ODÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Bektaş: “Türkiye’de Her Sene Kalp Krizinden Yaklaşık 250-300 Bin Kişi Ölüyor”
ODÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Bektaş: “Türkiye’de Her Sene Kalp Krizinden Yaklaşık 250-300 Bin Kişi Ölüyor”
Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Bektaş, 29 Eylül Dünya Kalp Günü vesilesiyle kalp hastaları için önemli bilgiler paylaşmanın yanı sıra Covid-19 sürecinde kalp hastalarına önerilerde bulundu.
Haber Giriş Tarihi: 07.10.2020 12:38
Haber Güncellenme Tarihi: 07.10.2020 12:38
Kaynak:
Haber Merkezi
fatsagazetesi.net
T.C. Sağlık Bakanlığı ve Türkiye Halk Sağlığı Kurumu tarafından yayınlanan verilere göre, kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin 2030 yılında daha da artacağı tahmin edebileceğini vurguladı.
Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Bektaş, risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az %80'inin önüne geçilebilir olduğunu da değindi.
Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; koroner arter hastalığı sıklığı erkeklerde %3,8, kadınlarda %2,3’tür.Bu oranların yaş ile beraber daha da artmaktadır. Ek olarak yaklaşık olarak ülkemizde yıllık 400 binin üzerinde yeni kalp hastalığı tanısı konmakta ve 250-300 bin civarında insanımızı da bu hastalıklardan kaybetmekteyiz. Kalp damar hastalıklarının sıklık yüzdelerini daha önemli kılan şey, tüm dünyada bulaşıcı olmayan hastalıklara bağlı ölümlerin % 46,2’si (17,5 milyon) kalp ve damar hastalıkları nedeniyle gelişmesidir. Bu ölümlerin 7,4 milyonu kalp krizine (iskemik kalp hastalığı), 6,7 milyonu inmeye bağlı olduğu bildirilmekte. Koroner kalp hastalığının birçok formunu, kalp yetersizliği, romatizmal kalp hastalıkları, kalp kapak hastalıkları, konjenital (doğuştan) kalp hastalıkları, kardiyomiyopatileri(kalp kası hastalıkları) ve bazı kronikleşmiş aritmileri(uzun süreli ritim bozuklukları) saymak mümkün.
KRONİK KALP RAHATSIZLIKLARININ BİRÇOĞU ÖNLENEBİLİR VE KONTROL EDİLEBİLİR
Kronik kalp rahatsızlıklarının birçoğunun önlenebilir ve kontrol edilebilir olduğunu ifade eden Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim ÜyesiDoç. Dr. Osman Bektaşşunları söyledi: “Birçok hastalıkta olduğu gibi kalp hastalıklarında daerken teşhis ve tedaviye başlanması çok önemlidir. Kronik kalp rahatsızlığı deyince günümüzde; bu grup içinde değerlendirilen birçok farklı hastalık ve çok çeşitli tedavi seçeneklerimiz var. Örnek vermek gerekirse; özellikle kalp damar hastalıklarında kan sulandırıcı ve kolesterol düşürücü ilaçlarının tedavideki başarılı sonuçları artık tartışılamayacak kadar fazladır. Ek olarak betabloker grubu ilaç kullanarak, tekrar kalp krizi riskini yaklaşık %35-40 oranında, ani kardiyak ölüm oranını %30 oranında azaltma imkânımız var. Bu alanlarda geliştirilen yeni ilaçlar sayesinde; örneğin yeni nesil antiagregan(kan sulandırıcı), kalp yetersizliği ilaçları gibi tedavilere ek olarak, hem koroner girişim yöntemlerinin hemde girişimsel ritim bozukluğu tedavileri, gelişen koroner stent teknolojisi ve cihaz tedavileri elimizi oldukça güçlendirmektedir. Tüm bu gelişmelere ek olarak, Dünya Kalp Federasyonu, Kalp ve damar hastalıklarına bağlı ölümlerin 2025 yılına kadar %25 oranında azaltmayı hedeflediklerini belirtmektedir.
Erken teşhis ve erken tedaviye başlanması çok önemlidir diyen Doç. Dr. Osman Bektaş: “Örneğin; Hipertansiyon herhangi kardiovasküler olumsuz etkisi olmadan tedavi edebileceğimiz bir hastalıktır. Hipertansiyon vücuttaki tüm damarlarda olduğu gibi koronerler(kalp damarları) üzerinde ve kalbin kasılma ve gevşeme fonksiyonlarına da olumsuz etki yapar. Birçok tansiyon ilaçlarıtedavi seçeneğimiz olmasına rağmen, erken teşhis, hasta uyumu ve tedaviyi devam ettirmesi durumunda başarılı olma şansımız vardır.”
Doğru ve düzenli tedaviyle inmelerin yaklaşık yüzde %90’ı önlenebilir
İnmenin, beynin bir bölgesine giden damarın tıkanmasıyla kan akımının engellenmesi sonucu oluşan bir hastalık olduğunu ifade eden Doç. Dr. Osman Bektaş: “İnmelerin bir kısmı beyin kanamasına bağlı olsa da yaklaşık %80-85’i beyne kan götüren damarların tıkanmasına bağlı olarak gelişmektedir. İnme, kalp hastalığı ve kanserden sonra dünyada üçüncü sıradaki ölüm nedeni olarak bilinmektedir. Ülkemizde beyin damar hastalık sıklığı erkeklerde %1,8; kadınlarda %2,2’dir.
Çoğunlukla yüksek kan basıncı, yüksek kolesterol, obezite, sigara kullanımı ya da diyabet gibi risk faktörleri kalp hastalığı ve inme için ortak risk faktörleridir. Yani risk faktörlerinin benzerliğine paralel olarak, hem kalp damarlarında hem de beyin damarlarında da tıkanıklığa ve daralmaya sebep olmaktadır. Ek olarak bazı kalp ritim bozukluklarının(örneğin Atrial fibrilasyon) da inme riskini artırdığı bilinmektedir. Tüm iskemik inmelerin en az %15-20’si diğer faktörlerden bağımsız olarak doğrudan atrial fibrilasyona bağlı olarak gelişmektedir. Doğru ve düzenli tedavi risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla inmelerin yaklaşık yüzde%90’nı önlenebileceği düşünülmektedir. Ancak yine de kontrol edilebilir risk faktörlerinin ortadan kaldırmaya çalışmanın en önemli aşama olduğunu söyleyebiliriz” ifadelerini kullandı
OBEZİTE VE FİZİKSEL AKTİVİTE YETERSİZLİĞİ KALP DAMAR HASTALIĞI GELİŞME RİSKİNİ ARTIRIYOR
Her yıl dünyada yaşanan ölümlerin yaklaşık %6'sının hareketsizlikten kaynaklandığının altını çizen Doç. Dr. Osman Bektaş: “Obezite ve fiziksel aktivite yetersizliği kalp damar hastalığı gelişme riskini artırdığı bilinmektedir. Dolayısıyla hareketli bir hayat sürmek kalp damar hastalıklarından korunmamıza yardımcı olacaktır.” şeklinde konuştu
Obezite, kalbin iş yükünü artırmakla beraber, kalp damar hastalıkları risk faktörlerin gelişmesine de sebep olabilir diyen Doç. Dr. Osman Bektaş: “Özellikle santral obezite dediğimiz, bel çevresinde toplanan yağ, diyabet, hipertansiyon ve kan yağlarının yüksekliği ile karakterize olan metabolik sendromla sonuçlanabilir. Özellikle tüm dünyada ve ülkemizde yaşam tarzının değişmesiyle beraber, hareketsizliğin artması, bilgisayar yada televizyon karşısında geçirilen zamanların uzaması ve üstüne şeker, tuz, doymuş yağ ya da trans yağ içeriği yüksek olan gıdaların tüketiminin artması kalp damar hastalıklarına davetiye çıkarmaktadır.Kan yağlarından (özellikle kötü kolesterol denilen (LDL) tipi, trigliserid) yüksekliği de kalp damarları üzerinde olumsuz etkilere neden olur. Bu nedenle kolesterol düzeyini belli bir seviyede tutmak için hayvansal yağ tüketimine dikkat edilmelidir.”dedi.
Doç. Dr. Osman Bektaş: “Stres modern toplumun hastalığı olarak ifade edilse de, günlük yaşamın bir parçası haline gelmiştir. Stresli, sinirli, öfkeli davranış biçimi olan insanlarda, kalp damar hastalıkları ve hipertansiyonun daha fazla gözlemlendiği söylenebilir. Bunlara ek olarak stresli yaşam biçimi, kalp damar hastalıkları için risk faktörleri olan sigara kullanımı ve kötü beslenmeyi de artırabileceği düşünülmektedir. Sigara özellikle akciğer olmak üzere, diğer birçok organ üzerinde olduğu gibi kalp için de çok zararlıdır ve kalp damar hastalıklarını ve inme riskini artırmaktadır uyarısı yapan Doç. Dr. Bektaş, “Dolayısıyla sigarayı bırakmak, kalp hastalığı ve inme riskini azaltacaktır. Dünya Kalp Federasyonu’na göre, tütün kullanımı, sağlıksız beslenme ve fiziksel aktivite yoksunluğu gibi başlıca risk faktörlerinin kontrol altına alınması ile kalp hastalığı ve inmeye bağlı erken ölümlerin en az %80'inin önlenebileceğini bildirmektedir” ifadelerini kullandı.
COVID-19 döneminde bunlara dikkat
Doç. Dr. Osman Bektaş, COVID-19 dönemiyle ilgili önerilerini şöyle sıraladı:
"COVID-19 enfeksiyonu, yayınlanan raporlara göre doğrudan yada dolaylı olarak kalp kası hasarı, hayati ritim bozuklukları, koroner damarlarda pıhtı oluşumu gibi kalp ve damar sistemi üzerinde istenmeyen bir çok olayla ilişkilidir. Eşlik eden kalp damar hastalığı varlığında enfeksiyona bağlı ciddi hastalık ve ölüm riski önemli oranda arttığını artık biliyoruz.
COVID-19 nedeniyle hastaneye yatırılan hastaların yaklaşık %40’ında kalp damar hastalıkları eşlik etmektedir. COVID-19 enfeksiyonunda kalp damar hastalığı olanlarda ölüm oranları yaklaşık %10 iken, bu oran sağlıklı bireylerde %1-2 arasında seyretmektedir. Özetle kalp damar hastalıkları olan hastalar, COVID 19’a yakalandığında hastalık daha ölümcül seyretmektedir.
COVID-19 pandemisi sürecinde, özellikle ülkemizde artan vaka sayıları göz önüne alındığında kalp hastalarının, toplumun diğer bireylerinin de yapması gerekenler gibi dengeli beslenme, egzersiz yapma, maske kullanımı, sosyal mesafenin korunması, kalabalık ortamlardan uzak durulması ve kişisel hijyen gibi hastalıktan korunma yöntemlerine daha da fazla dikkat etmelerini öneriyorum.
Bu hastalıktan koruyucu izolasyon tedbirlerine, kendilerine katı kurallar koyarak uymalarını, hala aralarında sigara kullananlar varsa hemen bırakmalarını özellikle tavsiye ediyorum. Bu hem kendilerini hem de tüm sağlık çalışanlarını mutlu edecektir.”
Sizlere daha iyi hizmet sunabilmek adına sitemizde çerez konumlandırmaktayız. Kişisel verileriniz, KVKK ve GDPR
kapsamında toplanıp işlenir. Sitemizi kullanarak, çerezleri kullanmamızı kabul etmiş olacaksınız.
En son gelişmelerden anında haberdar olmak için 'İZİN VER' butonuna tıklayınız.
ODÜ Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Bektaş: “Türkiye’de Her Sene Kalp Krizinden Yaklaşık 250-300 Bin Kişi Ölüyor”
Ordu Üniversitesi Tıp Fakültesi Kardiyoloji Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Doç. Dr. Osman Bektaş, 29 Eylül Dünya Kalp Günü vesilesiyle kalp hastaları için önemli bilgiler paylaşmanın yanı sıra Covid-19 sürecinde kalp hastalarına önerilerde bulundu.
En Çok Okunan Haberler