Yazarlarımız: Ahmet Hamdi Tanpınar, Mustafa Kutlu ve Nazan Bekiroğlu.
Kelimelerimiz: Muhayyile, küçümen ve handiyse.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu üç yazarımızın bütün eserlerini okumuş biri olarak; bu kelimeleri özellikle seçtim. Çünkü bu üç kelime üç yazar açısından bir kimlik gibi.
Ahmet Hamdi Tanpınar, kelimeleri tuhaf kullanan biri. Nazan Bekiroğlu cümleleri, Mustafa Kutlu konuları kendine has bir tercihle ele alıyor.
Biz şimdi bu üç kelimeyle işe başlayalım.
Tanpınar’dan seçmiş olduğum “muhayyile” kelimesi; “Hayal etmek”den geliyor. Hayal kurma gücü, zihninde önceden yer etmiş olan tasavvurları muhâfaza eden veya hiç idrak edilmemiş şeyleri ve bunlar arasındaki ilişkileri tasavvur eden meleke. Böyle açıklanıyor bazı lügatlerde.
Tanpınar içinde “muhayyile” geçen cümleleri kurarken neredeyse lügat anlamından daha farklı ve fazla anlam yüklemiş. Gerçi Tanpınar; “dikkat, aksülamel, hulya” gibi kelimeleri de tuhaf bir anlam süzgecinden geçirerek sunuyor bize.
Mustafa Kutlu’ya gelince. Türk Hikâyesi onunla farklı bir boyut kazandı. Özellikle hikâyenin uzunluğu klasik hikâyelere göre biraz uzun. Önce roman mı hikâye mi diye tereddüt edebilirsiniz. Konusunu daha çok köy ve ilçeden alan Kutlu kendisine has üslubu ile olayları kaleme alır. Köy üzerine yazdığı eserlerde bir hayli başarılıdır.
Kutlu hikâyelerinde bazen kendi kendisi ile de konuşur. Hatta kendine soru sorup cevap verir. Gelenek ve günümüzü iyi tahlil eder ve bu kaynaşmayı mükemmel yapar.
Konuları işlerken bazen çok karakterli kişilerden bahseder ve sonunda onları bir noktada toplamayı başarır.
Mustafa Kutlu’nun en dikkat çeken kelimesi bence “küçümen”dir.
Küçümen bir ev, küçümen bir dükkân, küçümen herhangi bir eşya. Yani bahsi geçen neyse onun kullanılabilir en küçük hali. Bu bir maket değildir. Veya küçültülmüş ama gösteri için kullanılacak bir şey de değildir. Hem küçük hem de kullanılan bir şeydir.
Kutlu “küçümen” kelimesi kullanırken siz “kanaat” ne demek anlarsınız. Yani az ile iktifa etmektir bir yerde. Küçümen ve kullanışlı…
Mustafa Kutlu’nu hemen hemen her eserinde bir defa kullanılan bir kelimedir yani. Yazıldığından daha çok şey ifade eden…
Son kelimemizi “handiyse” olarak belirledik. Nazan Bekiroğlu imzalı bir kelime. Sözlüklerde “ Az kalsın, neredeyse, hemen hemen” gibi anlamlara gelir. Ancak yukarıda adı geçen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mustafa Kutlu kelimeleri gibi, Nazan Bekiroğlu da kelimeye sözlük anlamından daha fazla bir anlam yüklemiş. Tabiri caizse “handiyse” bütün cümle bu kelimede cem olmuş.
Ahmet Hamdi Tanpınar şu an yaşamıyor. Türk Edebiyatının “üslupçu” yazarlarından biri. Tanpınar denildiğinde aklıma “Beş Şehir” ve “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” gelir. Tabi diğer eserleri de.
Mustafa Kutlu “Uzun Hikâye” adlı eseri bana göre hafızalarımda yer alan eser. Kutlu’nun 48 eserini okudum. Dolayısı ile iki kelam laf edebilirim diye düşünüyorum.
Nazan Bekiroğlu denildiğine aklıma ilk gelen eser “Nar Ağacı” ve “Nun Masalları.”
Nazan Bekiroğlu ve Mustafa Kutlu’ya sağlıklı ve huzurlu günler dilerim. Daha nice eserler verirler inşallah. Tanpınar’ı da rahmetle anıyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
ÜÇ KELİME ÜÇ YAZAR
Yazarlarımız: Ahmet Hamdi Tanpınar, Mustafa Kutlu ve Nazan Bekiroğlu.
Kelimelerimiz: Muhayyile, küçümen ve handiyse.
Öncelikle şunu belirtmek isterim ki bu üç yazarımızın bütün eserlerini okumuş biri olarak; bu kelimeleri özellikle seçtim. Çünkü bu üç kelime üç yazar açısından bir kimlik gibi.
Ahmet Hamdi Tanpınar, kelimeleri tuhaf kullanan biri. Nazan Bekiroğlu cümleleri, Mustafa Kutlu konuları kendine has bir tercihle ele alıyor.
Biz şimdi bu üç kelimeyle işe başlayalım.
Tanpınar’dan seçmiş olduğum “muhayyile” kelimesi; “Hayal etmek”den geliyor. Hayal kurma gücü, zihninde önceden yer etmiş olan tasavvurları muhâfaza eden veya hiç idrak edilmemiş şeyleri ve bunlar arasındaki ilişkileri tasavvur eden meleke. Böyle açıklanıyor bazı lügatlerde.
Tanpınar içinde “muhayyile” geçen cümleleri kurarken neredeyse lügat anlamından daha farklı ve fazla anlam yüklemiş. Gerçi Tanpınar; “dikkat, aksülamel, hulya” gibi kelimeleri de tuhaf bir anlam süzgecinden geçirerek sunuyor bize.
Mustafa Kutlu’ya gelince. Türk Hikâyesi onunla farklı bir boyut kazandı. Özellikle hikâyenin uzunluğu klasik hikâyelere göre biraz uzun. Önce roman mı hikâye mi diye tereddüt edebilirsiniz. Konusunu daha çok köy ve ilçeden alan Kutlu kendisine has üslubu ile olayları kaleme alır. Köy üzerine yazdığı eserlerde bir hayli başarılıdır.
Kutlu hikâyelerinde bazen kendi kendisi ile de konuşur. Hatta kendine soru sorup cevap verir. Gelenek ve günümüzü iyi tahlil eder ve bu kaynaşmayı mükemmel yapar.
Konuları işlerken bazen çok karakterli kişilerden bahseder ve sonunda onları bir noktada toplamayı başarır.
Mustafa Kutlu’nun en dikkat çeken kelimesi bence “küçümen”dir.
Küçümen bir ev, küçümen bir dükkân, küçümen herhangi bir eşya. Yani bahsi geçen neyse onun kullanılabilir en küçük hali. Bu bir maket değildir. Veya küçültülmüş ama gösteri için kullanılacak bir şey de değildir. Hem küçük hem de kullanılan bir şeydir.
Kutlu “küçümen” kelimesi kullanırken siz “kanaat” ne demek anlarsınız. Yani az ile iktifa etmektir bir yerde. Küçümen ve kullanışlı…
Mustafa Kutlu’nu hemen hemen her eserinde bir defa kullanılan bir kelimedir yani. Yazıldığından daha çok şey ifade eden…
Son kelimemizi “handiyse” olarak belirledik. Nazan Bekiroğlu imzalı bir kelime. Sözlüklerde “ Az kalsın, neredeyse, hemen hemen” gibi anlamlara gelir. Ancak yukarıda adı geçen Ahmet Hamdi Tanpınar ve Mustafa Kutlu kelimeleri gibi, Nazan Bekiroğlu da kelimeye sözlük anlamından daha fazla bir anlam yüklemiş. Tabiri caizse “handiyse” bütün cümle bu kelimede cem olmuş.
Ahmet Hamdi Tanpınar şu an yaşamıyor. Türk Edebiyatının “üslupçu” yazarlarından biri. Tanpınar denildiğinde aklıma “Beş Şehir” ve “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” gelir. Tabi diğer eserleri de.
Mustafa Kutlu “Uzun Hikâye” adlı eseri bana göre hafızalarımda yer alan eser. Kutlu’nun 48 eserini okudum. Dolayısı ile iki kelam laf edebilirim diye düşünüyorum.
Nazan Bekiroğlu denildiğine aklıma ilk gelen eser “Nar Ağacı” ve “Nun Masalları.”
Nazan Bekiroğlu ve Mustafa Kutlu’ya sağlıklı ve huzurlu günler dilerim. Daha nice eserler verirler inşallah. Tanpınar’ı da rahmetle anıyorum.