Fatsa Çevre Derneği, Kabakdağı Mahallesi’nde ilçe genelinde yürütülen maden faaliyetlerine karşı mahalle sakinlerini bilgilendirmek amacıyla toplantı düzenledi.
Haber Giriş Tarihi: 03.04.2026 18:20
Haber Güncellenme Tarihi: 03.04.2026 18:22
Kaynak:
Haber Merkezi
Yoğun katılımın sağlandığı buluşmada, çevre mahallelerin muhtarları ve vatandaşlar da destek verdi. Toplantıda maden faaliyetlerinin doğaya, tarıma ve yaşam alanlarına vereceği zarar sert ifadelerle dile getirildi. Katılımcılar, “Toprağımıza sahip çıkacağız” diyerek kararlı bir duruş sergiledi.
Toplantıda konuşan Kabakdağı Mahallesi Muhtarı Meryem Meli Keskin, mahallelerinin maden faaliyetleri ile anılmasından büyük üzüntü duyduğunu ifade ederek, “Gönül isterdi ki mahallemizde tarih ve bilim konuşulsun, kültürel faaliyetler yapılsın. Şu anda 100 şehit veren mahallemizde, okulda bu toplantıyı yapmak gerçekten acı verici. Bu duruma çok üzülüyoruz. Ben şehit torunuyum. Dedem 5 yaşında Gürcistan’dan gelmiş, 35 yaşında ikinci defa askerliğe çağrılmış ve vatani görevini yapmıştır. Hangi kapıya gitsek bu hikâyeleri dinleriz. Bu topraklar çok değerli ve bu değerimize sahip çıkmak herkesin görevidir” dedi.
Fatsa Çevre Derneği Başkanı Zeki Odabaş ise konuşmasında, maden çalışmalarına karşı mücadelede geri adım atılmayacağını vurgulayarak, “Bu topraklar bizim, talana izin vermeyeceğiz” mesajı verdi.
Madencilik faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Odabaş, toplumda bu konuya dair yeterli bilgi olmadığını belirterek, kendilerinin bilimsel veriler ışığında hareket ettiklerini söyledi.
“SONUÇ RAPORLARLA ORTAYA ÇIKTI”
Madenciliğin ne olduğu ve bölgeye etkileri konusunda herkesin bilgi sahibi olmasının zor olduğunu ifade eden Odabaş, farklı meslek gruplarının bu alana uzak olduğunu dile getirdi. Bu nedenle dernek bünyesinde oluşturulan bilim kurulu ile çalışmalar yürüttüklerini belirten Odabaş, çevreye etkilerini öğrenmeden kamuoyunun karşısına çıkmak istemediklerini vurguladı.
Bilim kurulu kapsamında Prof. Dr. Mehmet Aydın tarafından maden sahasının farklı noktalarından alınan 42 numunenin analiz edildiğini aktaran Odabaş, elde edilen raporların önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi. Kamuoyunda genellikle siyanür üzerinden tartışma yürütüldüğünü belirten Odabaş, dernek olarak siyanürün yanı sıra onun geride bıraktığı ağır metal kirliliğine de dikkat çekti.
“CİDDİ RİSK OLUŞTURUYOR”
Siyanüre doğrudan temas olmadıkça etkisinin sınırlı olabileceğini, ancak toprağa karıştığında ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Odabaş, Fatsa’nın Bahçeler Mahallesi’nde yapılan incelemelerde topraktan 39 farklı metal elementinin alındığını söyledi. Normalde zararsız halde bulunan bu metallerin siyanürle kimyasal tepkimeye girerek kalıcı hale geldiğini ifade eden Odabaş, “Bir daha eski haline gelmiyor. Asıl büyük tehlike de budur” dedi. “TEHLİKE ÇOK BÜYÜK”
Ülkede doğal kaynaklar üzerinde büyük oyunlar oynandığını öne süren Odabaş, madenciliğin basit bir konu olmadığını ve Türkiye genelinde değerli olan her şeyin tehdit altında olduğunu savundu. Bu nedenle toplumun daha dikkatli ve bilinçli olması gerektiğini dile getirdi. Hazırlanan raporu Hacettepe Üniversitesi’nden bir profesöre de gönderdiğini belirten Odabaş, Elekçi Deresi bölgesinde kirliliğin devam etmesi halinde 10-15 yıl içinde yeni doğacak bebeklerden başlayarak bölge nüfusunun büyük bölümünde kanser vakalarının görülebileceği yönünde uyarı yapıldığını, tehlikenin çok büyük olduğunu aktardı.
“BÖLGEDE YAKLAŞIK 5 MİLYON 200 BİN METREKÜP ATIK OLUŞTU”
Fatsa Çevre Derneği Başkan Yardımcısı Alaaddin Yılmazer ise yaptığı açıklamada bölgede yürütülen madencilik faaliyetlerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Yılmazer, madenciliğin bölgeye ekonomik katkı sağlamadığını, aksine çevresel zararların kalıcı hale geldiğini ifade etti.
ÇED raporlarına da atıfta bulunan Yılmazer, bölgede yaklaşık 5 milyon 200 bin metreküp atık oluştuğunu ve bu atıkların sülfürlü sular aracılığıyla çevreye yayılmaya devam ettiğini söyledi. Söz konusu alanların artık tarım ve hayvancılık için kullanılamayacak hale geldiğini vurgulayan Yılmazer, bu durumun toprak kaybına yol açtığını dile getirdi.
Kabakdağı özelinde konuşan Yılmazer, madenciliğin etkilerini “kanser hücresine” benzeterek, bu etkilerin zamanla tüm Karadeniz geneline yayılabileceğini savundu. Daha önce bölge halkına verilen sözlerin tutulmadığını belirten Yılmazer, “Beş yıl çalışıp zarar vermeyeceklerini, su kullanmayacaklarını söylemişlerdi. Ancak bugün bunun böyle olmadığını çok açık görüyoruz” açıklamasında bulundu.Yapılan konuşmaların ardından soru-cevap şeklinde devam eden toplantı vatandaşların ve mahalle muhtarlarının maden karşıtı imzalarının ardından sona erdi.
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
KABAKDAĞI’NDAN MADENE SERT DİRENİŞ!
Fatsa Çevre Derneği, Kabakdağı Mahallesi’nde ilçe genelinde yürütülen maden faaliyetlerine karşı mahalle sakinlerini bilgilendirmek amacıyla toplantı düzenledi.
Yoğun katılımın sağlandığı buluşmada, çevre mahallelerin muhtarları ve vatandaşlar da destek verdi. Toplantıda maden faaliyetlerinin doğaya, tarıma ve yaşam alanlarına vereceği zarar sert ifadelerle dile getirildi. Katılımcılar, “Toprağımıza sahip çıkacağız” diyerek kararlı bir duruş sergiledi.
Toplantıda konuşan Kabakdağı Mahallesi Muhtarı Meryem Meli Keskin, mahallelerinin maden faaliyetleri ile anılmasından büyük üzüntü duyduğunu ifade ederek, “Gönül isterdi ki mahallemizde tarih ve bilim konuşulsun, kültürel faaliyetler yapılsın. Şu anda 100 şehit veren mahallemizde, okulda bu toplantıyı yapmak gerçekten acı verici. Bu duruma çok üzülüyoruz. Ben şehit torunuyum. Dedem 5 yaşında Gürcistan’dan gelmiş, 35 yaşında ikinci defa askerliğe çağrılmış ve vatani görevini yapmıştır. Hangi kapıya gitsek bu hikâyeleri dinleriz. Bu topraklar çok değerli ve bu değerimize sahip çıkmak herkesin görevidir” dedi.
Fatsa Çevre Derneği Başkanı Zeki Odabaş ise konuşmasında, maden çalışmalarına karşı mücadelede geri adım atılmayacağını vurgulayarak, “Bu topraklar bizim, talana izin vermeyeceğiz” mesajı verdi.
Madencilik faaliyetlerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Odabaş, toplumda bu konuya dair yeterli bilgi olmadığını belirterek, kendilerinin bilimsel veriler ışığında hareket ettiklerini söyledi.
“SONUÇ RAPORLARLA ORTAYA ÇIKTI”
Madenciliğin ne olduğu ve bölgeye etkileri konusunda herkesin bilgi sahibi olmasının zor olduğunu ifade eden Odabaş, farklı meslek gruplarının bu alana uzak olduğunu dile getirdi. Bu nedenle dernek bünyesinde oluşturulan bilim kurulu ile çalışmalar yürüttüklerini belirten Odabaş, çevreye etkilerini öğrenmeden kamuoyunun karşısına çıkmak istemediklerini vurguladı.
Bilim kurulu kapsamında Prof. Dr. Mehmet Aydın tarafından maden sahasının farklı noktalarından alınan 42 numunenin analiz edildiğini aktaran Odabaş, elde edilen raporların önemli sonuçlar ortaya koyduğunu söyledi. Kamuoyunda genellikle siyanür üzerinden tartışma yürütüldüğünü belirten Odabaş, dernek olarak siyanürün yanı sıra onun geride bıraktığı ağır metal kirliliğine de dikkat çekti.
“CİDDİ RİSK OLUŞTURUYOR”
Siyanüre doğrudan temas olmadıkça etkisinin sınırlı olabileceğini, ancak toprağa karıştığında ciddi risk oluşturduğunu vurgulayan Odabaş, Fatsa’nın Bahçeler Mahallesi’nde yapılan incelemelerde topraktan 39 farklı metal elementinin alındığını söyledi. Normalde zararsız halde bulunan bu metallerin siyanürle kimyasal tepkimeye girerek kalıcı hale geldiğini ifade eden Odabaş, “Bir daha eski haline gelmiyor. Asıl büyük tehlike de budur” dedi.
“TEHLİKE ÇOK BÜYÜK”
Ülkede doğal kaynaklar üzerinde büyük oyunlar oynandığını öne süren Odabaş, madenciliğin basit bir konu olmadığını ve Türkiye genelinde değerli olan her şeyin tehdit altında olduğunu savundu. Bu nedenle toplumun daha dikkatli ve bilinçli olması gerektiğini dile getirdi. Hazırlanan raporu Hacettepe Üniversitesi’nden bir profesöre de gönderdiğini belirten Odabaş, Elekçi Deresi bölgesinde kirliliğin devam etmesi halinde 10-15 yıl içinde yeni doğacak bebeklerden başlayarak bölge nüfusunun büyük bölümünde kanser vakalarının görülebileceği yönünde uyarı yapıldığını, tehlikenin çok büyük olduğunu aktardı.
“BÖLGEDE YAKLAŞIK 5 MİLYON 200 BİN METREKÜP ATIK OLUŞTU”
Fatsa Çevre Derneği Başkan Yardımcısı Alaaddin Yılmazer ise yaptığı açıklamada bölgede yürütülen madencilik faaliyetlerine yönelik sert eleştirilerde bulundu. Yılmazer, madenciliğin bölgeye ekonomik katkı sağlamadığını, aksine çevresel zararların kalıcı hale geldiğini ifade etti.
ÇED raporlarına da atıfta bulunan Yılmazer, bölgede yaklaşık 5 milyon 200 bin metreküp atık oluştuğunu ve bu atıkların sülfürlü sular aracılığıyla çevreye yayılmaya devam ettiğini söyledi. Söz konusu alanların artık tarım ve hayvancılık için kullanılamayacak hale geldiğini vurgulayan Yılmazer, bu durumun toprak kaybına yol açtığını dile getirdi.
Kabakdağı özelinde konuşan Yılmazer, madenciliğin etkilerini “kanser hücresine” benzeterek, bu etkilerin zamanla tüm Karadeniz geneline yayılabileceğini savundu. Daha önce bölge halkına verilen sözlerin tutulmadığını belirten Yılmazer, “Beş yıl çalışıp zarar vermeyeceklerini, su kullanmayacaklarını söylemişlerdi. Ancak bugün bunun böyle olmadığını çok açık görüyoruz” açıklamasında bulundu.Yapılan konuşmaların ardından soru-cevap şeklinde devam eden toplantı vatandaşların ve mahalle muhtarlarının maden karşıtı imzalarının ardından sona erdi.
Kaynak: Haber Merkezi
En Çok Okunan Haberler