SON DAKİKA
Hava Durumu

YURTTAN SESLER KOROSU VE SOLO TÜRKÜLER

Yazının Giriş Tarihi: 28.04.2026 18:13
Yazının Güncellenme Tarihi: 28.04.2026 18:13

Ardımızda bıraktığımız radyo programlarından biri. Tabii önce radyo çekildi hayatımızdan sonra da radyo ile hafızamıza kazınan programlar.
Radyolar evimizin en müstesna yerinde gündüzleri dinlenirken üzerine örtülmüş olan dantelalı örtü onu tozdan korumak için değil; bir nevi ona verilen itibardan kaynaklanıyordu.
Gün ışırken istiklal marşı ile yayına başlayan ve gece saat 24.00’da sona eren yayın uzun seneler böyle sürdü. Önce özel günlerde, daha sonra da her saat yayında kaldı.
1960’li yılların önemli bir misafiriydi bizim için. Yayında bulunan programlardan bazıları iz bırakmıştır. Bunlar Radyo Tiyatrosu, Arkası Yarın, Koro ve Solo Türküler, Türk Sanat Müziği Sanatçılarından eserler, cumartesi ve pazar günleri radyoya ait bazı stüdyolardan canlı yayınlar, canlı maç yayınları, bazı kültür sanat programları, bilgi yarışmaları, çiftçi programları vs…
En çok ilgi çeken programları başında Türk Halk Müziği Solo ve Koro sanatçılarının icra ettiği programlardı. Bazen falancadan şarkılar bazen de iki solistten türküler gibi programlar olurdu.
Biz daha çok solo eserleri dinlemeyi severdik. Çünkü koro halinde söylenen eserler bize tekdüze gelirdi. Eser değişiyor ses değişmiyor gibiydi. Tek solist de de ses değişmemiş olsa bile sanatçının sesinin rengi ve hançeresi daha belirgin olarak anlaşılıyordu.
Devrin zamanına göre çok ünlü sanatçıları vardı. Biz onları göremezdik. Belki bir gün onlar için de ayrı bir yazı kaleme alırız. Bizim asıl merak ettiğimiz “Saz Sanatçıları” idi. Ne sesini duyabiliyor, ne de kendini görebiliyorduk. Sanatçının söylediği eser onların “çalgı aletleri” sayesinde farklı bir mahiyete dönüşüyordu.
Radyo sunucusu “Yıldıray Çınar’dan” türküler diye ilk duyuruyu yaptıktan sonra, ardından “sanatçıya eşlik eden saz ekibi” diye devam ederdi. İşte merak ettiğim nokta buraydı. Biz o saz ekibinin adını duyardık.
Sunucu kendine has ses tonuyla: Sanatçımıza eşlik eden saz ekibi: Emin Aldemir, Ahmet Gazi Ayhan, Cengiz Akmeriç, Adnan Şeker, Yaşar Aydaş ve Hüseyin İleri” diye programı başlatırdı.
Bahsi geçen bu saz sanatçıları neredeyse bütün ses sanatçılarına eşlik eder, dinleyicilere musiki ziyafeti verirlerdi.
Yılarca bu saz sanatçıların ismini radyodan dinledik. Bir nevi programın gizli kahramanlarıydı. Ses sanatçılarının hem adını duyar, hem onları sesinden tanırdık. Bir Bedia Akartürk herkes tarafından bilinirdi. Erkeklerden Neşet Ertaş ve Yıldıray Çınar farklı bir ses tonuna sahipti. Nuri Sesigüzel tek başına bir okuldu.
Ayrıca medya denilen yazılı basında sanatçıların fotoğrafı çıkardı. Biz bu sanatçıları bu halleriyle de görürdük. Bazı sanatçılar sinemada da boy gösterir ve tamamen içimizden biri olurdu. Bütün bunlara rağmen saz sanatçılarını bir türlü tanıyamazdık.
Aradan seneler geçti. Geçenlerde internette eski sanatçıları araştırırken bizim neslin tanıdığı bir sanatçının ses kaydına rastladım. O zamanlar televizyon olmadığı için TRT’den alınmış küçük bir bölümdü. Ses kaydından TRT sunucusu “Aliye Akkılıç’tan türküler” diye başladı söze ve “Sanatçıya eşilik eden saz sanatçıları” diye devam etti. Saz sanatçılarının ismini duyunca bundan 60 sene önceye gittim.
İster ses sanatçıları, ister saz sanatçıları olsun; acaba bunlardan kaç tanesi hayatta. Zaten hayatta olsun veya olması yaşı ellinin üzerinde olan kişiler tanır onları.
Günümüz nesli ise Türk Sanat Müziği veya Türk Halk Müziği dinlemediği için, yaşayanların bile bir kıymeti harbiyesi yok onlar için. Eskiden Türk Sanat Müziği için “Sözlerini anlamıyoruz” diyen “Ğ” kuşağı acaba Japonya’dan, İspanya’dan dinlediği şarkıların sözlerini biliyorlar mı?
Bu konuya girmeyelim şimdi.
Bir devre damga vurmuş ses ve saz sanatçılarımızdan kalanlara vefat edenlere de rahmet diliyorum.

Yorum Ekle
Gönderilen yorumların küfür, hakaret ve suç unsuru içermemesi gerektiğini okurlarımıza önemle hatırlatırız!
Yorumlar (0)
Yükleniyor..
logo
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.