Birçok kelime gibi bu kelimenin de dilimize nasıl girdiğini merak ettim. Çünkü bazı kelimelerin altı kolay dolabiliyor. En azından bir şeylere benzetilip bir yakınlık kurmak mümkün.
Umsunma, bizim köylerde kullanılan kelimelerden biri. Elbette sınırları sadece bir köyden ibaret olmaz kelimelerin. Bu bir halk ağzıdır, coğrafi ve idari sınırları aşabilir.
Umsunma kelimesinin Ordu’nu Perşembe ilçesi Okçulu köyündeki karşılığı; beklemek, ummak, iyi şeylerin kendisi içinde lazım olacağını düşünmek, faydalı işler için kişinin kendisinin de hatırlanacağına kani gelmek.
Ancak umsunmak kelimesi daha çok yiyecek maddeleri için kullanılır. Komşu pekmez yapıyorsa ona da verileceği düşünülür. Göz hakkından çok insanın “canının çekmesi” gibi hallerde kullanılır. Özellikle pişen yiyeceklerin kokusu ile başka kişilerin de aynısından yeme isteği duyması; bunun yanı sıra belki ona da ikram edileceğini düşünmesidir.
Bazen vatandaşlar eski hatıralarını anlatırken bir yerlerde yediği yemekleri ballandıra ballandıra anlatırken “Sen de adamı umsunduruyorsun” derler. Hatta uzun bir yolculuğa çıkmış kişiler tekrar sılaya dönünce “Yediğin içtiğin senin olsun, gezdiğin, gördüğün yerleri anlat” derler. Bu yeme içme işi bazı kişileri “umsundurma” özelliğine sahiptir.
Az da olsa, yiyecek sınıfına giren bazı şeyler pişmemiş haliyle de insanın “canının çektiği” olmaktadır. Bazen “Hele şundan olsa da yesek” gibi cümleleri duymayanımız yoktur. Bazen de zamanı beklediğimiz şeyler olur. “Üzüm zamanı ne zaman, İncir zamanına daha var mı, canım da portakal çekti ama zamanı geçti” gibi laflar etiğimiz olmuştur.
Bazen akla gelen şeyleri bile canımızın çektiği olur. “Falan yerde pişen ekmek ne güzeldi, sıcak sıcak içine konulan tereyağı ne lezzet vermişti” gibi geçmişe ait hafızalarımız iştahımızı kabartır.
Ummak, umut etmek güzel şeyleri beklemektir. Belki vatandaşlar bu kelimeden yola çıkarak böyle bir kelime buldular diyeceğim ama ilmi bir temeli olmadığında şahsi bir yorum olarak kalır. Bu da hem kelimeye haksızlık, hem de vatandaşlara saygısızlık olur.
Öyle veya böyle “umsunmak” gibi bir halk “idademiz” vardır. Kullanıldığı yerin büyüklüğü hiç önemli değildir. İki kişi bile anlasa birbirleriyle konuşurken söylediklerine göre artık dar bir mekanda bile olsa halkın diline girmiştir.
Peki bu kelimeyi yazmak nereden aklıma geldi?
Elbette en az 60 senedir duyduğum bildiğim bir kelime bu. Her ne kadar yer yer yerel kelimeler ile ilgili yazılar yazsam da “umsunmak” kelimesinin doğru zamanlardan birinin de bugün olduğunu düşünüyorum.
Bu yazı çıktığından bir gün sonra “Kurban Bayramı” idrak edilecek. Ve hali vakti yerinde olan “inanalar” kurban kesecekler. Mevla şimdiden kabul buyursun. Kurban günleri mutlaka “et bekleyen” birçok hane olacak. Bazılarına et götürülecek bazıları unutulacak. Yani bayram günü “umsunan” kişi mutlaka olacak.
Mevla insanın gördüğünden ayrı koymasın. Yokluk zor. Yokların halinden anlayan az. Umarım bu bayram “umsunan” sayısı çok az olur.
Herkesin bayramını tebrik ediyorum.
Nice bayramlara kısmetse…
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
UMSUNMA
Birçok kelime gibi bu kelimenin de dilimize nasıl girdiğini merak ettim. Çünkü bazı kelimelerin altı kolay dolabiliyor. En azından bir şeylere benzetilip bir yakınlık kurmak mümkün.
Umsunma, bizim köylerde kullanılan kelimelerden biri. Elbette sınırları sadece bir köyden ibaret olmaz kelimelerin. Bu bir halk ağzıdır, coğrafi ve idari sınırları aşabilir.
Umsunma kelimesinin Ordu’nu Perşembe ilçesi Okçulu köyündeki karşılığı; beklemek, ummak, iyi şeylerin kendisi içinde lazım olacağını düşünmek, faydalı işler için kişinin kendisinin de hatırlanacağına kani gelmek.
Ancak umsunmak kelimesi daha çok yiyecek maddeleri için kullanılır. Komşu pekmez yapıyorsa ona da verileceği düşünülür. Göz hakkından çok insanın “canının çekmesi” gibi hallerde kullanılır. Özellikle pişen yiyeceklerin kokusu ile başka kişilerin de aynısından yeme isteği duyması; bunun yanı sıra belki ona da ikram edileceğini düşünmesidir.
Bazen vatandaşlar eski hatıralarını anlatırken bir yerlerde yediği yemekleri ballandıra ballandıra anlatırken “Sen de adamı umsunduruyorsun” derler. Hatta uzun bir yolculuğa çıkmış kişiler tekrar sılaya dönünce “Yediğin içtiğin senin olsun, gezdiğin, gördüğün yerleri anlat” derler. Bu yeme içme işi bazı kişileri “umsundurma” özelliğine sahiptir.
Az da olsa, yiyecek sınıfına giren bazı şeyler pişmemiş haliyle de insanın “canının çektiği” olmaktadır. Bazen “Hele şundan olsa da yesek” gibi cümleleri duymayanımız yoktur. Bazen de zamanı beklediğimiz şeyler olur. “Üzüm zamanı ne zaman, İncir zamanına daha var mı, canım da portakal çekti ama zamanı geçti” gibi laflar etiğimiz olmuştur.
Bazen akla gelen şeyleri bile canımızın çektiği olur. “Falan yerde pişen ekmek ne güzeldi, sıcak sıcak içine konulan tereyağı ne lezzet vermişti” gibi geçmişe ait hafızalarımız iştahımızı kabartır.
Ummak, umut etmek güzel şeyleri beklemektir. Belki vatandaşlar bu kelimeden yola çıkarak böyle bir kelime buldular diyeceğim ama ilmi bir temeli olmadığında şahsi bir yorum olarak kalır. Bu da hem kelimeye haksızlık, hem de vatandaşlara saygısızlık olur.
Öyle veya böyle “umsunmak” gibi bir halk “idademiz” vardır. Kullanıldığı yerin büyüklüğü hiç önemli değildir. İki kişi bile anlasa birbirleriyle konuşurken söylediklerine göre artık dar bir mekanda bile olsa halkın diline girmiştir.
Peki bu kelimeyi yazmak nereden aklıma geldi?
Elbette en az 60 senedir duyduğum bildiğim bir kelime bu. Her ne kadar yer yer yerel kelimeler ile ilgili yazılar yazsam da “umsunmak” kelimesinin doğru zamanlardan birinin de bugün olduğunu düşünüyorum.
Bu yazı çıktığından bir gün sonra “Kurban Bayramı” idrak edilecek. Ve hali vakti yerinde olan “inanalar” kurban kesecekler. Mevla şimdiden kabul buyursun. Kurban günleri mutlaka “et bekleyen” birçok hane olacak. Bazılarına et götürülecek bazıları unutulacak. Yani bayram günü “umsunan” kişi mutlaka olacak.
Mevla insanın gördüğünden ayrı koymasın. Yokluk zor. Yokların halinden anlayan az. Umarım bu bayram “umsunan” sayısı çok az olur.
Herkesin bayramını tebrik ediyorum.
Nice bayramlara kısmetse…