2025 senesinin haziran ayıydı. Tokat ilinin bütün ilçelerini görmek için yola çıkmıştım. Zaten bir sene önce Reşadiye, Başçiftlik ve Niksar ilçelerini görmüştüm. Sırada diğer ilçeler vardı.
Bir ili gezerken önce ikamet ettiğim yere göre en uzağından başlardım. Bu anlayışla Tokat’ın merkezinden sonra; Turhal, Zile ilçesinde çalışmalarımı yapıp; sonra, Artova, Yeşilyurt üzerinden Sulusaray ilçesine uğradım. Sulusaray’da bir gece konaklayıp aynı istikamette geri döndüm.
Sulusaray’dan ayrılıp Yeşilyurt üzerinden Artova ilçesine ulaştım. Âdetim gereği şehri önce vasıta ile daha sonra da yaya yürürdüm. Yaya yürümek şehir hakkında farklı şeyleri görmeye ve hissetmeye yarıyordu.
Şehri yani Artova’yı kendimce dolaştıktan sonra ilk ziyaret ettiğim yer Artova Belediyesi oldu. Bir şehir için en fazla bilgiyi belediyelerden almak mümkündü. Hatta bazı belediyeler ilçenin tanıtımı için kitap veya matbuata dair bazı yayınları oluyordu. Bu umutla belediyenin yolunu tuttum.
Belediye Başkanı resmi bir iş için Ankara’ya gittiğine dair bilgiyi öğrenince yerine bakan kişiyle görüşmek istedim. Bazen vekil aslından çok uzakta olabiliyordu. Ne için geldiğimi, Artova’da ne için bulunduğumu sanırım yorgunluktan anlatamadım. Öyle ya günlerce yoldaydım ve her akşam farklı mekânlarda konaklıyordum. Meramımı anlatmakta güçlük çekmiş olabilirim.
Belediye binasında aradığım şeyi bulamayınca bir okul aradım. Öyle ya 37 senesi okullarda geçmiş birinin kendini en rahat hissedeceği yer neresi olabilir. Ben, okul ararken Gazipaşa Ortaokulu önünde buldum kendimi. Okulun önünde genç ve yakışıklı iki öğretmen sohbet ediyordu. Birinin ismi Mahmut Aslan idi. Sanırım diğeri de Taner Sarıtaş’tı. Çünkü ikisinin de okuttuğu ders Türkçe idi.
Çok kısa zamanda Artova’da bulunma sebebimi açıklayınca beni öğretmen odasına davet ettiler. Çay eşliğinde orada bulunanlar ile sohbet ettik. Dersi olanlar sınıflarına gidiyor, dersi boş olanlar ise öğretmen odasında kalıyordu. Okulların genel durumları yani.
Orada konuşurken, belediye uğradığımı belki Artova ile ilgili bir kitap olabileceğini düşündüğümü, bu niyetle Artova Belediyesine geldiğimi anlatamadan, oradan çıktığımı söyleyince; öğretmen odasında bulunanların çehrelerinde tuhaf bir gülümseme belirdi.
Bazı şeyler kelimesiz de anlatılıp, anlaşılıyordu…
Konuşmalarda yer yer malumat vermek, bazen eğitime dair konuşmak, bazen nükte yapmak; hâsılı kısa süre içinde neler yapılabilirse onu yaptık.
Okula dair ilk intiba olarak herkesin birbirleriyle samimi bir havada görev yaptıklarına dair bir hisse kapıldım. Zaten küçük sayılabilecek yerleşim yerlerinde bu samimi hava hep vardır. Ben de kısa sürede o havayı sezdim. Zaten 37 senem buralarda geçti. Hatta içeri girdiğimde tanıştığım Nursena Tasa Hanımefendi de ara sıra sohbete katılıyordu.
Kendi ölçeğinde düzenli bir okuldu. Her ilin neredeyse göz ardı edilecek ilçeleri vardır. Bu her yerde böyle olur. Özellikle merkez ve en büyük ilçe ne hikmetse bir adım öndedir. Buna rağmen Gazi Ortaokulu sanki biz de buradayız der gibiydi.
Her ne kadar gülüp konuşsak da aklım Artova ile ilgili kayıt altına alınmış bir şeylerin olup olmadığında kaldı. Belki başkan yerinde olsaydı ilçe hakkında daha aydınlatıcı bilgi verebilirdi. Atalarımız “Taç giyen başa akıl gelirmiş” sözünü boşa söylememiş. Taç giymek ile tacın giyilmesine yardım edenler arasında neredeyse “devasa” bir fark vardı.
Gazipaşa Ortaokulundan çıktıktan sonra, Halk Eğitimi ziyaretini saymazsak, şehri yaya olarak birkaç kere daha dolaştım. Tabii Artova ile ilgili yazacaklarım bitmedi. Bir sonraki yazımda ilçe ile ilgili diğer hatıralarıma geçeceğim. Aradan yaklaşık olarak yedi ay geçti. Ben de aklımda kalanların bir kısmını kaleme aldım.
Bu arada Gazipaşa Ortaokulu öğretmenleri ve bize çay getiren diğer görevlilere teşekkür ederim. “Baki kalan kubbede” birkaç cümle de bizim olsun. Bütün Artovalılara en kalbi selamlarımı yolluyorum.
Yorum Ekle
Yorumlar (0)
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ZEKİ ORDU
YOLUMUZ ARTOVA’YA DÜŞÜNCE
2025 senesinin haziran ayıydı. Tokat ilinin bütün ilçelerini görmek için yola çıkmıştım. Zaten bir sene önce Reşadiye, Başçiftlik ve Niksar ilçelerini görmüştüm. Sırada diğer ilçeler vardı.
Bir ili gezerken önce ikamet ettiğim yere göre en uzağından başlardım. Bu anlayışla Tokat’ın merkezinden sonra; Turhal, Zile ilçesinde çalışmalarımı yapıp; sonra, Artova, Yeşilyurt üzerinden Sulusaray ilçesine uğradım. Sulusaray’da bir gece konaklayıp aynı istikamette geri döndüm.
Sulusaray’dan ayrılıp Yeşilyurt üzerinden Artova ilçesine ulaştım. Âdetim gereği şehri önce vasıta ile daha sonra da yaya yürürdüm. Yaya yürümek şehir hakkında farklı şeyleri görmeye ve hissetmeye yarıyordu.
Şehri yani Artova’yı kendimce dolaştıktan sonra ilk ziyaret ettiğim yer Artova Belediyesi oldu. Bir şehir için en fazla bilgiyi belediyelerden almak mümkündü. Hatta bazı belediyeler ilçenin tanıtımı için kitap veya matbuata dair bazı yayınları oluyordu. Bu umutla belediyenin yolunu tuttum.
Belediye Başkanı resmi bir iş için Ankara’ya gittiğine dair bilgiyi öğrenince yerine bakan kişiyle görüşmek istedim. Bazen vekil aslından çok uzakta olabiliyordu. Ne için geldiğimi, Artova’da ne için bulunduğumu sanırım yorgunluktan anlatamadım. Öyle ya günlerce yoldaydım ve her akşam farklı mekânlarda konaklıyordum. Meramımı anlatmakta güçlük çekmiş olabilirim.
Belediye binasında aradığım şeyi bulamayınca bir okul aradım. Öyle ya 37 senesi okullarda geçmiş birinin kendini en rahat hissedeceği yer neresi olabilir. Ben, okul ararken Gazipaşa Ortaokulu önünde buldum kendimi. Okulun önünde genç ve yakışıklı iki öğretmen sohbet ediyordu. Birinin ismi Mahmut Aslan idi. Sanırım diğeri de Taner Sarıtaş’tı. Çünkü ikisinin de okuttuğu ders Türkçe idi.
Çok kısa zamanda Artova’da bulunma sebebimi açıklayınca beni öğretmen odasına davet ettiler. Çay eşliğinde orada bulunanlar ile sohbet ettik. Dersi olanlar sınıflarına gidiyor, dersi boş olanlar ise öğretmen odasında kalıyordu. Okulların genel durumları yani.
Orada konuşurken, belediye uğradığımı belki Artova ile ilgili bir kitap olabileceğini düşündüğümü, bu niyetle Artova Belediyesine geldiğimi anlatamadan, oradan çıktığımı söyleyince; öğretmen odasında bulunanların çehrelerinde tuhaf bir gülümseme belirdi.
Bazı şeyler kelimesiz de anlatılıp, anlaşılıyordu…
Konuşmalarda yer yer malumat vermek, bazen eğitime dair konuşmak, bazen nükte yapmak; hâsılı kısa süre içinde neler yapılabilirse onu yaptık.
Okula dair ilk intiba olarak herkesin birbirleriyle samimi bir havada görev yaptıklarına dair bir hisse kapıldım. Zaten küçük sayılabilecek yerleşim yerlerinde bu samimi hava hep vardır. Ben de kısa sürede o havayı sezdim. Zaten 37 senem buralarda geçti. Hatta içeri girdiğimde tanıştığım Nursena Tasa Hanımefendi de ara sıra sohbete katılıyordu.
Kendi ölçeğinde düzenli bir okuldu. Her ilin neredeyse göz ardı edilecek ilçeleri vardır. Bu her yerde böyle olur. Özellikle merkez ve en büyük ilçe ne hikmetse bir adım öndedir. Buna rağmen Gazi Ortaokulu sanki biz de buradayız der gibiydi.
Her ne kadar gülüp konuşsak da aklım Artova ile ilgili kayıt altına alınmış bir şeylerin olup olmadığında kaldı. Belki başkan yerinde olsaydı ilçe hakkında daha aydınlatıcı bilgi verebilirdi. Atalarımız “Taç giyen başa akıl gelirmiş” sözünü boşa söylememiş. Taç giymek ile tacın giyilmesine yardım edenler arasında neredeyse “devasa” bir fark vardı.
Gazipaşa Ortaokulundan çıktıktan sonra, Halk Eğitimi ziyaretini saymazsak, şehri yaya olarak birkaç kere daha dolaştım. Tabii Artova ile ilgili yazacaklarım bitmedi. Bir sonraki yazımda ilçe ile ilgili diğer hatıralarıma geçeceğim. Aradan yaklaşık olarak yedi ay geçti. Ben de aklımda kalanların bir kısmını kaleme aldım.
Bu arada Gazipaşa Ortaokulu öğretmenleri ve bize çay getiren diğer görevlilere teşekkür ederim. “Baki kalan kubbede” birkaç cümle de bizim olsun. Bütün Artovalılara en kalbi selamlarımı yolluyorum.