Ebeveynler ilk çocuklarına isim vermek için sanki dünyada olan bütün kelimeleri araştırır. Hele doğan çocuk bir de kız ise bak sen müşkülata.
Verilecek olan isim kimsede olmaması lazım. Ayrıca “Google Efendi” ona öyle bir açıklama yapmalı ki duyanlar “Bu ne böyle! Bizim de kızımız olunca biz de bu ismi veririz diye içinden geçirseler de çocuk sahibi olunca işin rengi değişiyor. Bu sefer de “Bizim çocuğun diğerlerinden ne eksiği var” diye onlar da yeni bir isim aramaya koyulur.
Son on yıla baktığımızda özellikle kız çocuklarına verilen isim Türkiye dâhil dünyanın hiçbir ülkesinde bir anlam taşımıyor. Bence Afrika kabilelerinde bile bulunmuyordur.
Google Efendi anlaşılan politikaya soyunmaya niyeti olmalı ki her isme bir kulp af edersiniz bir açıklama bulmuş ki sormayın gitsin. Çocuğun ismi ne olursa olsun Google onu “Cennette bir şeyin ismi” olarak açıklıyor. Pes doğrusu!
Yeni anne ve baba “Cennette falan anlamına” gelen ismi çocuğuna verdikten kısa zaman sonra başkasında da duyunca biraz bozulur gibi olur. Şayet kendi çocuğu aynı ismi taşıyan diğer adaşında yaşça büyükse “Demek benden görmüş” ifadesini kullanırken; kendi çocuğu yaşça küçükse “Demek o da bir yerlerden duymuş” diye kendisini teselli eder.
Dünyanın hangi ülkesi olursa olsun verilen isimler o ülkede bilinen isimler. Son zamanlarda “meşhur” olarak bilinen kişiler farklılık olsun diye erkeklere Ali, Mehmet, Sami gibi kadim isimlerden verirken kızlarına; Ayşe, Emine, Hatice gibi isimler verebiliyor. Eski olarak bilinen bu isimleri köyde ve ilçede yaşayanların vermesi mümkün değil. Sırf bu yüzden ara isim diye adlandıracağımız isimler var ülkede.
Ara isimler bundan on veya on beş sene önce sosyetenin verip de daha sonra vazgeçtiği isimler. Tabii ilçede yaşayanlar bu isimleri meşhurlar verdi diye verirken; bizim meşhur denilen kişiler çoktan dedeleri veya nenelerini isimlerine dönmüş olurlar.
Ülkede üç tür isim var. Biri hala daha eski isimleri veren zümre ki azınlıktalar. İkincisi burjuvazi sınıfın koyduğu isimler ki onlar da servet olarak olmasa dahi sayı olarak azınlıktalar. Büyük çoğunluk, “üst sınıf” diye tabir edilen sınıfa benzemek için mücadele eden cüzdanı ve idraki küçük, hayalleri büyük bir arabesk sınıftır. Tabiri caizse ne idüğü belli olamayan bir tabaka.
Bu ara sınıf sayı itibariyle oldukça fazla. Yaklaşık ülkenin %70 nispetinde bir sayıya tekabül ediyor. Aslında fakir sınıf ama fakir olduğunu ya bilmiyor ya da kabul etmiyor. Bir kompleksin içinde. %5 nispetinde olan aşırı zenginler veya tuzu kuru olanlar için dünya hoş bir yer. Çocukların ismi ha öyle olmuş ha böyle. Zaten hâkim bir toplum. Geri kalan gerçek ve haddini bilen fakirler ise ne orta sınıf gibi ukala, ne hayalperest, ne de kaymak tabası gibi başkalarını hor görür. Kendi haline insanlardır.
Zaten isimlerin verilişi bir umut taşınır. Daha doğmadan çocuğa farklı olmak aşılanır. İlim adamı olmak da farklılıktır, hırsızlık da. Esas olan şey tercihin doğru yapılması.
İsimler önemlidir. Ancak ne olduğu bilinmeyen isimlerin sahipleri de ileride ne yapacağına dair karamsarlıkta olabilir. Ne her şey isim ile başlar, ne isim ile sona erer. Nihayet dünya üzerinde yaşayacağımız zaman vasati üç çeyrek asır ancak. Yani 70 ile 90 sene arası bir zaman. Zaten sekseni aşınca artık size yardım edecek birilerinin olması lazım.
Zaman içinde insanlar isimlerini beğeniyor mu beğenmiyor mu bilmem. Bazıları anlamsız olan bu kelimeleri severken bazıları saçma bulabilir. Aslında çocuğa isim konulurken tercihi ana-baba yapıyor. Zaman içinde bazı çocuklar isimlerini saçma bulabiliyor. Ülkemizde az da olsa isim veya soy ismini değiştir için mahkemelere müracaat ettikleri de oluyor.
İsim konusunda zaman daha neler gösterecek hep beraber göreceğiz.
-Senin çocuğun ismi ne?
- Dilemenelay.
-Ne demek?
- Cennette bir şey işte…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
ÜLKESİZ VE İLKESİZ İSİMLER
Ebeveynler ilk çocuklarına isim vermek için sanki dünyada olan bütün kelimeleri araştırır. Hele doğan çocuk bir de kız ise bak sen müşkülata.
Verilecek olan isim kimsede olmaması lazım. Ayrıca “Google Efendi” ona öyle bir açıklama yapmalı ki duyanlar “Bu ne böyle! Bizim de kızımız olunca biz de bu ismi veririz diye içinden geçirseler de çocuk sahibi olunca işin rengi değişiyor. Bu sefer de “Bizim çocuğun diğerlerinden ne eksiği var” diye onlar da yeni bir isim aramaya koyulur.
Son on yıla baktığımızda özellikle kız çocuklarına verilen isim Türkiye dâhil dünyanın hiçbir ülkesinde bir anlam taşımıyor. Bence Afrika kabilelerinde bile bulunmuyordur.
Google Efendi anlaşılan politikaya soyunmaya niyeti olmalı ki her isme bir kulp af edersiniz bir açıklama bulmuş ki sormayın gitsin. Çocuğun ismi ne olursa olsun Google onu “Cennette bir şeyin ismi” olarak açıklıyor. Pes doğrusu!
Yeni anne ve baba “Cennette falan anlamına” gelen ismi çocuğuna verdikten kısa zaman sonra başkasında da duyunca biraz bozulur gibi olur. Şayet kendi çocuğu aynı ismi taşıyan diğer adaşında yaşça büyükse “Demek benden görmüş” ifadesini kullanırken; kendi çocuğu yaşça küçükse “Demek o da bir yerlerden duymuş” diye kendisini teselli eder.
Dünyanın hangi ülkesi olursa olsun verilen isimler o ülkede bilinen isimler. Son zamanlarda “meşhur” olarak bilinen kişiler farklılık olsun diye erkeklere Ali, Mehmet, Sami gibi kadim isimlerden verirken kızlarına; Ayşe, Emine, Hatice gibi isimler verebiliyor. Eski olarak bilinen bu isimleri köyde ve ilçede yaşayanların vermesi mümkün değil. Sırf bu yüzden ara isim diye adlandıracağımız isimler var ülkede.
Ara isimler bundan on veya on beş sene önce sosyetenin verip de daha sonra vazgeçtiği isimler. Tabii ilçede yaşayanlar bu isimleri meşhurlar verdi diye verirken; bizim meşhur denilen kişiler çoktan dedeleri veya nenelerini isimlerine dönmüş olurlar.
Ülkede üç tür isim var. Biri hala daha eski isimleri veren zümre ki azınlıktalar. İkincisi burjuvazi sınıfın koyduğu isimler ki onlar da servet olarak olmasa dahi sayı olarak azınlıktalar. Büyük çoğunluk, “üst sınıf” diye tabir edilen sınıfa benzemek için mücadele eden cüzdanı ve idraki küçük, hayalleri büyük bir arabesk sınıftır. Tabiri caizse ne idüğü belli olamayan bir tabaka.
Bu ara sınıf sayı itibariyle oldukça fazla. Yaklaşık ülkenin %70 nispetinde bir sayıya tekabül ediyor. Aslında fakir sınıf ama fakir olduğunu ya bilmiyor ya da kabul etmiyor. Bir kompleksin içinde. %5 nispetinde olan aşırı zenginler veya tuzu kuru olanlar için dünya hoş bir yer. Çocukların ismi ha öyle olmuş ha böyle. Zaten hâkim bir toplum. Geri kalan gerçek ve haddini bilen fakirler ise ne orta sınıf gibi ukala, ne hayalperest, ne de kaymak tabası gibi başkalarını hor görür. Kendi haline insanlardır.
Zaten isimlerin verilişi bir umut taşınır. Daha doğmadan çocuğa farklı olmak aşılanır. İlim adamı olmak da farklılıktır, hırsızlık da. Esas olan şey tercihin doğru yapılması.
İsimler önemlidir. Ancak ne olduğu bilinmeyen isimlerin sahipleri de ileride ne yapacağına dair karamsarlıkta olabilir. Ne her şey isim ile başlar, ne isim ile sona erer. Nihayet dünya üzerinde yaşayacağımız zaman vasati üç çeyrek asır ancak. Yani 70 ile 90 sene arası bir zaman. Zaten sekseni aşınca artık size yardım edecek birilerinin olması lazım.
Zaman içinde insanlar isimlerini beğeniyor mu beğenmiyor mu bilmem. Bazıları anlamsız olan bu kelimeleri severken bazıları saçma bulabilir. Aslında çocuğa isim konulurken tercihi ana-baba yapıyor. Zaman içinde bazı çocuklar isimlerini saçma bulabiliyor. Ülkemizde az da olsa isim veya soy ismini değiştir için mahkemelere müracaat ettikleri de oluyor.
İsim konusunda zaman daha neler gösterecek hep beraber göreceğiz.
-Senin çocuğun ismi ne?
- Dilemenelay.
-Ne demek?
- Cennette bir şey işte…