gezmenin önemli olduğunu düşünürüm hep.
Şehri gezerken bazı vatandaşlara soru sorardım. Öyle zor sorular değildi bunlar. Şehre ait sorular yani. Cevaplarının şehrin hafızası olduğunu düşünürüm.
İlçede yürürken bir çınar ağacı ile karşılaştım. Bana biraz yaşlı geldi. Birine sorup yaşını öğrenmek istedim. İlk sorduğum kişi kırklı yaşlar civarındaydı. Bana “Tam olarak bilmiyorum ama yüz seneden fazla olduğu söyleniyor” dedi. Bu bir asırdan fazla demekti.
Biraz daha dolaşıp şehirden fotoğraflar çektim. Mütevazı bir ilçeydi ve bana nedense çok sıcak geliyordu. Bu durumu şehrin insanlarının gönül sıcaklığına veririm hep. Neden ilk defa gittiğim bir şehir bana sıcak gelsin. Öyleyse bu ilçede gönlü ve kendi güzel insanlar var demekti. Kırk yıllık Pazarlı gibi dolaşırken yaşlı sayılabilecek biriyle aynı çınarın altında karşılaştım. Ona “Bu ağacın yaşını biliyor musunuz?” diye sordum. Sorduğum şahıs duraklamadan “1875” dedi. Ben bunun doğru bir cevap olmayacağına karar verdim. Tekrar “Nasıl yani?” dedim. Aynı kişi “Bu ağaç 1875 yılında dikilmiş. Bir dergide okumuştum” dedi.
Bu sefer taşlar yerine oturmuştu. Bu, ağacın 150 yaşında olduğunu anlamına geliyordu. Kısaca ifade edecek olursak; biri dikmiş, birileri korumuş, biri dikildiği tarihi yazmış, biri okumuş, biri merak edip sormuş ve hakkında yazı yazmış. Yazı, böyle bir şey…
Daha sonra Pazar Belediyesine uğradım. Mesainin bitmesine az zaman vardı. Belediye Başkanını sordum. Beni yanına götürdüler. Pazar Belediye Başkanı Sayın Şerafettin Pervanlar Beyefendi beni makamında kabul etti. Seyahatim hakkında bilgi verdim. Sağ olsunlar mesai bitmesine rağmen benimle yakından ilgilendi. İlçe ile ilgili konuştuk. Sayın Başkan Şerafettin Pervanlar mütebessim çehresi ile bende yabancılık hissi uyandırmadı. Onu dinledikçe ne kadar isabetli birini seçtiklerine dair kanaat gelişti bende. Bence Pazar ilçesi adına bir şanstı. Çünkü Karadeniz Bölgesinde 162 ilçe gezmiş, yetmişe yakın belediye başkanı ile görüşmüş biri olarak Şerafettin Pervanlar Beyefendi bende müspet intibalar bıraktı. İkimizin de yeterli zamanı yoktu. Mesai bitmiş olmasına rağmen makamında kalması büyük bir incelikti. Zaten onlarca halledilmesi konusu varken bir de benimle zaman geçirmesi olmazdı. Onun için makul bir süre içinde ayrıldım. Şerafettin Pervanlar Beyefendiye yakın ilgisinden dolayı teşekkür ederim. Tam bir gönül insanıydı. Sayın Başkanın bende bıraktığı güzel duyguları konu açıldığında her yerde anlatıyorum. Zaten şehre gelir gelmez bu ilçede bir sıcaklık hissetmiştim. Konuştuğum kişiler, esnafları, camisi, hatta sokakta gezenler gözüme güzel görünüyordu. Ayrıca ferah bir ilçe merkezi vardı. Zaman içinde ilin ve bölgenin önemli yerlerinden biri olacağını tahmin ediyorum. Tokat’ın ziyaret ettiğim son ilçesi olan Pazar’dan ayrıldım ve güzel duygularla evimin yolunu tuttum. Yol boyu gezdiğim yerleri hayal ettim. Tokat güzel bir ildi. Tabii içindekiler de.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
TOKAT PAZAR’DA YAŞLI ÇINAR
2025 yılının haziran ayıydı. Tokat’ın ilçelerini ziyaret için yola çıkmıştım. Kendime göre bir plan yapmış ve yaptığım plana uygun hareket ediyordum. İlin görmediğim iki ilçesi kalmıştı. Bunlardan biri Artova diğeri Pazar idi. Artova ilçesinde bazı çalışmalar yapıp; oradan Pazar ilçesine de geçip, tekrar Ordu’ya dönecektim.
Artova ile Pazar arası tenha sayılacak bir güzergâhtan geçtim. Mevsimin yaz olması yeşilin ve maviliğin hâkimiyetinde bir yolculuk oldu. Sadece bir cami önünde gerekli bir süre kaldım. Bazen durup fotoğraflar çektim. Pazar ilçesini de görünce Tokat’ın bütün ilçelerini görmüş olacaktım.
Ne yalan söyleyeyim Tokat ilini sevdim. Her yerinin kendine göre bir hikâyesi vardı. Tam bir Anadolu şehriydi. Yani Tokat bizden biriydi.
Nihayet şehre ulaştım. Âdetim gereği şehri önce aracımla daha sonra da yaya dolaştım biraz. Şehri yaya gezmenin önemli olduğunu düşünürüm hep.
Şehri gezerken bazı vatandaşlara soru sorardım. Öyle zor sorular değildi bunlar. Şehre ait sorular yani. Cevaplarının şehrin hafızası olduğunu düşünürüm.
İlçede yürürken bir çınar ağacı ile karşılaştım. Bana biraz yaşlı geldi. Birine sorup yaşını öğrenmek istedim. İlk sorduğum kişi kırklı yaşlar civarındaydı. Bana “Tam olarak bilmiyorum ama yüz seneden fazla olduğu söyleniyor” dedi. Bu bir asırdan fazla demekti.
Biraz daha dolaşıp şehirden fotoğraflar çektim. Mütevazı bir ilçeydi ve bana nedense çok sıcak geliyordu. Bu durumu şehrin insanlarının gönül sıcaklığına veririm hep. Neden ilk defa gittiğim bir şehir bana sıcak gelsin. Öyleyse bu ilçede gönlü ve kendi güzel insanlar var demekti. Kırk yıllık Pazarlı gibi dolaşırken yaşlı sayılabilecek biriyle aynı çınarın altında karşılaştım. Ona “Bu ağacın yaşını biliyor musunuz?” diye sordum. Sorduğum şahıs duraklamadan “1875” dedi. Ben bunun doğru bir cevap olmayacağına karar verdim. Tekrar “Nasıl yani?” dedim. Aynı kişi “Bu ağaç 1875 yılında dikilmiş. Bir dergide okumuştum” dedi.
Bu sefer taşlar yerine oturmuştu. Bu, ağacın 150 yaşında olduğunu anlamına geliyordu. Kısaca ifade edecek olursak; biri dikmiş, birileri korumuş, biri dikildiği tarihi yazmış, biri okumuş, biri merak edip sormuş ve hakkında yazı yazmış. Yazı, böyle bir şey…
Daha sonra Pazar Belediyesine uğradım. Mesainin bitmesine az zaman vardı. Belediye Başkanını sordum. Beni yanına götürdüler. Pazar Belediye Başkanı Sayın Şerafettin Pervanlar Beyefendi beni makamında kabul etti. Seyahatim hakkında bilgi verdim. Sağ olsunlar mesai bitmesine rağmen benimle yakından ilgilendi. İlçe ile ilgili konuştuk. Sayın Başkan Şerafettin Pervanlar mütebessim çehresi ile bende yabancılık hissi uyandırmadı. Onu dinledikçe ne kadar isabetli birini seçtiklerine dair kanaat gelişti bende. Bence Pazar ilçesi adına bir şanstı. Çünkü Karadeniz Bölgesinde 162 ilçe gezmiş, yetmişe yakın belediye başkanı ile görüşmüş biri olarak Şerafettin Pervanlar Beyefendi bende müspet intibalar bıraktı. İkimizin de yeterli zamanı yoktu. Mesai bitmiş olmasına rağmen makamında kalması büyük bir incelikti. Zaten onlarca halledilmesi konusu varken bir de benimle zaman geçirmesi olmazdı. Onun için makul bir süre içinde ayrıldım. Şerafettin Pervanlar Beyefendiye yakın ilgisinden dolayı teşekkür ederim. Tam bir gönül insanıydı. Sayın Başkanın bende bıraktığı güzel duyguları konu açıldığında her yerde anlatıyorum. Zaten şehre gelir gelmez bu ilçede bir sıcaklık hissetmiştim. Konuştuğum kişiler, esnafları, camisi, hatta sokakta gezenler gözüme güzel görünüyordu. Ayrıca ferah bir ilçe merkezi vardı. Zaman içinde ilin ve bölgenin önemli yerlerinden biri olacağını tahmin ediyorum. Tokat’ın ziyaret ettiğim son ilçesi olan Pazar’dan ayrıldım ve güzel duygularla evimin yolunu tuttum. Yol boyu gezdiğim yerleri hayal ettim. Tokat güzel bir ildi. Tabii içindekiler de.